Yüksel TAŞKIN
Cemaat-AKP gerilimi, bazılarına nedense doğal görünen “sabrediyoruz” yaklaşımının nasıl kontrolsüz patlamalara dönüşebileceğini bir defa daha gösterdi. İki tarafın kalemleri öyle şeyler yazdılar ki, bu durum ya kendi dokunulmazlıklarına duydukları inançla ilgili olabilir ya da savaşın soğuk olanından sıcağına geçme vaktinin geldiğini düşünmelerinden.
Son günlerde özellikle Yeni Şafak ve Cemaat medyasında yazılanları okuyorum. Bana son derece tuhaf gelen bir durum var: Yazılanların çoğuna hak verir gibi oluyorsunuz ama hep eksik bırakılan bir şeyler var. İnsan tam da bu noktada özgürlüğün kıymetini anlıyor. Özgür bir entelektüel, hatalı analiz de yapabilir ama sahip olduğu özgürlük ve bunun verdiği şahsi sorumluluk, özeleştiri yapmasını da kolaylaştırır.
12 Eylül darbesi ve Berlin Duvarı’nın yıkılması, solcuların örgüt taassubu denen şeyi tartışmalarına vesile oldu. Örgütlü hayatın, bireysel inisiyatiflere ve farklılıklara imkân tanımayan özellikleri sorgulanmaya başlandı. O zamanlar en azından inanç duyulan idealler nedeniyle böyle bir hayatı omuzlayanlar vardı.
Bugün tartıştığımız kavgaya baktığımda, inançtan ziyade güç istencinin ağır bastığını görüyorum. Güç istencinin, İslam’la, inançla, misyonla ilişkilendirildiği ama her geçen gün inandırıcılığını yitiren bir dünyevi tutku patlaması sözkonusu.
Sözgelimi Yeni Şafak’ta yargının evrensel hukuka göre hareket etmesi gerektiğini, gurup çıkarlarına göre karar veremeyeceğini savunan değerli yazılar kaleme alındı. Ama bir şeyler eksik kalıyor sanki? İnsanın ağzında ekşimsi bir tat kalıyor.
Bir süre önce çok sayıda insan, hukukun siyasallaştırıldığı bir süreçte mağdur edildiler. Yeni Şafak’ta bu yazıları kaleme alanlar, o dönemin mağduriyetlerinin nedenlerini bilmelerine rağmen susma tercihinde mi bulunmuşlardı? Onlar da dosya biriktirenler kervanına mı katıldılar? İslami, muhafazakâr kesimlerde o pek sevilen “sabrediyoruz” refleksine mi sığındılar? Hiç özeleştiri yapmayacaklar mı? Yakın zamanda Memet Ali Alabora’ya Yeni Şafak eliyle yapılanlar konusunda hiç mi özeleştiri vermeyecekler?
Benzer eleştiriler, Cemaat medyasına da yöneltilebilir. Cemaat’in kimi unsurlarının Barış Sürecine aykırı refleksler verdiğini, hukuku siyasallaştırdığını ne zaman kabul edecekler? Cemaat’e dışarıdan bakanlar, bu meselelerde ikna olmuyorlar. Sadece iknaa dayalı “PR” çabaları yerine, içeride bir tutarlılık arayışına girmek daha sağlıklı olmaz mı?
Ben insanların değişebileceğine inanıyorum. Yakın geçmişte, kiri kirle yıkamaya kalkanlar olmadı mı? Mesele, yüzleşme ihtiyacını ertelemeden özeleştiri vermekte. Konjonktürel güç mücadelesi bunu gerektiriyor diye bavulları açıp kılıçları kuşanmak, beni ikna etmiyor.
“Kendi cenahımızda” yanlış bir şey görünce sabretmeyelim, tez canlı olalım. Özeleştiri kaçınılmaz bir vicdani baskı hâline geldiğinde, “fitne” kavramına sığınmayalım. “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışına yansıyan, “Müslümanlar ve diğerleri” ayrışmasına dayalı bu zihniyet aşılmalı. “Bak, solcular, laikler bayram ederler” diyerek özeleştiri ihtiyacını ötelemekten vazgeçilmeli...
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017