Pelin CENGİZ
Siz hiç Filyos Vadisi’ne gittiniz mi? Ben, geçen hafta “Ekonomik ve Ekolojik Sürdürülebilirlik Açısından Filyos Vadisi Sempozyumu” vesilesiyle gitme fırsatı buldum. Çok geç olmadan siz de gidin, zira AKP’nin talan zihniyeti bu tempoda ilerlerse, bir daha görme imkanınız olmayabilir. Çünkü, burada yapılmak istenen ve geçmişi uzun yıllara dayanan Filyos Vadisi Projesi ile bir doğa cenneti, limanla, demir çelik, çimento, petrokimya gibi sanayi tesisleriyle, serbest bölgeyle, barajlarla, lojistik merkeziyle, termik santrallerle bir cehenneme çevrilmek isteniyor.
Anayasa'nın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesiyle sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmıştır ama gel gelelim bunu epeydir takan bir iktidar yok… Filyos Vadisi Projesi, Türkiye’de aslında son yıllarda sık sık karşımıza çıktığı üzere tam bir ekonomik ve ekolojik sürdürülebilirliğin, koruma ve kullanma dengesinin çakıştığı bir alana işaret ediyor.
Filyos Vadisi neresi, nasıl bir yer, kısaca özetleyelim. Filyos Nehri boyunca uzanan Filyos Vadisi, Batı Karadeniz Bölgesi’nin tek vadisi. Vadi sulak alanları, endemik türleri, biyolojik çeşitliliği, zengin flora ve faunası ile Karadeniz Bölgesi’nin en değerli ekosistemlerinden biri. Zonguldak, Çaycuma ilçesinde yer alan nehir ve vadi, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında koruma altına alınan bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarına ev sahipliği yapıyor.

Nehir deltası boyunca uzanan sazlıklar aynı zamanda Karadeniz’de en geniş kuş yaşam alanları olarak kayda girmiş. Filyos Vadisi’nde yaşayan 287 kuş türü tespit edilmiş. Endemik bazı türler mevcut. Dünya çapında nesli tehlikede bir tür olan kum zambakları yine burada görülüyor. Doğal varlıkların yanı sıra Tieion Antik Kenti gibi kültürel değerleri de barındıran bir bölge.
Aslında devlet de burada ne yapmak istediğini bilmiyor desek yeridir. Zira proje tam bir yapboz tahtasına dönmüş durumda. Vadi, ilk olarak 1994’te Bakanlar Kurulu kararıyla serbest bölge ilan edilmiş, 1997’de sınırları değiştirilmiş, 2007’de ise serbest bölge tümüyle iptal edilmiş. 2008’de tekrar serbest bölge ilan edilmiş, 2009’da ve 2010’da da yine sınırlarında değişiklikler yapılmış. 2012’de ise Bakanlar Kurulu kararıyla vadinin delta bölümü, endüstri bölgesi ilan edilmiş. Sonra hükümet hızını alamamış olsa gerek, 2015’te aynı alanı ikinci kez endüstri bölgesi ilan etmiş. Son karar halen yürürlükte.
2009’da onaylanan 1/100 bin ölçekli Zonguldak Bartın Karabük Çevre Düzeni Planı’nda vadi serbest bölge olarak planlanmış ve “Filyos Yatırım Havzası” adı altında ağır sanayi ve termik santrallerin yer alması öngörülmüş. 2012’deki plan tadilatında ise, vadinin delta bölümü bölgesel çalışma alanı olarak planlanmış. 2016’da yapılan ve yürürlükte olan plan tadilatı ile aynı bölge endüstri bölgesi olarak planlanmış. Görüldüğü üzere hükümette epey bir kafa karışıklığı mevcut, ne yaptığı belli değil.
Tabi projenin durumu değiştikçe onu takip eden de bir hukuki süreç yaşanmış. Tema Vakfı, 2010’dan bu yana hukuki mücadele veriyor. Tüm plan değişikliklerine karşı şu ana kadar beş dava açıldı. Her defasında açılan davalar sonucu Filyos Vadisi’nin sanayi amaçlı yapılaşmaya uygun olmadığı bilimsel ve hukuki açılardan ortaya konmasına rağmen, mahkeme kararları hiçe sayıldı.
Olur da proje hayata geçerse, tüm bunlar, kumul ve sulak alan kayıplarına sebep olacak. Flora ve fauna büyük zarar görecek. Tarım ve orman alanları işgaliyle bu alanlarda da kayıplar yaşanacak. Limanla birlikte deniz ve kıyı ekosistemlerinde tahribatlar görülecek. Gemilerin atığı ile tüm sahil şeridi tehdit altında olacak. Sahil olduğu gibi betonlaşacak.
Bunların olmaması mümkün değil, çünkü planlanan liman, serbest bölge, sanayi tesisleri termik santraller gibi yapılaşmalar geniş alanlara ihtiyaç duyuyor. Şu ana kadar beş ayrı şirketin beş ayrı termik santral için başvurusu var ancak henüz yerleşim planları yapılmadığı için izinler çıkmadı. Yani, burada esas önceliğin limandan, sanayiden önce termik santrallerde olduğunu söylemek rahatlıkla mümkün.
Zonguldak belki hayatını kömürden kazandı ama kömürden de çok çekti. Ekonomide ve enerjide alternatif yaratılmamasının bedelini fazlasıyla ödedi. Planlanan termik santrallerle de ödeyeceği bedeller bitmişe benzemiyor. Zonguldak ile Bartın arasında 78 kilometrelik sahil şeridinde hali hazırda aktif durumda çalışan dört termik santral var. Amasra’dan Çatalağzı’na kadar elektrik iletim hatları için 42 bin ağaç kesildi.
Proje aşamasındaki dokuz termik santralin daha hayata geçmesi halinde bu sahil hattı üzerinde toplam 13 santrallik bir termik santral cehennemi oluşacak. Kesilecek ağaç miktarını siz düşünün. Üstelik buradan çıkan kömür şu an bile bu santralleri çalıştırmaya yetmiyor. Kolombiya’dan, Afrika ülkelerinden kömür ithal ediliyor.
Tüm bu anlattıklarım, geçmişte sanayileşme ve yoğun ekosistem kirlilikleriyle doğada geri dönülmez tahribatlar yaratılan Aliağa, İzmit, İskenderun, Mersin gibi örneklerden zerre ders alınmadığını da gösteriyor. Kirliliğin ve ekosistem tahribatının her boyutunun yaşanacağı sanayi bölgesiyle doğal koruma alanı bir arada olabilir mi? Oysa burada ekolojik değerlerin korunması ve geliştirilmesi gerekiyor sanayileşmenin değil, termik santrallerin hiç değil…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022