Tayfun Atay
AKP tarihi içeriden değerlendirildiğinde Erdoğan’ın “Tek Adam”lığa yükseliş tarihidir
Siyasal İslam, bu topraklardaki iktidar macerasında bu pazar günü çeyrek asrı tamamlamış olacak. “Perde”, 25 yıl önce 1994’te yine yerel seçimlerle açılmıştı. O seçimler, AKP’nin tarihi değilse de “protohistorya”sı, yani ön-tarihi sayılabilir. Dillere pelesenk olmuş, “İstanbul’u kazanmak Türkiye’yi kazanmaktır” sözünün karşılığı olarak Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesiyle Türkiye, doğrudan dine referansla siyasetin, elbette başlangıçtan bugüne artan dozda olmak üzere yörüngesine girdi.
Atlanmaması gereken nokta, bu tarihin karşımıza “süreklilik içinde değişmeler” çıkardığı, yani sürecin kırılmalar, kopmalar ve savrulmalarla bezeli olduğudur. O yüzden bu 25 yıl, uzaktan ve toptancı bir bakışla “Hep kazandılar, hep kazandılar, hep kazandılar” diye yalınkat bir genelleme ile bir çırpıda açıklanamaz, açıklanmamalıdır. Köprülerin altından gürül gürül korkunç, amansız, azgın ve önüne kim gelirse alıp götüren sular akmıştır.

Başlangıçta mesela, bir “İslamcılık ütopyası” vardı. Bugün bu ütopyanın da o ütopyanın sözcüsü, temsilcisi, taşıyıcısı ve yayıcısı olma iddiasındaki kurumsal yapının da bir lider kültünde eridiği “post-İslamist distopya”ya çıkılmıştır.
Başlangıçta, ne kadar gerçekçi ne kadar romantik; ne kadar sistematik ne kadar eklektik; ve ne kadar idealist ne kadar pragmatist olduğu tartışmalı da olsa “Milli Görüş” adı altında hacimli bir metinsel ideoloji vardı. Bugün ortada “Erdoğan’ın dört parmağı”ndan ve bir lahzada tüketilen spot cümlelerden ibaret “Rabia” adı altında bir görsel imgeden başka bir şey yok...
Başlangıçta İstanbul’da Tayyip Erdoğan varsa Ankara’da da Melih Gökçek vardı; tepede Necmettin Erbakan ve onun dava arkadaşları “Aksaçlılar” vardı; devamında o “Aksaçlılar”dan (AKP’nin öncülü denilebilecek) “Erdemliler” bünyesine transfer ve bir “sigorta” mahiyetinde Bülent Arınç; beri yanda Abdullah Gül, öte yanda Abdüllatif Şener, Ali Babacan; müteakiben Cemil Çiçek, Besim Atalay, Ahmet Davutoğlu ve say say bitmez bir dolu şahsiyet; ayrıyeten fonda tarikatler-cemaatler, kolda da “Gülenciler” vardı.
Bugün bunların hiçbiri yok.
Sadece ve sadece Recep Tayyip Erdoğan var.

***
Bu bağlamda söylenebilecek olan bellidir: AKP tarihi içeriden değerlendirildiğinde Erdoğan’ın “Tek Adam”lığa yükseliş tarihidir.
AKP tarihi, liderlik söz konusu olduğunda Erdoğan’ın “eşitler arasında birinci” konumundan, kutsiyet halesiyle çevrilmiş bir muktedire, bir “Emîrü’l-Mü’minîn” olma noktasına yükseliş (elbette “bir karizmatik otoriteye kitlesel rağbet/yönelim” olgusunu da hesaba katarak belirtmek gerekirse, “yükseltiliş”) tarihidir.
AKP tarihi, partileriyle, tarikatleriyle, cemaatleriyle Türkiye dindar-muhafazakârlığının Erdoğan’dan ibaret hale gelmesinin tarihidir.
AKP tarihi dindarlığın yerinde dinbazlığın, muhafazakarlığın yerinde otoriteryanizmin ete-kemiğe bürünme tarihidir.
AKP tarihi, Erdoğanizm’in tarihidir.

***
Tekrar edelim: AKP, “Millî Görüş” denen bir “idea” doğrultusunda Erbakan’da cisimleştiği söylenebilecek bir İslamcı ütopyadan çıkış buluyor ve adına “Rabia” denen bir “imge” doğrultusunda Erdoğan’da cisimleşmiş bir “post-İslamist distopya”da akıbet buluyor.
Post-İslamizm, İslamcılığın arzu ettiği şekilde dinselliğin kamusal alanda alabildiğine görünürlük kazandığı, ama ekonomi-politik işleyiş olarak (söz gelimi “Millî Görüş” doktrininde vazedildiği türden) İslamcılıktan vazgeçilip, kapitalizme teslim olunmuş düzeyi anlatır.
Her köşe başında cami minarelerinin özensiz bir mimari üslupla yükseltilmesi, ama bu minarelerden de yukarılara görkemli çirkinlikleriyle gökdelenlerin ve inşaat vinçlerinin daha baskın şekilde yükselmesi, post-İslamist AKP’dir.
“Şefaat ya Resulullah” şiarından “İnşaat ya Resulullah” şiarına geçilmesi, “Allah beton makinelerini başımızdan eksik etmesin” duasına yürünmesi, post-İslamist AKP’dir.
“Helâl turizm”, “helâl teşhir (defile)”, helâl kozmetik”, “helâl akreditasyon”, topluca ve özlüce “helâl kapitalizm”… Post-İslamist AKP’dir.
Tüm bunların hasadı olarak, İstanbul belediye başkanlığı günlerinden başlayıp 25 yılda gelinen maddi-manevi birikimle ve şimdi içerisinde ikamet edilen 1000 küsur odalı, şaşaalı, gösterişli sarayla uyarlı “Reislik”, post-İslamist AKP’dir.
Ve elbette post-İslamist AKP formunda gelecekte karşımıza çıkacak olan da artık yalnız ve yalnız bu “Reislik”tir.
Bu perspektiften bakıldığında demek ki AKP tarihi, Recep Tayyip Erdoğan’ın “özyüceliş”inde Parti’nin bir “kriko”dan ibaret hale gelme tarihidir.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
27.01.2020
23.01.2020
9.01.2020
7.01.2020
5.01.2020
31.12.2019
26.12.2019
22.12.2019
12.12.2019