Vedat Bilgin
Hiç düşündünüz mü; kendisini sol diye takdim eden siyasi gruplar, hadi onlara CHP’nin en azından bir kısmını da katalım, neden giderek ayrılıkçı hareketin etrafında kümelenirler, neden kendilerini PKK çizgisindeki siyasi partiye yakın görürler, ondan medet umarlar? Hemen itiraz edecek CHP’lilere eski bir parti yöneticisinin, Genel Başkan Yardımcısı’nın, kendisinin de aday olduğu 7 Haziran seçimlerinde ayrılıkçı hareketin siyasi uzantısı partiye oy verdiğini belirten açıklamasını hatırlatmak isterim.
“Marjinal sol örgütlerin, bilhassa başta Almanya olmak üzere çeşitli, Avrupa başkentlerinin gizli servisleriyle yakın çalışanlarını saymazsak, bir siyasi topluluk olarak küçük fraksiyonlar halinde örgütlenmiş olanlarının PKK çizgisindeki siyasi partilerle yakın durmalarını, onlarla muhtelif ittifaklar kurarak siyaset yapma çabalarını, sadece var olmak, siyaset sahnesine çıkmak arzusuna bağlayarak açıklamak yetersiz kalacaktır.” Burada üzerinde durulması gereken birkaç meseleden biri, kendini sol diye tanımlayan grupların toplumsal bir temele dayanmadığıyla ilgilidir. Diğer mesele ideolojik bakımdan tutarsızlık veya cehalettir, bu ise bir zihniyet biçimiyle bir dünya görüşüyle eklemleşerek bir davranışa siyasi tavra dönüşmektedir.
Sol olmak!
“Kendisini sol olarak tamamlayan çevrelerin esas meselesi sol bir siyaset üretecek problematikten uzak bir biçimde toplumsal konumlarıyla, zihniyet dünyalarıyla bir cemaat olarak toplumsal özneyle mesafeleridir.” Resmi dünya görüşüne göre biçimlenmiş bu zümrelerden gelen insanlar ya da ideolojik olarak devşirilip onlara katılanalar, bu ideolojik anlayışla toplumsallaştırıldıkça kendi ‘halklarına yabancılaşan bir siyasal cemaat’ haline gelmektedirler.
Bu süreç, onları toplum karşısında devlet aracını kullanarak toplumu dönüştürme misyonuna hazırlamaktadır ki Türkiye elitizminin temel hastalığı da budur. Burada iki ayrı alandan bahsetmek mümkündür. Birincisi CHP ile ilgilidir; Batılılaşma ideoloji etrafında şekillenen elitizmin Cumhuriyetin otoriterleşme sürecine girmesiyle birlikte CHP’yi halktan nasıl uzaklaştırdığı sıkça üzerinde durduğumuz bir konudur. CHP’nin Tek Parti sürecinden, demokratikleşmeye doğru atılan adımlardan sonra ancak bu sorunu fark ederek, aşmak için kimliğine ‘sol’ etiketini ekleyecektir.
“Diğer problem CHP dışı solla ilgilidir. Bu gruplara bakıldığında, aynı dünya görüşünün belli parametrelerinin bu grupların varlık şartlarını hazırladığı görülmektedir. ‘Toplumu dönüştürülecek bir nesne olarak anlamak’, çağdaş değerlere uzak bulmak, başta tarih ve din olmak üzere toplumsal kuruluşun tasavvurunu, kolektif varlığını üreten zihin dünyasına yabancılaşmak diye sıralanabilecek birçok parametre, Batılılaşma ideolojisi ve onun bilimsel (zannedilen) temeli kabul edilen pozitivizm üzerinden bu gruplar tarafından içselleştirilmiştir.”
Halkla problemli iseniz, iflah olmazsınız!
Burada sorun açıktır, hangi sloganı söylerse söylesin Türkiye’deki sol diye tanımlanan gruplar, Batılılaşma ideolojisinin temel kabulleri üzerinden, kendi halklarına yabancılaşmış, teorik bakımdan problematiği sanayi çağını yaşamış ülkelerde örneklerini gördüğümüz ‘organik sol hareketlerden’ farklıdır. Sorun, CHP bunları sol kabul ettiği için bunlara yaklaşmakta iken, bu gruplar ise toplumsal bakımdan dayanacak bir zemine sahip olmadıkları, herhangi bir sınıfsal ilişki üzerinde durmadıkları için ayrılıkçı harekete yönelerek, oradan bir yere dayanma arayışına girmektedirler.
Bu durumda ortaya çıkan açık çelişki, sol diye tanımlanan bir grup veya topluluğun giderek etnik kimlik merkezli ‘etno-faşizan’ ırkçı söylemine hapsolarak, sol adına söylediklerini bu ittifak içerisinde kullanmaya devam etmesiyle ortaya çıkmaktadır. Mevcut durumda Türkiye’nin bağımsızlığına, varlığına karşı ABD emperyalizminin Ortadoğu planının bir parçası halinde silahlı bir güce dönüştürülen PKK/PYD ile sol arasındaki ittifak ise, işin trajedi kısmıdır.
Peki CHP nerede durmaktadır?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019