Vedat Bilgin
ABD patronajında Batı sisteminin Suriye’ye dönük füze saldırısı üzerinde yorum yapanların değerlendirmelerinin birçoğu ABD’nin ya da Batı’nın konumunun güçlendiği yönündedir; bu yorum dışardan bir izlenimle doğru gibi görünse de gerçek tamamen farklıdır. ABD Başkanı Trump’ın tam da Suriye’den çekilmeyi gündeme getirdiği bir zamanda, Batı sisteminin ‘insani duygularının kabarıp’ Suriye’ye hava saldırısı düzenlemesi ilk bakışta kimyasal silah kullanımına karşı dünya kamuoyundaki haklı tepkiler çerçevesinde kabul görse de Esad rejimine yönelmekten, ona son vermeyi amaçlamaktan oldukça uzak, sınırlı bir harekât mahiyetindedir.
“Burada birkaç mesele vardır. Bunlardan birincisi, Batı sistemi bölgede Rusya’nın konumunu kabul etmekle kalmayıp ancak onun bilgisi dâhilinde sınırlı bir harekâtta bulunabileceğini göstermiştir. İkincisi, Batı sisteminin Suriye’de varlık göstermek için seçtiği aktör PKK/PYD terör yapılanması iken hâkimiyet alanı olarak belirlediği alan ise Fırat’ın doğusudur. Üçüncüsü, Batı bu tercihleriyle Suriye’nin parçalanmasını, bölünmesini talep ederken, Rusya’ya paylaşma yani bölünmeyi kabul etmesi durumunda, rejimi problem etmeyeceğini söylemiş olmaktadır.”
SALDIRININ AMACI NE?
Bu saldırının ortaya koyduğu en önemli husus Batı’nın Suriye’yi bölme konusunda gösterdiği kararlılık ve Rusya’nın buna ikna edilmesi sürecidir. Elbette buradaki çelişki Batı sistemi ile Rusya arasında değil Rusya-Türkiye-İran, dolayısıyla bölge coğrafyasıyla Batı arasında ortaya çıkmaktadır. Bu saldırının sadece Suriye’nin değil bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü savunan bu ittifak karşısında caydırıcı bir etkisi olabilir mi? Bu soruya evet demek imkânsızdır, Fransa’dan gelen ‘Türkiye’yi ittifaktan uzaklaştırdık’ açıklaması gerçeği açıklamaktan çok bir arzuyu yansıtır niteliktedir.
Astana süreci başta olmak üzere, yürütülen görüşmelerde bu ülkede barışın kurulması yönündeki iradenin giderek güçlendiği bir zamanda, Türkiye’nin El-Bab, Afrin, bölgelerinde kurduğu barış alanları ortadayken bunlara destek veren ittifak karşısında, Batı’nın terör örgütlerinden yana Türkiye karşıtı tavrı biliniyorken; böyle bir saldırının bu ittifakı çözülmeye sokacağını söylemek hiçbir geçerliliği olmayan bir beklentiyi ifade etmektedir.
“Kimyasal silah kullanımına karşı ortaya konulan bu tavrın ‘onaylanmasına’ rağmen bunun arkasındaki siyasetin başarılı olma ihtimali oldukça zayıftır çünkü bölge halklarıyla, Batı’nın çıkarları arasındaki çelişkinin açıkça çatışmaya dönüşmesi, Batı’nın sömürgecilik çağından bu tarafa bölge üzerinde kurduğu hegemonyanın çökmesi anlamına gelecektir. Şurası açıkça görülmüştür ki bu saldırıda ABD doğrudan doğruya Rusya’yı hedef seçmekten kaçınmıştır. Bu aslında ‘güç merkezinin’ değiştiğini, ittifak güçleri olan Türkiye-Rusya-İran çizgisine kaydığının göstergesidir.”
BATI NEDEN KAYBETTİ?
Suriye’de diktatör Esad’ın kendi halkına karşı sürdürdüğü katliamlar karşısında Türkiye’nin başından bu tarafa doğru bir yerde durduğu tartışılamaz bir biçimde tekraren teyit edilmiştir; şimdi sorun bu ittifakın Suriye’nin bütünlüğü bakımından Esad’ın nasıl bir tehdit oluşturduğunun görülmesi ve Suriye’de bütünlüğü temin edecek ‘siyasal değişim’ üzerinde bir uzlaşma noktasının bulunmasına gelmiştir.
“ABD veya Batı sisteminin Ortadoğu’yu kaybetme sürecinin sebeplerini üç noktada toplayabiliriz: 1. ABD bölgede ortaya çıkan sivil demokratikleşme taleplerini reddedip, eski otoriter yapılarla, askeri şefler, krallar, şeyhler gibi unsurlarla konumunu sürdürme arayışına girdiği için kaybetmektedir. 2. Terör örgütleriyle işbirliği yaparak bölgeyi istikrarsızlaştırma siyaseti takip ettiği için bu coğrafyanın geleceğinde etkisi kalmayacaktır. 3. Belki de en önemlisi bölgenin tek modern, demokratik ülkesi olan Türkiye’yi dışlayarak aslında bu ülkelerin geleceği için de yegâne model olan bir anlayışı reddettiği için bölgedeki üstünlüğünü tamamen yitirecektir. Türkiye-Rusya-İran ittifakının rolü bu bağlamda değerlendirilmelidir.”
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019