Süleyman Seyfi Öğün
Târihte “irâdenin” rolü nedir? Bu soru, kökensel olarak teolojiktir. Yâni bizi kader meselesine kadar götürür. Ama bu soru sâdece teolojik de değildir. Aynı zamanda sosyal ve felsefî düşünüşün esaslı sorularından birisidir. Doğrusu, teolojik perspektifin dışında, tamêmen profan seviyede bu soruyu kendi pozisyonum açısından cevaplayacak olursam; cevabımın bir hayli bulanık; kuşkucu ve belirsiz olduğunu ifâde edebilirim. Târihte ağırlıklı olarak; yapıların irâde karşısında daha belirleyici olduğunu; irâdenin ancak yapısal dinamiklerle eşlendikten sonra etkili olabileceğini düşünüyorum. Bununla berâber; sorunun gerçek cevâbının ne olduğundan ziyâde; ilgilndiğim husus; dönemsel olarak bu soruya verilen müspet ve menfî cevapların yoğunlaşıp sıklaşmasıdır. Zannediyorum ki, “Zaman Ruhu” denilen mâhut ibârenin muhtevasını belirleyen en mühim parametrelerden birisi de ; insanlığın bu soru karşısındaki pozisyonudur.
19.Asır'da “İnsanlık” bu soruya yüksek bir tonlamayla ; “Evet, tabiî ki vardır. El ele verip kaderimizi değiştireceğiz” diyordu. Kolektif eylem; hangi ideolojik sâikten hareket ediyorsa etsin; ister sınıfsal; ister dinsel-komüniteryen; ister ulusal; hiç farketmez; irâdenin rolü konusunda son derecede müspet beklentilerden hareket ediyordu. Aslında -yine teolojik manâsının ve çağrışımlarının dışında kullanıyorum- en geniş ve gevşek târihsel karşılığıyla bir şeye inanmak; irâdenin rolü konusundaki müspet bir açılım veyâ beklentinin fonksiyonu olarak şekillenir zihnimde.
19.Asır'da soruya verilen cevaplar; kahir ekseriyeti ile müspetti. 19.Asır bu îtibarla zannedildiği gibi inançsızlık çağı değil; tam tersine en ağırından ve abartılısından bir inanç çağıydı.
1945’te başlayan ve reel olarak 1989’da sona eren cüce 20.Asır ise; tam tersine bir inanç bozgununun üzerinde yükseldi. 19.Asrın cümle beklentilerini berhâva eden II. Genel Savaş; büyük bir morâl yıkıntı ve manâsızlık duygusu doğurdu. O çok emin olunan “Batılı”,”Evrensel” değerlere olan inanç neredeyse yok oldu. Burada herhangi bir mahreci özel olarak odağa almıyorum. Meselâ II.Genel Savaş sonrası sâdece muhafazakâr ve mânevî dînî değerlere değil; uluslara ve sınıflara olan inançlar da çöktü. İnancın yerini rutinleşme, resmîleşme, bürokratikleşme aldı. Zâten güvenceli, emniyetli bir toplumda inanmak için de bir sâik kalmamış demektir. 20.Asrın ruhu; aslında inançsızlığın akılcılaştırılıp örgütlenmesidir. İnsanlığın müdahalesi sâdece süreçleri denetlemekle sınırlandırılmıştır. Dengeler ve denetlemeler ağı ise bunun mühendisliğidir olsa olsa. Onun için 20.Asır bu kadar “ruhsuzdur”. Bu ruhsuzluğa isyan eden 1960’lı “kültürel “ başkaldırılar ise sâdece tepki hareketleridir. Tepki vermek ve bunu husûsen kültürelleştirmek de zâten inançsızlığın göstergesidir. Demek istediğim şu; 20.Asır'da isyân edenler de aslında bir şeye inanmıyordu. Meselâ 20.Asır kahramanlarından Che Guevera’nın paradoks yüklü; ”Gerçekçi olun ve imkânsızı isteyin” ifâdesi bana hep bu umutsuzluğu ve inançsızlığı düşündürmüştür. Trajik durum zâten sonucunu aşağı yukarı kestirdiğiniz bir durumdan kaçmamak ve biraz da bile bile olacak olana rağmen olmayacak olanı kesinlemek değil midir? Ama târihin epik, patetik tarafları bana çoğu defâlar inançla bağlantılı gözükmemiştir. Dahası; inanç eylemi ile tepki eylemi arasında ciddî bir farklılaşma olduğunu düşünürüm. Bu îtibârla inançlılar kahramanlığa soyunmuyor aslında. Belki sonradan birileri onları kahramanlaştırıyor.
21.Asır inançsızlığın banâlleştiği bir çağ olarak gözüktü bana. 1960’larda başlayan karşıtlık temelli kültürelleşmelere zirve yaptırıldı. Üstelik emniyetli, güvenlikli yapıların çözüldüğü; bürokrasilerin, rutinlerin düşmanlaştırılarak çökertildiği bir “zaman ruhu” bu. Trajediye bile dünden râzıyız; ama fark şurada; artık trajik sayabileceğimiz çok az şey kaldı. Adrenalinin insafsızca pompalandığı bu kumarlı vücut ikliminde trajedyanın bile devre dışı kaldığını düşünüyorum. Ha, bir de kahramanlarımızı ikonlardan kurtarabilsek…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019