Vedat Bilgin
Bu ülkede demokrasi sorununun kökeninde 27 Mayıs problemi yatmaktadır. Yıllardır Türkiye’nin 27 Mayıs’ın ideolojisini ve kurumsal siyasi yapısını devlet düzeyinde tasfiye etmeden demokratikleşme konusunda hangi düzenleme yapılırsa yapılsın, hangi yasal değişikliğe gidilirse gidilsin kolay kolay fazla bir şeyin değişmeyeceğini söylemeye çalıştım; çünkü 27 Mayıs sadece bir askeri darbe olmanın ötesinde bir şeydi.
“27 Mayıs darbesi, bu ülkenin seçimle gelen hükümetinin devrildiği, seçilmiş ilk Başbakanı’nın iki bakanıyla birlikte idam edildiği bir darbedir fakat bu vahşetine ve tahripkârlığına ilaveten daha kalıcı bir yönü demokratikleşmeye dirençli bir siyasal düzen kurmuş olmasıdır. Bu düzen hem devlet toplum ilişkilerine hem de devletin kendi iç işleyişinde yani siyasal kurumlar arasındaki işleyiş mekanizmasına yerleştirilmiş bulunmaktaydı. 27 Mayıs’ının devlet dışında etkisinin devamını, bütün bu mekanizmaların işleyişine geniş bir rasyonellik sağlayan bununla yetinmeyerek, bu yaklaşımı meşrulaştırmak isteyen unsurlardan biri de onun ideolojisidir.”
27 Mayıs’ın ruhu
Meselenin bu boyutlarını ele alınca üzerinde durulması gereken hususların başında devlet ve toplum ilişkilerini düzenleyen mekanizmalar gelmektedir. Bunlar arasında ilk tespit edilmesi gereken ‘devlet’ ve ‘siyasetin’ birbirinden ayrı kurumlar haline getirilmesi, yani siyasal süreçler içinde yaşananlardan bağımsız olarak ‘devletin kurumsal yapısının, bürokrasinin denetimine’sokulmasıdır.
“Burada yargı bürokrasisi, devletin üst düzey makamlarını işgal eden bürokratik kadrolardan, hariciye bürokratlarından ve elbette askerilerden bahsetmek gerekir. Bu kadroların statüleri öylesine tahkim edilmiştir ki siyasal süreçlerle halk hangi partiyi iktidara taşırsa taşısın karar mekanizmasında bulunan bürokratik elitlerin belirleyiciliği söz konusu olacaktır.”
Burada ‘devletin sahibi olan bürokratlar’ ve devleti onların izin verdiği ölçüde yönetmeye çalışan ‘siyasetçiler’ ayrımının yapısal olarak sürdürülmesini sağlayan diğer mekanizmalara bakmak lazımdır. Bunların başında üst düzey bürokratların hemen hiçbirinin siyasi iradeye tabi olmadan devletin gücünü kullanmalarını mümkün kılan bir koruma zırhına sahip olmalarından, siyasal kararlara uymadıkları zaman bunun müeyyidesinin olmadığından bahsetmek gerekir.
Tam tersine böyle durumlarda siyasal karar sürecinin yanlış işlediğini yani ‘siyasetin yanlış’olduğunu söyleyen birçok karar ve uygulamayı geçmiş örneklerinden hatırlatmak gerekirse yıllar boyunca seçilmiş başbakan Demirel’in TRT’ye Genel Müdür atayamadığı örneğine bakılabilir. Bürokratik oligarklara göre ‘siyasetin kendisi de uygulamaları da yanlıştır’.
27 Mayıs’tan 24 Haziran’a
Burada ayrıca askeri bürokrasinin kendi iktidar alanının dokunulmazlığından söz etmeye gerek var mıdır? 27 Mayıs’tan sonra ordu içinde sürekli ‘Silahlı Kuvvetler Birliği’ adıyla bildiriler açıklayan, gazetelere yaptığı basın açıklamalarıyla ‘siyasete’ baskı yapan tehditler yönelten illegal bir yapı üzerinden, sivil siyaset denetim altında tutulmaya çalışılmıştır ki daha sonara ortaya çıkacak olan Batı Çalışma Grubu adlı illegal çete örgütlenmesi bu yapının uzantısıdır.
Kısaca devleti kendi iktidar alanını olarak tanımlamış, o şekilde donanmış bürokratik elitler, siyasetin devlete dokunmasını adeta suç olarak telakki ederek zaten buna müsaade etmeyeceğini muhtelif şekillerde ortaya koymuş bulunmaktaydılar.
“Bugün elli sekiz yıl sonra Türkiye 27 Mayıs’ın kurduğu bürokratik devlet düzenini, onun kurumsal düzenini tasfiye etme noktasına gelmiş bulunmaktadır. İçinde yaşadığımız için bu değişimin nasıl büyük bir olay olduğunu bir tarihsel dönüm noktasını ifade ettiğini fark etmeyebiliriz fakat yeni bir demokratikleşme aşamasında olunduğu kesindir. 24 Haziran seçimlerine buradan bakmak gerekir.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019