Tanıl Bora
Amasız fakatsız insan haklarından yana olmak… Amasız fakatsız barış yanlısı olmak… Kadın cinayetlerine amasız fakatsız karşı durmak… Amasız fakatsız demokrasi…
Kayıtsız şartsız bir ilkesel tavrın ifadesi, bu: amasız fakatsız… Gerçekten, böyle bir tavır almanın gerektiği hayatî, aslî konular vardır, durumlar vardır. Yukarıdakiler gibi. Milliyetçiler, devletin-ve-milletin-bekası’nı koyarlar muhtemelen bunların yerine. Başkaları, başka ilkeler koyabilirler. Her dünya görüşünün, -kişilerin de-, amasız fakatsız benimsediği, savunduğu temel ilkeler, değerler olur.
Lakin ortalıkta kol gezen amasız-fakatsızlıklara baktığında, insanın başı dönüyor…
Erdoğan’a destek verenler, sosyal medya ve demeç ‘düzeyinde,’ “amasız fakatsız… yanındayız” mesajı veriyorlar. Erdoğan, 2021 Şubat’ında şöyle bir şey demiş: “Amasız, fakatsız, lakinsiz bir şekilde terör örgütünü kınamayan hiç kimse kendini bu ülkenin partisi, siyasetçisi olarak takdim edemez.” (Amasız fakatsız’ın lakinsiz ilavelisi de epey rağbet görüyor.) “Terör” kafesine kapatılan her bahiste amasız fakatsızlık zaten kurumsal siyasetin bir standardı... Yerel ve ulusal düzlemde muhtelif makam mevki sahipleri, muhtelif vesilelerle, “birbirini amasız fakatsız kucaklamak”tan söz ediyorlar. Bazı iş insanları, enflasyonun amasız fakatsız düşürülmesi gerektiğini söylüyorlar. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, 2021 Mart’ında bir demecinde dijital devrimin öneminden dem vururken, “amasız, fakatsız bu ticaret devriminin içinde olmalıyız” ikazını yapmış. Afyon belediye başkanı Burcu Köksal 2024 Nisan’ında “tüm mültecileri… amasız, fakatsız, lakinsiz göndereceğiz” ‘vaadinde’ bulunmuş. Kendilerini kadın haklarından ötürü perişan duruma düşmüş vaziyette gören bir erkek girişimi, “amasız fakatsız aile huzuru için” nafaka hakkının kısıtlanmasını istemiş. Türk Polis Teşkilatı x duyurusu, şöyle: “Amasız... Fakatsız... Lakinsiz... Milletimizin huzuru ve güvenliği için varız.” Sosyal medyada “Kur’an ın götürdüğü yere amasız fakatsız git” gibi NewAgevari çağrılara denk geliyoruz. Bir taraftar grubu, “Amasız fakatsız Fenerbahçe’nin peşindeyiz” andı vermiş – başka takımlardan da örnekleri bulunur. Maç yorumlarında “amasız fakatsız kırmızı kart” gibi teşhislere rastlanabiliyor. Bu amasız fakatsızlık enflasyonunda bence rekor, bir restoranın “amasız, fakatsız, sınırsız meze” ilanı vermiş olması…
***
Evet, tekrarlayalım, elbette amasız fakatsız savunulacak ilkeler vardır, amasız fakatsız tavır almayı gerektiren durumlar vardır. Bununla beraber, -ama fakat-, her konuyu, her bahsi, her tercihi amasız-fakatsıza çekmekte bir sorun yok mu? Her vesileyle, tartışmanın, eleştirinin önünü almak istemenin alâmeti değil mi bu?
Her fırsatta her yere kırmızı çizgi çekip, önümüzü arkamızı sağımızı solumuzu kırmızı çizgilerden bir kafes deseniyle kaplayan bir fanatizm…[1] Düşman tayininin emir erliğine koşulmuş bir ya o/ya bu ikiciliği – siyaseti referandumlaştırmakla, yani yeni yollar aramayı, alternatif düşünmeyi, herhangi bir şeyin şurasını burasını tartışmayı men ederek aslında anti-siyasete çevirmekle aynı… Büyük ve küçük farklara, ince ayrımlara, istisnalara, yan etkilere duyarlılığa falan kapalı bir toptancılık…
2020 yılında Ekşi Sözlük muharriri iyi dersler arkadashlar, “amasız fakatsız” heyheylenmesinin sırrını dökmüş: “alt metninde, ‘aslında bir ‘ama’ olduğunu kabul ediyorum’ manası içerir.” Evet, amasız fakatsızlık ısrarı, birçok zaman, yüzleşilmesi veya hesaba katılması veya cevaplanması veya aşılması gereken bir ama-fakattan kaçınma gayretinin ifadesi...
***
Etimolojiye uğramadan olmaz. Türkçede kullandığımız ama’nın (amma) Arapça köken anlamı, “gelgelelim, mamafih,” diye karşılanıyor. Yine Arapça fakat’ın (fekat) köken anlamı ise “ancak, yalnız, şöyle ki”dir. Nişanyan Sözlük’e göre, fekat’a benzer yazılan fekad ise “gerçekten de” anlamına geliyor ve Osmanlıca yazımda çoğu zaman arada fark gözetilmemiş. Yani “gerçekten de” ile “ancak, mamafih” anlamları birbirine karışabilmiş.
Kelimenin İngilizce karşılığı olan but’ın kökenindeki butan, buton, “meğer ki, şu istisnayla, şu hariç” anlamını taşıyor. Fransızca mais, “daha büyüğünü, daha önemlisini” vurgulamaya yarıyor. Almanca aber’in kökenindeki aver, over hem “tekrarlarsak, tekraren,” hem “buna mukabil” anlamlarına göz kırpıyor.
Velhâsıl, ama-fakat’ın kelime köklerinde bile nüanslar, müphemlikler var. Ama/fakat’ın sol yanında söylenene düşülen şerhin dereceleri var. Kısıtlayıcı bir istisna getiren, ‘nakzeden’ anlamı da taşıyabilir; başka bir şeyleri daha hesaba katarak, içererek tekrarlama, pekiştirme anlamına da açılabilir.
***
Velhâsıl, ilkeniz baki kalsın; bazen ama-fakat’ın sağ yanına da kulak verebilirsiniz. O ama-fakat, savınızı, meramınızı, gayretinizi tahkim edecek bir yardım getirebilir. Aksini yapıp bir amasız-fakatsızlık tedhişi estirmek, eleştirel aklı kitlemek, tefrik etme kabiliyetini feshetmek anlamına gelebilir. Bir amasız-fakatsızlık kalesi kurmak yerine amalı fakatlı bir istişare zemini kurmayı, bir destek bulmayı, bir rızalık almayı başarmak, daha sağlam, daha çoğaltıcı, daha ‘samimi’ olabilir. Amasız-fakatsızlık yeminleri içip naralanmak yerine, ama’nın fakat’ın imtihanından geçmiş bir müttefik, bir ‘pozisyon,’ çok daha güvenilir olabilir.
***
Cumhuriyet tarihinin en büyük gürültü koparan ama-fakat vak’ası olduğunu söyleyebileceğimiz, 2010 anayasa referandumuyla ilgili tartışmayı serinkanlılıkla düşünürsek - ki cumhuriyet tarihinin en serinkansız düşünülen vak’asıdır... “Yetmez ama evet” savunusuna yönelik (gitgide cinnetleşen) hiddeti büyüten bir neden, bunu savunanların bir bölüğünün, tartışmalarda bu kritik tercihteki müşkülatı, tereddüdü, şu-da–var-ama-bu-da-var’ı, tam-içe-sinmemeyi… yok sayıp, bir şeksiz şüphesizlik tavrını zorlaması değil miydi? Ki aynısı, tabii ki hayırcıların bazıları için de geçerli. (Bir boykotçu konuşuyor!) Yani, amalı fakatlı bir tercihi, -plebisiter mantığın ikiciliğine tamamen teslim olarak-, amasız fakatsızlığa sığdırmaya (tıkıştırmaya) çalışmak…
Mine Söğüt’ün “insanlık evhamı” yazısının[2] uyandırdığı linççi tepkide de, kişilerden öte aklı fikri iptal eden bir amasız fakatsızlık tedhişi kendini göstermiyor mu? “Kazanmışsınızdır ama (abç – TB.) her kazanım gibi bunun da bedeli vardır,” diyen Söğüt’ün o ama’sı, kadınların uğradığı tasallutun ifşasına itiraz eden, erkek failleri kollayan bir ama’ymış gibi… Oysa, kendi sesini bularak hakkını arayan mağdurların, bu güçlenme deneyiminden nasıl etkileneceklerine bakan, bu deneyimin kazandırdığı güç ile imtihanlarına bakan, yani kadınların ahlâkî üstünlüğünü gözeten, kollayan bir ama’ydı o…
Yaklaşık bir senedir de, adıyla ilgili bile rivayetin muhtelif olduğu (“Terörsüz Türkiye süreci,” “Barış ve demokratik toplum süreci”…) şu “Süreç”le ilgili bir amasızlık-fakatsızlık tazyiki kendini duyuruyor. İhtirazî kayıt düşenlerin, ihtiyatlı iyimserlerin,[3] eleştirel dayanışmacıların[4] müspet tutumları ‘sayılmıyor,’ amasız-fakatsızlık talep ediliyor onlardan. Oysa bu hayırhah-ve-eleştirel tutumun dostluğu, stratejik müttefiklerinkinden daha dayanıklı, daha salihtir.
Tekrarlayarak bitirelim: Amalı fakatlı destek, amalı fakatlı rızalık, -haydi bazen diyelim, taassuba dönüşmüş bir amasız fakatsızlıktan kıymetlidir.
[1] https://birikimdergisi.com/haftalik/10553/kirmizi-cizgi
[2] https://t24.com.tr/yazarlar/mine-sogut/kadinin-beyani-ve-insanlik-evhami,51322
[3] https://birikimdergisi.com/haftalik/12113/ihtiyatli-iyimserlik
[4] Terim Ayşe Düzkan’dan: https://www.sendika.org/2025/07/bati-cephesinde-ne-var-ne-yok-729834
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
14.01.2026
27.12.2025
13.12.2025
26.11.2025
13.11.2025
30.10.2025
17.10.2025
5.10.2025