Sezin ÖNEY
Bugün, ben bu satırları yazarken, Türkiye’nin köşe yazarlarının babası Çetin Altan’ın yeni hayatının ilk günü…
Evet işte; bazen de gitmek zorundayız; başka bir hayata, başka bir yere, bir başlangıca…
O da gitti işte…
Çetin Altan’ın dediği gibi, “değerli olmayı, önemli olmaya tercih edenlerin” dönemindeyiz. Sadece politikada değil, hayatın her alanında böyle; Çetin Altan’ın ömrünü verdiği yazı dünyasında da.
O, değerli bir yazar; gerçekten de yetenekli bir yazar. Artık bu dünyada olmaması da bu gerçeği değiştirmiyor. Yazıları, nesiller boyu okunacak; geride bıraktığı dünya ne kadar değişirse değişsin, insani hâller üzerine yazdığı için, insan olmanın tuhaflıkları, heyecanları, iç titreten basitlikteki karmaşık hâlleri üzerine yazdığı için hep ilgi çekecek, düşündürtecek.
Yazı yazan, yazmak isteyen çok kişi var ama Çetin Altan gerçekten de yazar. “İdi” demiyorum, onunla ilgili yazarken geçmiş zamanı kullanmıyorum çünkü yazıları gibi, o da “zamansız” biri. Zaman dışı, zaman ötesi, zamana karşı…
Ben daha doğmadan yazdığı bir yazısında okuruyla insanlık hâlleri üzerine dertleşirken, en temel meselelerimizle ilgili şöyle diyordu;
“Ama aşk, gerçek aşk, gerçek aşkın sevişmesi… Pek az insana nasip olacak kadar, bütün insanlığın ömürler boyu aranıp taranıp da kolay kolay bir türlü bulamadığı tek ve mutlak mutluluktur dünyada.
Bu kadar arandıkları hâlde neden bulamazlar bu mutluluğu insanlar? Evlenme yükünün hantal ağırlıkları, mutlulukları kıskananların mutluluklara engel olmak için yaptıkları baskılar; kadınların aşkın tadını çıkaracaklarına, âşıklarının canını çıkarmaya kalkacak kadar karşı cinse ezik ve hınçlı olmaları; erkeklerin kadınları eşitlik dışı görecek kadar basit ve ilkel kalmış bulunmaları… Binbir türlü saçma sapan pislik asidi ki, içinde mutluluk şekillenmeden erir kaybolur. Bu arada toplumu ödemeden, gerçek bir özgürlüğün zaferini iktisaden sağlamadan, aşkı geçinme vasıta etmeye kalkan bedavacılar da büsbütün sulandırırlar, berbat ederler bu harikulade muhteşem beraberliği…”
İnsan olmanın en güzel hâlini, âşık olmayı ve âşık olanlara kurulan binbir tuzağı anlatan bu zamansız satırlar, az önce de yazılmış olabilirdi.
Birçok yazı yazan, aşk, insan hayatının meşgaleleri, “çalışmak ve sevişmek” üzerine bir şeyler çiziktirmiş olabilir ama yazar büyüsü, kelimelere dokunmak ve dokunuşuyla onlara hayat vermek başka bir şey…
Mesela, “küçük şeyler” diye başlayıp sözcüklere can vermek, siyasete ilişkin tek bir kelime etmeden hem gelmiş geçmişin koşullarından olaylarından, coğrafyadan mekândan da azat çok da politik okunabilecek bir yazı yazabilmek değerlidir, yetenektir.
Gene yazıyı Çetin Altan’a bırakalım:
“Küçük şeyler vardır. Maddenin, enerjinin, çocuk yapma gücünün dışında, insanı insan kılan küçük şeyler. En hayalsiz gerçekçi, en inançsız nihilist, en kuru pozitivist bile ara sıra çocukluğundan bir sayfayı hatırlar.
…
Bilmem ıstakozların yaşamını bilir misiniz?
Istakozlar kabuk değiştirirken derinlerdeki kayaların diplerine gizlenirler. Çünkü o sırada, düşmanlarına karşı güçsüz ve çaresizdirler.
İnsanların da böyle, kabuklarından sıyrıldığı anlar vardır. Bu anlarını kimselere göstermek istemezler.
…
Arkadaşınız:
–Yahu birden niye daldın?, diye merak etmiştir.
Gülerek:
–Hiç!, dersiniz.
Ve sonra yine, ev kiraları üstüne konuşmaya devam edersiniz.
Bir el tutuşu küçük bir şeydir. Selam küçük bir şeydir. Gülümseme küçük bir şey… Ama sevinirsiniz. Ama mutlu olursunuz.
Bunların üstünde durmaz gibi görünürsünüz. Kişiliğiniz, ıstakoz kabuğu kalınlığındaki bir ‘boşver’in zırhı içindedir.
Boşvermezsiniz. Uyumadan önce, bazı bazı düşünürüsünüz böyle şeyleri. Sevinçle can sıkıntısının mekanizmasını, bu küçük şeyler yönetir.
İnsanlar, iç dilleriyle konuşma cesaretini kendilerinde bulsalar, elbet daha kolay ve daha candan anlaşırlardı.
Fakat olmuyor işte. Herkes kendininkini göstermeden, karşısındakinin güçsüz noktasını arıyor. Fırsat bulunca da zehirli bir hançerle arkadan vurmaya kalkıyor.
…
Küçük şeylerin tadıyla acısını kendimize bırakmaya ve yapay bir kuvvet maskesi altında, insanlığımızın en gerçek yanlarını birbirimizden saklamaya mecburuz.”
Böyle dese de, mecbur olduğumuza gerçekten inansa Çetin Altan, yazı yazamazdı.
Tüm zorluklarına rağmen, kırılgan olan güzelliğin peşine düşmeye, elde edilmesi çok zor kaybedilmesi çok kolay olan için savaşmaya adadı ömrünü… Zahmetli, anlardan ibaret mutluluklara…
“Onun için bütün insanlığı bu mutluluğa eriştirmek için savaşanlar haklıdırlar. Çare olarak da:
–Sevişmeyi geçinmeye ve mecburiyete köle etmekten kaçının, geçinmek için çalışın ve aşk için sevişin, derler.
Mutluluğun tılsımı sevdiğin işte doya doya çalışmak ve sevdiğinle doya doya sevişmektedir çünkü…”
Çetin Altan, tüm yazarlar gibi, gerçekten yazar olabilenler gibi yazılardan oluşan “bir avuç gökyüzümüz”. Teşekkürler büyülü kelimeler için.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024