Süleyman Seyfi Öğün
Reina katliamı sonrasında, ağırlıklı olarak sosyal; bir tarafıyla da konvansiyonel medya üzerinden başlatılan tartışmalar eylemi bir tür “yaşam biçimine” saldırı olarak yorumladı. Aslında bu; Fransa'daki saldırılar sonrasında Hollande'ın yaptığı açıklamalarda kullandığı bir ifâdeye dayanıyor. Bilindiği gibi Hollande, IŞİD'in eylemini, Avrupa'nın kurucu değerlerinden çok, onun “yaşam biçimini” hedef alan bir saldırı olduğunu belirtmişti. Bu değerlendirme Avrupa'da çok sayıdaki otorite tarafından da paylaşılmış, tekrarlanmıştı. Şimdi düşünelim: Eğer Hollande saldırıyı “özlü insanlık değerlerine” yönelik bir saldırı olarak tarif etseydi daha manâlı, daha dünyâ kamuoyları itibârıyla daha kabûl edilebilir; içselleştirilebilir bir şey söylemiş olmaz mıydı? Ama öyle yapmadı; bunun “Avrupalıların yaşam biçimine” bir saldırı olarak değerlendirdi.
Geçmodernlik kültürel düzlemde, öz-biçim ilişkisini çok tuhaf bir hâle getiriyor. İlkini; yâni “öz”ü boşaltıyor; biçimi ise fetişleştiriyor. Öyle ki; artık “biçim” özün yerine geçiyor. Biçim, bir şeylerin biçimlenmesini değil; bizzat ve bizâtihî olarak kendisinin biçimlenmesini ifâde ediyor. Jean Baudrillard, simülasyon ve simülakr arasında yaptığı ayırım ile bunu anlatıyordu. Simülasyon, bir şeyleri simüle ederdi;bugün ise simülakr sâdece kendisini simüle ediyor. İçerik kaybı, yüzeyselleşme bu asrın en mühim karakteristiği olarak tezâhür ediyor. Yaşam biçimi dediğimiz alanlar ise bir simülakrlar yığınından ibâret kalıyor. Zâten hayâtın derinlikleri üzerine düşünenler de giderek azalıyor. Yazdıkları ve söyledikleri de hayatın çeperlerine itiliyor.
Bu geçişleri orta sınıfların kültürel dünyâlarında izleyebiliyoruz. Bir zamanlar, aristokrasinin yüzeyselliklerinden şikayet eden ve kendisine entelektüel derinlikler sağlayarak iddialı bir ontoloji geliştiren orta sınıflar artık bu meşakkatli işleri bıraktı. Bunun yerine, içinde her dâim saklı tuttuğu; ama kozmetik halkçılığı ile uzun zamanlar boyunca gizlediği “avam düşmanlığını” fâş etti. Kendi kendisini soylulaştıracak (gentrification) düşük mâliyetli kültürel yatırımlara girişti.
Burada esas olan “ne olmaya” değil; “ne olmamaya” dâir tercihlerdir. Geçmodern dünyâ , özellikle kışkırtılmış tüketim üzerinden “bir şey olmayarak bir şey olmanın” sayısız imkânı sunuluyor bize..İşin anahtarı burada yatıyor. Son derecede “ilişkisel” ve “kıyaslamalı” bir geçiş bu..Tipik olan, işin başında bir menfîleştirmeye gidilmesidir. Tercihler, yatırımlar hep birilerini eksiltmeye adanıyor. Bu müspet bir öz yatırım değil… Günlük hayat kavgaları da buradan doğuyor. “Bir şey olmamak için bir şey olmaya” adanmış hayatları yönlendiren ve eksiltmeye dayalı kazanımları meşrûlaştırabilen en etkili duygu ise “nefret ve hınç”…Bir zamanlar nasıl aristokratlar “köksüz” burjuvalara aşağılayıcı bir nazarla bakıyorduysa; bugün de yaygın burjuva nazarı avâma öyle bakıyor. Artık avâmı “adam etmek”, “aydınlatmak” gibi bir yönelişleri de kalmadı. Bunu neyle yapacaklar ki? Bunun için meşakkâtli bir kültürel süreç ve birikimden geçmek gerekir. Bunun yerine “bunlar zâten adam olmaz” demek daha kolay.. Küskün entelektüel rollerini oynayıp; ardından “dağıtmak” varken ne lâzım gelir.
Reina katliâmına verilen tepkiler ve bunun hemen ardından gelen Barbaros Şansal olayı tam da bunu anlatıyor. Bu tepkilerden anlıyoruz ki, meğer seküler olmak Reina'ya gitmekten ibâretmiş. Demek ki sekülerlik için yazılan tonlarca kitap, verilen entelektüel emekler , ödenen bedeller bunun içinmiş.. Barbaros Şansal'ın kin ve nefret dolu konuşmasını anlayışla karşılamak mümkün değil. Ama onu anlıyorum. O bir stilist. Hayâta biçimler olarak bakması ve galeyana gelip ağzına geleni söylemesi meslekî bir deformasyon olabilir. Ama ilâç için, aklı başında kalan ve hâlâ “derin sekülerliğin” ahlâkî erdemlerini savunan “derin sekülerler” kaldıysa; aralarından; “Yahu siz ne yapıyorsunuz? Sekülerlik dâvâsı bu kadar basit mi?” diyebilen birileri çıkacak mı?..
“Yaşam biçimi” hassasiyeti, sindirilmemiş, başarılamamış “ağır ev ödevlerinin” bunalttığı orta sınıfların firar gerekçesidir. Yaşam biçimi fetişizmi, hakkı verilmemiş hayatların afyonudur. Elbette kuru bir özcülüğün peşinde değilim ama bir lütuf olarak gördüğüm yaşamı biçimlere indirgemek; bununla da yetinmeyip onu fetişleştirmenin, kutsamanın nesi var Allahaşkına?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019