Süleyman Seyfi Öğün
Sayın Erdoğan'ın ABD gezisi , Türkiye'de gerektiğinden daha fazla bir etki yarattı. Ne bekleniyordu ki? Trump'ın, önüne konulan bilgi ve belgelere bakıp, hayretler içinde kalması ve hemen ilgileleri çağırıp Pensilvanya'dakileri “paketleme” emri vermesini mi? Veyâ yine belgelere bakıp, PKK-PYD bağını gördükten sonra ; “Derhâl verdiğimiz silâhların iâdesini sağlayın. Bir daha da PYD ile temas kurmayın” demesini mi? Trump'ın Türkiye Cumhûriyeti Cumhurbaşkanını nasıl karşılayacağı, neler söyleyeceği baştan belliydi. Beklenebileceği üzere , çok “dostâne”, “gönül alıcı” bir karşılama yapıldı. İkili ve çoklu görüşmeler de bu atmosferde geçti. Mühim olan , ABD'ye Türkiye'nin duyduğu rahatsızlıkların ve beklentilerinin en üst seviye ve tondan iletilmesiydi. Sayın Erdoğan ve ekibi de bunu yaptı. Bu bir rezerv koyma gezisiydi. Kanâatimce de başarılı geçti.
Sayın Cumhurbaşkanı ve heyetinin gerçekleştirdiği ABD gezisinin Türkiye'de yol açtığı spekülasyonlar ise, izleyebildiğim kadarıyla gerçekten evlere şenlikti. Üzerinde durmaya bile değmez.
Resmi gerçekçi okumaya çalışalım: Türkiye, Ortadoğu'da oldukça dikkât çekici bir şekilde doğrultusunu belirliyor. Aslında bunun bir saf belirleme olmadığını iyi tespit etmek gerekiyor. Günümüzde artık, eskiden olduğu üzere saf belirleme yok. Dolayısıyla sürece daha çok, “doğrultu kazanmak” ifâdesini yakıştırmak gerekiyor. Bu doğrultu, ABD-Britanya'nın liderlik yaptığı bir eksene karşılık geliyor. İşin içinde İsrâil ve Mısır gibi Türkiye'nin sorunlu olduğu devletler kadar; Suudi Arabistan ve Körfez devletleri gibi geçimli olduğu devletler de var. ABD-Britanya ikilisi düşünüldüğünde, sorun PKK ile yürüttükleri işbirliği olduğu âşikâr. Türkiye işte tam da buna rezerv koyuyor. Bir manâda; “beni de bu eksende görmek istiyorsanız, PKK ile kurduğunuz ilişkiye dâhil edemezsiniz” deniliyor. Daha ileriye dönük olarak ise ; “Eğer bu tehlikeli işbirliği, PKK'nın Türkiye'nin Güneyinde devletleşmesine kadar uzanacaksa ben de gereğini yaparım” deniliyor. Türkiye bunun dışında her türlü işbirliğine hazır olduğunu da ekliyor. Özetleyelim: İyiniyet ve çekinceler” eş anlı olarak dile getiriliyor. Bu eksende Mısır ile sarmaş dolaş olması, doğrudan bağlar kurması gerekmiyor. Aynı husus İsrâil için de geçerli. Bir eksene yönelik doğrultu kazanmak göz karartmayı da gerektirmiyor. Aynı eksende paralele düşmek farklı, koyu bir temas ve işbirliği içinde olmak farklı. Eğer İsrâil, Filistin siyâsetini tırmandırırsa elbette Türkiye yine tepkisini gösterecektir. Benzer olarak herhâlde Türkiye'nin Mısır'daki askerî idâreyi aklaması da beklenmemelidir.
Türkiye'de bugün kamuoyu maalesef her zaman olduğu gibi kötümserler ve iyimserler arasında bölünmüş durumda. Basitleme yapmayı ne kadar da çok seviyoruz. Sayın Erdoğan'ın ABD gezisini tam bir hayal kırıklığı, hattâ felâket olarak gören akademikler veyâ gazetecilerin yazı ve konuşmaları aklıma geliyor. Gelişmelerin Türkiye'yi yutacağı, parçalayacağını düşünenler kadar; her türlü gelişmeyi güllük gülistanlık göstermeye uğraşanlar var. Her iki bakış da son derecede hatalı geliyor bana. Şurası çok açık: Türkiye ciddî bir eşikten geçiyor. Kabûl edelim: Dünyâ yıkılıyor ve yeniden kurulacak. Bu iş ise bugünden yarına olmayacak. Belki de birkaç on sene alacak. Hele hele Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölge düşünüldüğünde bu apaçık böyle. Dahası henüz neyin nasıl olacağı konusunda bir belirlilik yok. Trump mı , ABD mi diyoruz? Pekalâ..ABD'de halâ büyük bir kavga sürüyor. Neticelenmiş değil. ABD hâl-i hazırda belki de târihinin en ağır bunalımını yaşıyor. Avrupa ise sıkışmış durumda. Almanya ve Fransa'nın hâli ortada. Britanya seçime gidiyor. Sebebi sağlam, güçlü bir iktidâr çıkarmak. Demek ki orada da bir siyâsal zaafiyet var. Dünyânın istikrara kavuşmasının mâliyetlerini herkes kendi nâm ve hesâbına kara kara düşünüyor.
Türkiye risklerle kuşatılmış durumda, eksen değiştirmekte mâceraya gitmiyor. Doğrultularını ise çeşitlendirmenin yollarını arıyor. Bu şekilde pazarlık gücünü arttırmaya çalışıyor. Halâ zaman var. Özellikle içeride atılabilecek çok ciddî adımlarla gücümüzü pekiştirmek son derecede mühim..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019