Mustafa PAÇAL
Demokratik ekonomi ya da ekonominin demokratikleşmesi, dünyada üzerinde çokça tartışılan bir konu henüz olamadı. Hele bizim gibi siyasi demokrasi ve devletin demokratikleşmesi gibi sorun stokları birikmiş ülkelerde bu konunun fazlaca gündeme gelmemesini normal karşılamak gerekir.
Ancak yine de demokratik ekonomi tartışmalarını böyle de olsa elden bırakmamak, siyasi demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesi için de, gündemden düşürmemekte fayda görenlerdenim.
Zira idari ve siyasi yönetim yapımızın oldukça merkezî olduğu ülkemizde, ekonomik kararlar bundan daha da merkezî ve kapalı bir yönetim yapısı içinde ele alınıyor.
Örneğin 2013 yılı merkezî yönetim bütçesi, Sayıştay raporlarının bile Meclis’e gelemediği bir durumda yürürlüğe konuldu. Hakeza Kamu İhale Kurumu, neredeyse kamu ihalelerini sadece izleyen, müdahale edemeyen bir kurum hâline getirildi. Askerî harcamalar ise içler acısı; hangi silahı, askerî aracı veya savaş uçağını neden veya hangi ihtiyaçtan dolayı aldığımızı bilmek kamuoyu için tamamen bir kozmik nokta durumda bulunuyor.
Yerel yönetim bütçelerinin oluşturulması ve ihalelerin ve harcamaların yapılması, her türlü sivil ve siyasi katılıma kapalı ortam ve çıkar ilişkileri içinde kararlaştırılması ayrı bir sorun alanı.
Şirket ve bankaların, bütçelerini, dağıtacakları kârları kapalı yönetim yapıları içinde almaları ve karar süreçlerinin, esas patron ve CEO’lara doğru daralan, dışarıya doğru kapanan bir karar düzeneği içinde olması, zaman içinde şirket krizlerine ve hatta küresel ekonomiyi etkileyen krizlere de neden olabiliyor.
İşte sarsıcı bir örnek: 2001 yılı başlarında ortaya çıkan Enron skandalı. Amerikan enerji devi Enron şirketinin denetimlerini yapan, Arthur Andersen danışmanlık ve denetim şirketinin, yapmış olduğu denetimlerin raporlarını ilgili bakanlıklara vermeyerek imha etmesi ve sonrasında bu rapordaki kimi bilgilere göre şirketin sahte ortaklarının ortaya çıkması ve hatta şirkette çalışan kadınlar arasında kimin daha “seksi” olduğuna varıncaya kadar bilgilerin ortaya dökülmesinin sonuçları oldukça ağır oldu.
Enron ve Arthur Andersen şirketleri battı. Amerikan muhasebe standartları tartışmalı duruma geldi.
Ve en önemlisi bu olaydan sonra Amerikan şirketlerine olan güven, ciddi şekilde sarsıldı. Bundan daha da önemlisi ABD’de başlayan, 2008 yılı finansman krizine, Enron skandalıyla başlayan sürecin neden olduğu neredeyse kanıtlandı.
Son olarak AB’de, özellikle Euro Bölgesi’nde yaşanan ekonomik krizlerin de en önemli nedenlerinin başında bu gelir. Örneğin Yunanistan’da siyasi demokrasi gelişmiş olsa da, ekonomi yönetimleri demokratik olmadığı için sorunlar yaşandı ve hâlâ yaşanıyor.
Diğer yandan kimi meslek kuruluşları, sendikalar, vakıflar ve dernekler için de, ekonomi veya bütçenin yönetimi diğerlerinden pek farklı değil.
Bu kurumların gelir ve giderleri ile bütçe harcamaları, ağırlıkta kurum başkanı veya nadiren yönetimin yetkisi dâhilinde yapılmakta, kurum üyelerinin bırakın karar süreçlerine aktif katılımını, çoğunun olan bitenden haberi bile olmamaktadır.
Bir diğer ifade ile söyleyecek olursak, ekonomi içindeki yeriniz nerede olursa olsun, işinizin veya paranızın emin ellerde ve rasyonel biçimde yönetilip yönetilmediği konusunda endişeleriniz bugünkü yönetim yapıları ve karar alma biçimleri demokratik olmadığı sürece, ortadan kalkmayacak demektir.
O hâlde, paranın, harcamanın olduğu, bütçelendirmenin ve ihalelerin yapıldığı yer neresiyse orada, hak sahiplerine şeffaflık, katılımcılık ve çoğulculuğun sağlanması ile alınacak kararlara katılması demokratik ekonominin ve ayrıca siyasi demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesi için zorunlu bir yönetim yöntemi olmalıdır.
Herkese iyi bayramlar dilerim.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020