Mustafa Karaalioğlu
Dış politika ne kadar uzun süreçli ve sabır isteyen bir mesai ise o kadar da sürprizler ve hatta hayalkırıkları barındırır. Bu kuralı teyit eden en açık örnek Suriye dosyasıdır… Suriye iç savaşı, Arap baharının son halkası olarak başladı ve giderek içinden çıkılmaz bir hal aldı. Başlangıçta bu soruna ilişkin yapılan bütün hesaplar şaştı ve bazı ülkeler avantaj kaybederken bazıları ummadıkları fırsatlar buldular, ummadıkları imkanlara kavuştular.
***
Tablo, açık ki Türkiye, Suudi Arabistan, ABD ve hatta birçok bölgesi ülkesi için planlandığı gibi gelişmedi. Sebepleri nedir, niye böyle oldu bahsi ayrı ama sonuçta Suriye’de olup bitenler istenilenden çok uzakta bir yere demirlemiş bulunuyor. Asıl problem şu ki, Türkiye ile birlikte umduğunu bulamayan ülkelerin herhangi biri Suriye’de oluşmakta olan yeni statüko nedeniyle ‘doğrudan’ zarara uğrama riski taşımıyor. ABD veya Suudi Arabistan da Esad’ın gitmesini istiyordu ama gitmemiş olması onlar için hayati bir risk değildir. Dahası, bu ülkenin toprak bütünlüğünün zarar görmesi bile bu ülkeler için ürkütücü bir sonuç sayılmayabilir.
Ne var ki Türkiye için böyle değil… En başta Kuzey Suriye hattı boyunca bir PYD/YPG bölgesinin çevrelenmesi, bu güçlerin ABD silahlarıyla donatılması birinci büyük problemdir. Türkiye, PKK sorununu ve buna bağlı olarak YPG’nin ne denli bir tehdit olduğunu dünyaya anlatamadı. Burada açılan makas da kapanmaz hale geldi. İkinci olarak, Şam’da tamamen Türkiye düşmanı bir liderin iktidara devam edecek olması en az YPG kadar güvenlik riski barındırmaktadır. Ve elbette yeni Suriye denkleminde Ankara’nın değil de bilakis tamamen Ankara’nın zıddına tezlerle üstünlük kuran Moskova ve Tahran’ın rol sahibi olması üçüncü büyük risk olarak önümüzde durmaktadır. Bunlara ilaveten bir de başlangıçta işbirliği içinde olduğumuz ABD’nin şimdi karşı blok lehine kayması var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya seyahati öncesinde, üstelik Rusya dahil Suriye dosyasındaki bütün ‘rakip’ ülkeleri ağır ifadelerle eleştirmesi bu sorunların hangisiyle ilgili bilmiyoruz. Muhtemelen hepsine birden reaksiyon gösteriyor. Hiç şüphesiz ABD ile Rusya’nın Türkiye’nin tezlerini dışarıda tutarak bir anlaşma yoluna girmelerine itiraz ediyor. Erdoğan şöyle diyor:
“Dünya ahmak değil. Bazı gerçekler maalesef farklı söyleniyor ama uygulaması farklı oluyor. (Rusya ABD anlaşması için) Ben bu ifadeleri anlamakta zorlanıyorum. Askeri çözüm mümkün değil deniliyor. Öbür tarafta merkezi yönetimin şu ana kadar askeri yöntemlerle öldürdüğü insan sayısı 1 milyona ulaştı. Askeri çözüm söz konusu değilse, o zaman çeksinler askerlerini. Orada Türkiye’nin askeri yok ki. Çeksinler askerlerini, siyasi yönteme başvurulsun. Bir an önce hep birlikte orada seçime gitmenin yolları aransın.”
***
Erdoğan ayrıca “Suriye’ye 911 kilometre sınırı olan biziz. Bu kadar uzun sınırı olan bir başka ülke yok. Taciz, tacizin yanında sürekli olarak tehdit alan bizim şehirlerimiz” diyerek bütün aktörlere bir anlamda “sizin tuzunuz kuru” mesajını da veriyor.
Şimdi… Bir anlaşma gerçekte mümkün olur mu, olsa da uygulanır mı şüpheli ama bu manzara Suriye’de herkesin sorunu bitse de Türkiye’nin derdinin devam edeceğini gösteriyor. ‘Yapıcı’ girişimler sonuç almadığına göre Ankara’nın elinde kalan tek diplomatik güç ‘bozucu’ gücünü kullanmaktadır. Türkiye olmadan, Türkiye rıza göstermeden; yani Türkiye’nin kaygıları giderilmeden bir uzlaşma sağlanamayacağını gösteren yeni enstrümanların devreye girmesi gerekiyor.
Dolayısıyla Suriye dosyasında şimdi en zor ve en hassas aşamaya gelinmiş bulunuyor. Yalnız ama güçlü olmanın şart olduğu bir aşamaya…
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025