Ufuk COŞKUN
Hikâyemizin adı; Bağdatlı Halilo. Olay eski Bağdat’ta geçiyor. Halilo kendi halinde bir adamdır. Hoş sohbet, mülayim ve bir o kadar da sakin mizaçlı birisidir. Ama bir kusuru var. İçki bağımlısıdır Halilo. Öyle ki içmediği gün yok. Bir gün hayatının en kötü haberini alır. Hükümet içkiyi yasaklamıştır. Piyasada içecek bir tane bile şarap bulamaz.
Bu beklenmedik gelişme Halilo için hayatının en berbat olayıdır. “Lanet olsun! Şarabı yasaklamışlar” der. Halilo artık eski Halilo değildir. Çok sinirli, gergin ve sıkıntılı bir adam olmuştur. Kimsenin selamını almaz hatta yoldan geçen köpeklere bile taş atmaya başlar.
Bir gün kahvehanede çayını yudumlarken ilerde kendisine doğru gelmekte olan büyük bir kalabalığı fark eder. Kalabalık hep bir ağızdan “Hükümet istifa!” “Hükümet istifa!” şeklinde slogan atarak ilerlemektedir. Slogan, Halilo’nun dikkatini çeker. Kalabalık iyice yaklaşınca hiçbir şey sormadan kendini kalabalığın içerisine atar. O da başlar slogan atmaya; “Hükümet istifa!” “Hükümet istifa!” O kadar ki en çok bağıran ve kendisini yerden yere atan Halilo’dur.
Kalabalık, hükümet binasının önünde toplanır. İçerden iri kıyım, asık suratlı bir yetkili çıkar. “Bir temsilci gönderin konuşalım” der. Bakıldığında içlerinde en çok bağıran ve hükümete en çok tepki gösteren Halilo’dur. Karar verilir. Ve temsilci olarak onu gönderirler.
Halilo’yu karşılayan yetkili sert bir dille; ” Ne istiyorsunuz?” diye sorar. Günlerdir şarap derdi çeken Halilo, ”Şarap isteriz beyim, şarabımız yok” cevabını verir. Yetkili bir anda gevşer ve “Öyle desenize kardeşim” der. Halilo’yu içeriye alır ve ona akşamdan kalma bir bardak şarap verir. Der ki; “Şimdi sen bununla idare et, ben yarından tezi yok bütün Bağdat’ı şarapla donatacağım.”
Halilo şarabı içtikten sonra öylesine rahatlamıştır ki hemen dışarı çıkar ve kalabalığa şöyle seslenir; “Dağılabilirsiniz ey topluluk, hükümet tüm isteklerimizi kabul etti!”
***
Türkiye’deki sendikacıların, sivil toplum temsilcilerinin zihniyetini, sivil toplumun işleyiş şeklini özetleyen bir hikâyedir bu. Tek fark, sivil toplum örgütlerinin bunu bilinçli olarak yapıyor olmalarıdır. Toplumun ihtiyaçları göz ardı edilerek, görmezden gelinerek kendi şahsi çıkarları ve ikballeri için iş tutan bir sivil toplum ahlakından bahsediyoruz.
Sendikacılık vaktiyle “işçiler ezilirken daha az acı çeksinler/ hissetmesinler” denilerek ortaya atılmış bir örgütlenme biçimidir. Bugün ise doğrudan emperyalizme bağlı, kapitalist düzenin çarklarına uygun bir biçimde işlev görmektedir. Türkiye’de ise küreselcilerin yol göstermesiyle çok farklı bir sendikacılık ahlakı oluşturuldu.
Yıllardır Taksim Meydanı’nda toplanan sol sendika ve sivil toplum örgütleri IMF’yi protesto ederdi. Bugün ise neredeyse IMF ile yeniden anlaşalım noktasına geldiler.
Tarlasında çift süren, dağda zeytin toplayan, fakir, emekçi, ezilen köylü anne- babaların çocuklarının eğitim hakları ellerinden alınırken solcu sendikalar hep “ezenden” yana oldular. Kafayı İHL öğrencilerine takan, ülkesini terörist ülke olarak göstermekten çekinmeyen, terör örgütleriyle ortak iş tutan bir sivil toplum anlayışı bu!
Muhafazakârlar ise sendikacılığa bodoslama girdi. Bu yüzdendir ki hala ayakları yere sağlam basan bir sivil toplum kültürüne sahip değillerdir. Örneğin 2002'den bu güne atılan demokratikleşme adımlarında ne yazık ki bir aktör olarak boy gösteremediler. Başörtüsü meselesinde başlattıkları kampanyayı saymazsak ( o da Erdoğan’ın talebiyle oldu) gözle görülür bir faaliyette bulunamadılar. Yani Erdoğan’ın başlattığı demokratikleşme çabalarında hükümetin ilerisinden gidip önünü açmak yerine hep gerisinde kaldılar. Hala da milletin ve Erdoğan’ın gerisinden geliyorlar.
Bakınız başkanlık seçimlerine çok az bir zaman kala hala sivil toplumdan bir ses yok. Referandum döneminde de sessizliğe bürünmüşlerdi. 15 Temmuz davalarını fevkalade gündemde tutabilirlerdi mesela. Üye aidatlarının bile milletten tahsil edilen vergilerle ödendiği bir sendikacılık anlayışı oluşturulunca onlar da ne yazık ki sendikacılığı bir ikbal aracı olarak görmeye başladılar.
Bir ara “eğitime en çok zararı eğitim sendikaları veriyor” demiştim. Bireyi, okul duvarları içerisine hapseden, pozitivist temelli beyin formatlamasıyla da ülke insanının düşünme melekelerini dumura uğratan, dolayısıyla geniş perspektifli bir medeniyet tasavvuru geliştiremeyen, milli(!) eğitim anlayışını sorgulamayan bir sivil toplum sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek için söylemiştim bunu.
Demem o ki artık medyayı ve sivil toplum örgütlerini bir sorun olarak acilen masaya yatırmalıyız.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019