Süleyman Seyfi Öğün
Türkiye'de kültürel kavgalar devam ediyor. Kültürel hayâtımızın sorunları da büyüyor. Önümüzdeki günlerde ve de hayli uzun bir aradan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığının öncülüğünde bir Kültür Şûrâsı tertip ediliyor. Umarız ki bu Şûrâ, sorunların tartışılacağı ve derli toplu, önünü gören bir kültür siyâsetinin ana eksenlerinin belirleneceği bir zemin olma vasfı kazanır.
Siyâset ile kültür arasında tuhaf bir ilişki olduğunu görüyoruz. Siyâsetin; özellikle de iktidârlar mârifetiyle kültürel alanlara sirâyet etmesinin boğucu bir etkisi olduğu dünyâ ve memleket tecrübesinden biliniyor. Hâl böyleyken, tertip edilecek olan bu Şûrâ'nın amacının, devletin “kültürün sivilliği” meselesine saygı geliştiren bir Şûrâ olmasını bekliyor ve diliyoruz.
Burada bir husûsun açıklığa kavuşması yerinde olur: Kültürün siyâsallaşması sâdece, iktidarlar îtibârıyla değil, muhalefetler îtibârıyla da düşünülmek durumundadır. Siyâsal iktidarlar tarafından güdümlenen köşeli, zevksiz kültür siyâsetleri kadar; siyâsal muhalefetlerin beslediği, sözüm ona, buna alternatif kültür siyâsetlerinin de kültürel kabalaşmayı başka bir cepheden derinleştiriyor.
Kültürün sivilliği ilkesi el hâk doğrudur. Ama siyâsetçe güdülmeyen bir kültürel ortamın; özellikle de “ticârîleşen” bir kültür ortamının neticelerinin de farkındayız. Kolay tüketilen; kolayca alıp satılan kültürel ürünlerin istilâ ettiği bir kültür ortamının sivilliğinden emin olabiliriz; ama kalitesinden o derecede emin olabileceğimizi sanmıyorum.
Kültürel hayatı, iktidâr ve muhalefetiyle “siyâset” ne kadar tehdit ediyor ve kabalaştırıyorsa; sivil plânda da “piyasa şartları” bir o kadar tehdit ediyor. O hâlde ne yapılmalı? Müdahalesiz bırakalım ve piyasa mârifetiyle kurulacak sihirli bir dengeyi mi bekleyelim? İyi paranın kötü parayı kovması gibi, “iyi “ kültürün “kötü” kültürü kovmasını mı umalım?..
Kanâtimce bir müdahale şart. Ama bunun nerelerde ve nasıl yapılacağı uzun boylu tartışılmayı hak ediyor.
Kültürün bin bir tanımı olduğunu biliyoruz. Benim burada veri aldığım anlamı; kültürün “zevkler üzerinden seçkinleşme arzusunu” temsil ediyor. Çünkü siyâsal endişelerle üretilen kültürün ortaya çıkardığı zevksizlik ile sivil de olsa kültürü ticârîleştiren ekonomik endişelerle üretilen kültürün ortaya çıkardığı zevksizlik nihâyetinde örtüşüyor. Gâliba bütün mesele; her iki tür etkiyle daralan bir alanı kurtarmakla alâkalı olsa gerekir.
Modern dünyânın eşitlikçiliği siyâsal düzeyde teşvik etmesine bir diyeceğimiz olamaz. Siyâsal seçkinciliği modern dünyâ ile uyumlulaştırmanın imkânı yok. Bu konudaki ısrarlar kaçınılmaz olarak faşizmleri doğuracaktır. Ama eşitliğin aynılaştırıcı etkisinin doğurduğu meseleleri de görmezden gelemiyoruz. Kabalaştırmalar da bir bakıma buradan temelleniyor. Tabiî ki modern dünyâda eşitliğin aynılaştırıcı etkisine karşı yapılması gereken farklılıkların eşitliğini savunmak olacaktır. Kaba, aynılaştırıcı bir demokrasi ile çoğulcu demokrasi arasındaki farklılık da bu değil midir?
Ekonomik plânda da eşitliğin kabalaştırıcı etkilerini hissediyoruz. Bugün bu, tüketimde eşitlenme; herkesin erişebileceği bir yüzeyselleşme olarak tecelli ediyor. Yarattığı duygusal etki ve tatmin ise “keyif”. Kültürel süreçler de buna eklemleniyor. Elbette kitle kültürünün standartlaştırıcı etkisi ortadan kalktı. Bunun yerini “çeşitliliği” ile dikkât çeken popüler kültürler aldı. Popüler kültürün çok daha demokratik olduğunu söyleyebiliyoruz. Ama bu çeşitlenme yüzeyselleşmenin içindeki bir çeşitlenme.. Kültür plânında seçkinleşme arzusu da tüketimin bir fonksiyonu olarak; yani tüketirken seçkinleşme olarak tezâhür ediyor.
Galiba bütün mesele, her zaman farkında olmasak da siyâset ve ekonominin öncelikleri üzerinden kolonize edilen alan “zevk alanlarında” olup bitenlerle alâkalı. “Zevk bana âit; sana ne?” demek elbette çok demokratik bir tepki olarak görülebilir. Ama zevkler ancak geliştirilen derinliklerse onların sâhibi olma iddiası anlam kazanır. Değilse bahsedilen herhâlde, hiç kimsenin karışmaya hakkı olmayan “keyif”tir. “Zevk benimdir” diyenin biraz da onu geliştirmek için ne yaptığını da anlatmasını beklerim doğrusu…
Kültür Şûrâsı'nın odağına siyâsal ve “ekonomik” endişelerden arındırılmış “zevk” meselesini alması; kültürce keyif verici maddelerden geçilmediği bir iklimde en anlamlı öncelik olacaktır…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019