Yüksel TAŞKIN
Türkiye siyasetindeki ana çatışma ekseni nedir? Kimler hangi ittifakları hangi nedenlerle oluşturuyorlar ve bu ittifaklar ne kadar kalıcı sorularını sürekli olarak sormak durumundayız. 2010 yılının hemen ardından AK Parti, Gülen Cemaati ve “Liberaller” diye bilinen aydın kümesi arasında bir ittifaktan bahsedilebilir.
Bu dönemde çok sayıda İslamcı oluşum, AK Parti, Gülen Cemaati ittifakı nedeniyle oldukça öfkeliydiler. Sözgelimi İskenderpaşa Cemaati, 2011 genel seçimlerinde MHP’ye yönelme işaretleri vermişti. Bazı cemaatler de giderek İslamcı- milliyetçi motiflerin birbirine girdiği tepkisel bir söyleme kayıyorlardı.
AK Parti iktidarından yeterince istifade edemedikleri veya tabanlarının Erdoğan’ın etkisine fazlasıyla girdiği endişesine sahip bazı İslamcı oluşumlar, küreselleşme karşıtlığına savruluyor, “Medeniyetler İttifakı” gibi Cemaat kokan girişimleri sert bir dille eleştiriyorlardı. Bu çevreler, İslamcılık üzerinden Batı karşıtlığı üretme geleneğine sıkıca sarılmaya başlamışlardı.
O günlerde komaya giren bir siyasi analizcinin bugün uyandığını hayal edelim. Birkaç yıl içerisinde yeni bir manzarayla karşı karşıya olduğumuza hayretle şahitlik edecekti: Bir zamanlar dışlandıklarını hisseden çok sayıda İslamcı oluşum, bugün AK Parti’nin yanında konumlanırken, bu konumlanmanın mazeretini de Cemaat eleştirisi sağlamaktaydı.
Bu yeni ittifakın mantığı az çok şöyle işlemekteydi: Cemaat, Batıcı yönelimiyle AK Parti’yi de kafa kola alıp, az kalsın yoldan çıkaracaktı. Neyse AK Parti şöyle bir silkelendi de yeniden Millici özüne geri döndü. Burada Türkiye sağına özgü, gerçeğin üstünü hem de gelişigüzel bir şekilde toprak serperek örtme çabası olduğu aşikâr.
Bu inanmak istenilen, inanmamız istenilen senaryo. Tüm bu yan yana gelişlerin ve dağılan ittifakların arkasında en temelde maddi ve siyasi çıkarları aramalıyız. İlkeler daha sonra devreye giriyor. Herkes ilkeleri istediği gibi öylesine eğip büküyor ki, entelektüel tutarlılık, fikri namus fena hâlde ıskalanıyor. Bu elindeki tüm barutu Reis’in kullanımına sunarak kendi kendisini tüketmekte beis görmeyen İslamcı entelektüellerin de dramı aynı zamanda.
AK Parti liderliğinin yaptığı hatalardan dolayı içerisine yuvarlandığı kaygan zeminde ayakta durabilmek adına, biraz da doğaçlama yoluyla geliştirdiği, “Şeytan Cemaat” bir öteki olarak yeterli olamayacaktı.
“Batıcılarla tarihsel ittifak hâlinde olan Kemalistler ve Solcular” da hedefe konulmalıydı. Bu yapılınca, şu anlamlı soru da kaçınılmaz hâle geliyor: Madem Cemaat, demokrasi karşıtı bir güç, o zaman Cemaat’i yalıtmak için diğer demokrat güçlerle neden yan yana gelinmeye çabalanmadı? Bu yan yana gelişin zemini de elbette yeni anayasayı yapmak için, devrilen masayı tekrar toparlamaktan geçiyordu.
Böyle bir işbirliği iki şeye engel olurdu: Belli ilkeler üzerinden olabileceği için, AK Parti’nin hareket alanını daraltırdı. Yine tüm bu kavga içerisinde toza boğulmak istenilen realite bal gibi ortaya çıkardı: Maddi kaynakları ele geçirirken rakipsiz davranma iştahı.
AK Parti’nin can havliyle içerisine yuvarlandığı bu dil, siyaseten manevra alanını da daraltma riskine sahip. Bu yeni ittifakın ister istemez devreye giren Millici dili, AK Parti’yi kaldırabileceğinden daha fazla Batı karşıtı ve ideoloji partisi hâline getiriyor.
Erdoğan’ın olmazsa bile Davutoğlu’nun önünde iki tercih var aslında: AK Parti’yi sonunda kendisini de vuracak kutuplaşma dilinden uzaklaştırmak ve daha yumuşak bir çizgiye çekmek. Bu da kaçınılmaz olarak Erdoğan’la karşı karşıya gelmesine yol açacaktır.
Diğer yol ise yangına benzinle giderek, zaten son hız giden arabanın gazına daha fazla basmak ve arabayı devirerek ortalığı yangın yerine çevirmektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017