Nuray MERT
Cemil Çiçek, “içerdekiler ile de barışma vakti geldi” demiş de, muhafazakâr abilerden biri de bu öneride bulunmuş da, bunu sevinçle karşılayan olduğu gibi, “yok öyle, kolay kurtuluş” diye olmazlanan çıkmış da, o onu demiş de, bu bunu demiş de… Doğrusu, ben ortada sahici bir barışma çabası göremiyorum.
Dargınlığı, küskünlüğü, işi uzatmayı hiç sevmeyen biriyim, ama ben kendi hesabıma, içinden geçtiğimiz dönemde selamı sabahı kestiğim kimse ile yaşadığım müddetçe bir daha merhabalaşmayı düşünmüyorum, işin burası ayrı. Diğer taraftan memlekette büyük bir kavga ortamı yaratanların siyasi sorumluluğunu yok saymayı hiç de anlamlı bulmuyorum, bu kavgaya devam da ısrar etmek değil, olmamalı. Toplumsal barış adına kim elinden ne geliyorsa yapmalı, AK Parti’ye oy vereni veya vermeyeni düşman bellememeli, uzlaşmanın yollarını bulmadan bu ülkede huzur içinde yaşamak mümkün değil. Hiçbir zaman geç değil, tabii ki bu ülkede yaşayan ama farklı düşünen, farklı yaşayan kesimler anlaşmanın, birbirini anlamanın bir yolunu mutlaka bulmalı, bu çabalara destek çıkmalı. Ama önce, kavgayı çıkaran, körükleyenler, her ne taraftan olursa olsun, ama başta iktidar cenahı aklını başına almalı, yaptıklarını tamir etme niyetinde olmalı. Yoksa, barış çağrısı lütuf ihsan eder gibi olmamalı, barışmak isteyen herkes, önce kavga çıkaran hangi kesimden olursa olsun onu sorgulama noktasında buluşmalı.
Küsmüş değilim
“Daha kendinin birilerine selam vermeye niyetin yok, kime ne tavsiye ediyorsun” diyebilirsiniz. İşin burasını hemen izah edeyim; bizler kamuoyu önünde fikir beyan eden, siyasal tavır takınan insanlarız, şahsi meselelerden dolayı ayrı düşmüş değiliz ki, bahar veya bayram geldi gibi vesileler ile barışalım. Dahası, benim selamı sabahı kestiğim insanlar, kavgadan, memleketin bu hale gelmesinden sorumlu tuttuğum insanlar, yine de farklı düşündüğü için kimse ile küsmüş değilim. Pek çok durumda, farklı düşündüğü için değil, pek çoklarının çıkar, makam, mevki düşkünlüğü peşinde bizi felakete sürükleyen sürecin içinde, ortasında, merkezinde yer aldığını gördüğüm için sıtkım sıyrılan insanlar ile karşı karşıya geldim. Cibilliyeti böyle olanlar ile neden barışayım! O başka, toplumsal barış başka. Diğer taraftan, toplumsal barış, zaten bu cibilliyette olanların ortadan çekilmesi ile mümkün, kavgadan, kavga üzerine oturmuş iktidardan şahsi menfaat sağlayanlar ile barışmanın kimseye faydası olmaz.
Bunlar ciddi işler
Dahası, velev ki menfaat değil, dava adına kavga edenler, kavgayı körükleyenler var; herkesi birbirine düşüren, “düşmanlaştıran”, hain ilan eden, hedef gösteren “dava” her ne ise, ona inanlar ile de barış mümkün değil, çünkü hiçbir “dava” bunca husumet, nefret yaratmamalı, yaratıyorsa o davayı sorgulamalı. Bu sorgulamaya uzak duranlar ile ne adına “barış”tan söz edebiliriz? Nihayet, kavgayı esas alanlar her ne kadar barışı, uzlaşmayı “lay lay lom” bir mevzu sanarsa sansın, bunlar ciddi işler, “hadi barışalım” demekle olacak, olsa da sürdürülecek şey değil, sahici, kalıcı olması için akıl yormak, emek harcamak, vicdan hasabı yapmak lazım. Yoksa, “savaş kazananların veya kazandığını düşünenlerin umumi af çıkarması” havasında barış olmaz, barış başı dik insanların uzlaşması ile olur, başını ezdikten sonra “işi uzatma, gerisini kurcalama” teklifi, ne kadar iyi niyet iddiası olursa olsun, barış çağrısı olamaz. Kimse kimseyi sevmek, beğenmek zorunda değil, ama toplumsal barış adına, herkesin karşısındakine, eğer mesele sadece fikir ayrılığı ise “saygı” duyması şart.
Geçmişte laiklik adına kavgada ısrar edenler, bu gerçekleri kavramamakta ısrar ettiler, hâlâ böyleleri var, sonuç ortada. Şimdi, muhafazakâr daha doğrusu İslamcılar aynı kavrayışsızlıkta ısrar ediyor. Lafta da olsa ve kendi cenahlarından da olsa, barış çağrısı yapanlara bile huysuzlanmalarının nedeni bu. Boşuna çenelerini yormasınlar, zaten bir barış ve uzlaşma olacaksa böyleleri ile değil, bu kafada olanları dışarda bırakmak üzerinden olabilir. Mesele, bir yazar ile diğerinin ihtilafı, bir medya grubuna duyulan nefret meselesi değil, orası kendi aralarında çözülecek veya çözülmeyecek bir konu, asıl mesele, bunlar öne sürülerek “maraza” çıkarmakta ısrarlı olmak. “Kavga”yı “dava” sananlar ile ne barışı Allah aşkına!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024