Murat Sevinç
Zihnimde yeni yılın ilk yazısını kurarken, bambaşka bir konu için oturdum bilgisayarın başına. Dün gece fark ettim, gazeteci Murat Ağırel bir paylaşım yapmış, aldığı tehditlerle ilgili bilgi vermiş. Takma isimli bir hesap Ağırel’in çocuklarıyla fotoğrafını paylaşmış ve çok tanıdık lümpen bir dille kız çocuğuna yönelik saldırgan bir şeyler yazmış. Böyle anlarda başıma bir ağrı saplanıyor. İstediğiniz kadar ülke koşullarının farkında ve her rezilliği umarak yaşayın, her gün türlü edepsizliklere tanık olun; yine de bir insanın küçük çocuğuna yönelik süfli-tehditkâr bir dilin bu denli pervasızca kullanılabiliyor oluşu çileden çıkarıyor insanı.

Tanık olduğumuz üslup üç beş lümpen serserinin işi olmaktan çıkalı çok oldu, özellikle muhalif cenahın ciddiye aldığı her sektörden insana yönelik şedit dil alışkanlık haline geldi. Gazeteci Ağırel’in şimdi yaşadığının nedeni, yanlış anlamadıysam, yasadışı bahisle ilgili araştırmalarında/haberlerinde bir spor kulübünün eski yöneticisinin adının geçmesi. Gerekçenin hiçbir önemi olmadığını ısrarla vurgulamak isterim.
Ağırel uzunca açıklama yazmış sayfasında, ilgili birimlere çocuklarını gözetmeye çalışan ‘baba’ sıfatıyla seslenmiş. Bu nevi hesaplar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, iki yıldır doğru dürüst bir sonuç elde edemediğini, söz konusu kişilerin dahil oldukları iletişim gruplarınca yönlendirildiğini, kimi yayıncıların da linç ve hedef gösterme telaşına kapıldığını, yaşadıklarında bu tarz yayınların etkisi olduğunu belirtmiş. Benzer içerikte başkaca tweetleri de paylaşmış, küfür kıyamet, ölüm tehdidi, eş ve çocuklara hakaret… mide bulandırıcı.
O kulüp, bu parti, şu oluşum, öteki beriki… fark etmiyor memlekette. Birileri, kendince makul bulduğu bir nedenle hedef seçtiği ve muhalif olduğu için çok daha dokunulabilir gördüğü insanlara her şeyi yapıp söyleyebileceğini düşünüyor. Böyle düşünmekte haksız da değiller, zira muhalife dönük lümpen ve mafyatik dil, hak ettiği muameleyle karşılaşmıyor nicedir.
Benzer tehditler alan, eleştiriyi çok aşan ifadelere maruz kalan diğerleri gibi Ağırel’in muhatap olduğu tehdit dilinin de faşizan nitelikte olduğunu söylemenin, olup biteni doğru adlandırmanın hayatî olduğu kanısındayım. Bir toplumsal-siyasal atmosferin ürünü, ne idüğü belli bir ideolojinin çok tanıdık jargonuyla karşı karşıyayız cümleten. Hal böyleyken, tanık olduğumuz dilin-tutumun muhatabı yalnızca bir gazeteci değil, milyonlarca yurttaş.
Ağırel’in siyasi görüşünün, kimi sevip sevmediğinin, güncel siyasete dair değerlendirmelerinin vs. bu bağlamda bir önemi yok. Bundan önceki yazım Leyna Zana ve Göze Şeker’e yönelik sözlü linç girişimi üzerineydi ve onların başına gelenle Ağırel’in yaşadığı arasındaki bağı görmek zor olmasa gerek. Yarın bir başkasının kapısını çalacak aynı saldırganlık. Yazının başlığındaki ‘ünlem’ işaretinin nedeni bu; evet Ağırel yalnız bırakılmamalıdır ve evet herkes bir gün başka bir gerekçeyle, başka bir kişi ya da grup tarafından aynı faşizan-izansız dille yüz yüze kalabilir.
Ağırel, cevval bir araştırmacı gazeteci ve bu işler birilerinin ayağına basmadan yapılmıyor. ‘Haber alan’ konumundaki bizler ise, her suskunluğumuz ya da itirazımızda, yönetilmek istediğimiz ve hak ettiğimiz siyasal düzeni, idareyi, memleketi seçiyoruz. Murat Ağırel ve tehdit edilen, şu ya da bu kesimin baskısına maruz kalan her kalemin yanında durmak, bana kalırsa bir yurttaşlık görevi.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.02.2026
14.02.2026
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025