Osman CAN
Üç yüzün üzerinde ölü ve geride binlerce acı. Ulusal yas ilan edildi. Tüm ülkede, resmi kurumlarda bayraklar yarıya indirildi.
Son otuz kırk yılın en büyük insani dramı yaşandı, yaşanıyor.
Hükümet en hızlı ve en yoğun mesaisini harcıyor. Bakanlar gece gündüz olay yerinde çalışmaların içinde. Yardım kuruluşları çalışıyor, Türkiye kenetlenmiş bir vaziyette bu acıyı paylaşıyor. Zira acılar paylaştıkça azalıyor.
Bu kadarı çok önemli ama yeterli değil.
Bundan sonra atılacak adımlar var.
İlk olarak hükümet buna ilişkin elindeki tüm idari imkan ve araçları kullanmak suretiyle bu işin nedenlerini araştırmak zorunda.
Madencilik gibi ekonomi için önemli girişimlerin, insan hayatı üzerinde yarattığı riskler nedeniyle titizlikle incelenip denetlenmesi elbette idari bir sorumluluk. İlgili bakanlıklar, denetimde idari bir kusur olup olmadığını inceleyerek, ince eleyip kılı kırk yararak soruşturmalı, ortaya çıkan sonuçları kamuoyuyla paylaşmalı. Bu konuda sorumlular her kimse ortaya çıkarılmalı ve idari yönden gereği yerine getirilmeli.
Yargı kurumları “paralel yapı” darbe girişiminde gözlemlediğimiz gibi ayaklarını sürümek yerine, doğrudan doğruya yargısal imkan ve araçları devreye sokmalı, hukuki sorumlulukları araştırıp ortaya çıkarmalıdır. En az bakanlar kadar geceyi gündüze katmalı, delillerin yok edilmemesi için gerekli adli tedbirleri almalı.
Diğer yandan siyasi irade madencilik gibi riskli alanlarda yeni standartlar belirlemeli ve bu standartları etkin bir şekilde maden işletme ruhsatlarının zorunlu unsuruna dönüştürmeli.
Her yönüyle modernleşen, kalıplarını yırtarak güçlü bir ekonomiye dönüşen Türkiye bu alanlarda da, insanın hiçbir değerinin olmadığı yüzyıllık geçmiş uygulamalardan ve onun standartlarından uzaklaşmalı.
Evet tüm bunlar, yolları yapma ve tamir etme, trafik işaretlerini koyma ve bunları etkin kılma konusunda sorumluluğu bulunanlar ile ilgili. Bir de trafik kazasını yapanlar, direksiyonda oturanlar ve kazaya doğrudan doğruya yol açanlar.
Herhalde bu boyutu göz ardı etmeyeceğiz. Zira esas boyut bu. Facianın doğrudan doğruya muhatabı, yani sahibi üç gün geçtikten sonra konuştu. Bu süre içinde tüm soruların muhatabı ise sadece hükümet oldu...
Bir mahallede devriye görevinde olabilecek muhtemel aksaklıklar, hırsızlığı suç olmaktan çıkarmıyor, hırsızı masumlaştırmıyor.
Ortada ihmal, kusur veya kasıt var mı yok mu, soruşturma sonucunda anlayacağız.
Ancak Türk medyasının bir kısmı ve aynı çizgideki bir güruhun derdi farklı.
Facianın ağırlık merkezini bilinçli bir şekilde başka bir yere kaydırma derdi çok açık gözüküyor. Bu facia nedeniyle ön plana çıkardıkları olgulara ve bunların sunuş biçimine bakmak yeterli.
Sokak hareketleri, ateşe verilen arabalar, camları indirilen vitrinler vs. oldu, olmasına, ama sanırım istedikleri efekti yakalayamadılar.
Yakalamaları da mümkün değildi.
Zira yurdum insanının düşünce dünyası bu tür topluma yabancı, köksüz, gayri meşru ve gayri ahlaki amaçlara başarı şansı tanımıyor artık.
Madenden çıkarılan ve üstü başı isli bir işçi “Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin!” sözleriyle o facia zihniyetle arasına mesafe koyuyor. Kamunun, yani toplumun ortak malı karşısında çağdaş ve uygar dünyanın da alkışlayabileceği bir duyarlılık gösteriyor.
Onlar ise “Soma için sokak eylemlerine çağrı” derdinde...
Başkalarının yaşam, mülkiyet, seyahat ve benzeri özgürlüklerini yok edecek ve toplumun ortak mallarına zarar verecek “barışçı (!) gösteriler” peşinde...
Bu güruh ülkede demokrasinin önünde hep engel oldu. Hiçbir dönem katkı sağlamadı. Galiba böylece tarihe karışıp gidecekler...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015