Yasemin ÇONGAR
İçeriden konuşmak önemlidir. Kapalı yapılarda değişim, “içeriden” konuşmakla başlar çünkü. Hayatın karşısında had ve hatır gözetmeyen iç tepkilerimizin, hakikatle usulca yüzleşirken açıklarının üstünü örtmeyen iç muhasebemizin dışa taşmaya başlamasıdır “içeriden” konuşmak. Nihayetinde, “Kral çıplak” demekten daha cesur bir şey varsa, “Biz çıplağız, ben çıplağım” diyebilmektir.
Yıldıray Oğur’un dünkü muhteşem yazısı, hem “içeriden” bir konuşmaydı hem de “içeriden” konuşmaya bir davet. Palmer Komisyonu Raporu’nu okumak gibi, Mavi Marmara olayının vardığı nokta konusunda ahkâm kesenlerin çoğunun yapmaya nedense gerek görmediği bir işe girişen Yıldıray, raporun hakkaniyetli bölümlerinin altını çizdikten sonra, “Peki biz ne kadar dürüstüz” deyip, soruyordu:
“İsrailli komandolara karşı direnmek için gemiden demir parçalar koparıp sopa yapmak, önceden güverteyi korumak üzere gönüllüler belirleyip, İsrail’e karşı neredeyse küçük bir cihad planı hazırlamak da neyin nesiydi?”
Bu sorunun sorulmasına, bol bol “haklılık ve mağduriyet” vurgusu yapan itirazlar gelecektir elbet; “İsrail’in avukatı” nevinden nefret naraları atanlar da olacaktır korkarım. Ama soru, bir kez soruldu; hem de Yıldıray’ın fikir ve inanç dünyasını bilen herkesin teslim edeceği üzere “içeriden” soruldu. Gerisi gelir; iç konuşmalarımızı kaçınılmaz kılan dürüstlüğümüz, dışa taşma cesaretini bir kez buldu mu, gerisi mutlaka gelir.
Kürt meselesinde de, bugün her şeyden ziyade dürüstlüğe ve cesarete ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Bir kez daha, şiddetin karşılıklı taraflarca nedenselleştirilerek mâzur, makûl, hatta gerekli görülebildiği bir döneme girdik zira.
Meselenin “mağdur” tarafına hâkim olan kapalı yapının “iç sesi” büsbütün kısıldı. “Mağdur yandaşlığı” ile yetinen bir kesim ise, mağduriyeti bitirebilecek yegâne şey olan demokratik zihniyet dönüşümünün hem mağdur tarafta –Kürtlerde– hem de sorumlu tarafta –devlette– gerçekleşmesini talep etme gereği duymuyor; böyle bir talebin, yandaşlığını gölgeleyeceğinden çekiniyor sanki. Bu kesim, şiddete karşı sustuğuyla da kalmıyor üstelik; “içeriden” susulmasını doğal karşılarken, “dışarıdan” konuşulmasına çok öfkeleniyorlar.
Dersim’de top oynayan polislerle, onların sivil eş-dostuna yönelik PKK saldırısı ardından, Kürt siyasetine ve yandaşlarına hâkim olan sessizlik başka nasıl açıklanabilir? BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin kongresiyle aynı gün gerçekleşen saldırıyla ilgili görüşü sorulduğunda, “PKK’nın silahlı eylemlerini olumlu veya olumsuzdur diye kategorize etmiyoruz. Şiddeti tasvip etmiyoruz. Savaşa toptan karşıyız” demenin ötesine geçemedi; spesifik bir eylemle ilgili tavır almasını gerektiren bir soruya, tavrı “tavırsızlığında” olan toptancı bir cevap verdi.
BDP’nin PKK’yla arasına mesafe koymasını talep etmenin abes olduğunu düşünüyorum ben; BDP’yi, özünü inkâra çağırmanın çözüme ne katkısı olabilir? Ama “iç” konuşmaların dürüstlüğünü Kürt siyasetine hepten çok görmenin, Kürt siyasetçilerin “içeriden” konuşma cesareti bulabilmesini peşinen imkânsız saymanın; BDP’deki bu sıkışmışlık halini yüceltmenin çözüme katkısı nedir, onu da göremiyorum. Gerillanın gündemi, niye Kürt hareketi için “tek gündem” olsun? Çözümü mümkün kılacak zihniyet dönüşümüne bir yandan devleti zorlarken, bir yandan da PKK’yı buna hazırlamaya girişmek Kürt siyaseti için neden “lüks” sayılsın? Dünyada, “içeriden” konuşmayı başarması sayesinde, kendini de, karşı tarafı da değiştirebilmiş nice siyasi hareket varken, Kürtlerin bunu asla beceremeyeceğini niye kabullenelim?
Neredeyse yirmi yıl önceydi. İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu’nun (IRA) her gün bir başka metro istasyonuna bomba yerleştirdiği günlerde Londra’da yaşarken, IRA’yı destekleyen Belfastlı bir arkadaşım vardı. Onun anlattığı bir olayı hiç unutmadım. 1992’de bir kış gecesi, Kuzey İrlanda’da bir askerî üssü basan küçük bir IRA grubu, daha sonra, SAS komandolarınca bir köy kilisesinin mezarlığında pusuya düşürülmüş, dört militan öldürülmüştü. Büyük bir kilisede yapılan cenaze törenini Sinn Fein üyesi bir papaz yönetmişti. Arkadaşım, papazın önce Britanya ordusunu yerden yere vurduğunu anlattı. “İrlanda milliyetçilerinin kalbini çocuklarını öldürerek kazanamazsınız.” Böyle demişti papaz ve sonra, herkesin susacağını sandığı bir anda, “Ama,” diye eklemişti salondaki IRA liderlerinin gözlerinin içine bakarak, “Cumhuriyetçi hareketimiz de artık kendine gelmeli; şiddete son verip, siyasette ısrar etmedikçe bu çocukların ölümünden biz sorumluyuz.” Bu laf üzerine, Sinn Fein Bölge Başkanı öfkeyle kalkıp terketmişti salonu; yanında oturan Gerry Adams ise hiç kımıldamamıştı. Arkadaşımın, Sinn Fein liderinin adını kendi dilinde söylediğini hatırlıyorum: “Gearoid’un dürüst ve cesur bir adam olduğunu o gün anladım.”
Kuzey İrlanda’da barış, hem Britanya hükümetinde hem Cumhuriyetçi harekette demokratik zihniyet dönüşümünü kolaylaştıran Adams gibi liderler sayesinde mümkün oldu. Şiddete karşı siyaseti ilerleterek yaptılar bunu. “İç” konuşmaların kaçınılmaz dürüstlüğünü, “içeriden” konuşmanın cesaretiyle birleştirerek yaptılar. Kürtler niye yapamasın?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kiev’den notlar: Avrupalılaşmak ile güdülmek arasında…
5.12.2013 - Müminlerle âlimlerin demokratlığı ve matematikten boşanan fizik
24.09.2013 - Erdoğan'ın yeni danışmanı, şaka değil
27.07.2013 - Abdellatif Kechiche: Hiçbir devrim, cinsel bir devrim olmadıkça tamamlanmaz
29.05.2013 - Sıradan bir 'tanrı'nın olağanüstü kitabı: Son Oyun
1.04.2013 - Duvarlarınıza fazla güvenmeyin
8.12.2012 - Makinenin hakikati, insanın zehri
1.12.2012 - Ben bu işi hepinizden daha iyi yaparım
17.11.2012 - Birinci hazin şahıs ve komşu çocukları
10.11.2012 - Ölümün içinden hayatı doğurarak...
3.11.2012
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Ad Soyad Giriniz...
Bu banal yazıların sıkıcı olmaya başladı . Biraz kendini yenile .