Yusuf Kaplan
Bir yanda, bayram arefesinin tatlı telâşı, bayram günlerinin heyecanlı hazırlıkları...
Öte yanda, insanın şehirden, insanlardan, bayramdan tatile kaçışı, dekadansla dans’ı: İşte bizim yaşadığımız şizofrenin hikâyesi, resmi, en iyi göstergesi.
İstanbul boşaldı... Kimse kalmadı...
Kimileri sıla-i rahim için memleketlerine gitti; kimileri de şehri terketti, plajlara akın etti.
Ege ve Akdeniz sahillerindeki otellerin günler öncesinden dolduğunu söylüyor televizyonlar...
Bayrama da, dinlenmeye de ihtiyacımız var; yorulduk.
Bayramı bayram gibi yaşayarak da dinlenebiliriz; fakat kimilerinin bayram filan umurunda değil. Bayram gibi insanları birbirine kenetleyen; dostluğu, kardeşliği yeşerten; birliğimizi, dirliğimizi pekiştiren muazzam bir imkânın değerini, kıymetini bilememek üzücü gerçekten; üzücü ve gelecek adına düşündürücü.
Bu sütunda tam da bayram ve tatilde kristalize olan şizofreni hâlimizin iki zıt tablosunu resmettiğim bir yazımı güncelleyerek, yenileyerek sizlerle bir kez daha paylaşmak istedim.
ÖLÜMÜ HATIRLADIKÇA HAYATI YAŞAR İNSAN
Ölümü unutan insanlar, yaşadıklarını nasıl hatırlayabilirler ki?
Bayramı tatile dönüştüren kişiler, aslında bize ne söyler?
Ölümü hatırladıkça yaşar insan. Ölümü hatırladıkça, hayatı unutmaz, kendini unutmaz, hakikati unutmaz.
Ölümü hatırladıkça hayatı tadar; ölümü unuttukça hayattan kaçar.
İKİ ZIT ŞİİR TABLOSU: ÖLÜMÜN VE HAYATIN ŞİİRİ
İki tablo var karşımızda:
İlki, insanın kendinden kaçış tablosu. Tatile kaçışı... Ruhsuz insanlardan, bunaltıcı hayattan uzaklaşma arzusu bu, belki de.
İkinci tablo: Arefe gününün bayrama göz kırpan, hazırlık yapan tablosu: İnsanın insandan kaçışı değil, insanın insana, hayata ve hakikate koşuşu...
Biri ölümün, diğeri dirilişin tablosu.
Biri trajik, hatta traji-komik; diğeri epik, destansı.
İkisi de şiirsel: Biri yokoluşun şiiri...
Diğeri dirilişin, gelişin, hayatın; kurbanla yaşanan ilâhî, tabiî ve beşerî yakınlaşmanın şuurunun Bayram’ını yapma telâşının, neşesinin ve heyecanının şiiri.
TATİL TABLOSU: İNSANIN DEKADANSLA ÖLÜM DANSI
Kafkaesk bir tablo bu aslında. Işıltılı ama ölümcül.
Picasso’nun ya da Dali’nin zevkle çizecekleri çılgın bir ölüm senfonisi!
Veya en iyi Bergman’ın çekeceği bir ölüm dansı vakitleri filmi...
İnsanın kayboluş serüveni, sonra da cenazesinin kaldırılış seremonisi!
Picassovârî ya da Dalivârî sert imgeler, yaşanan trajediyi resmeder: Dilin bir tarafa savrulduğu... Kalbin kan olup aktığı, idam sonrasını andıran bir sahnenin gerisinden bir gözün hortlamışçasına baktığı bir Picasso, Dali tablosu veya böceğe dönüşen Kafka hikâyesi...
İnsan kayboldu, kayboluyor hızla, hazla ve tamgaz...
Ölümüne kaçıyor... Metafizik ölümüne...
Şehirden kaçıyor... Tatil köylerine... Otel odalarına, sığıntı gibi yaşanılan, hapishaneden farksız ruhsuz mekânlara...
Plajlara kaçıyor...
Evet, sert bir Picasso veya Dali darbesiyle çizilen, yığının, kumun, insan yığınlarının içinde, arasında, ortasında; kum tanelerinden daha da “kişiliksizleşmiş”, silikleşmiş, denizin kıyısına vurduğu ölüleri, canlı cenazeleri andıran yokoluş seremonilerine uçuyor...
Plajlarda, kum tanelerinden bir tane olarak çakılıp kalıyor... Gömülüyor plaja.
İnsanlığı, duyarlığı gömüyor kuma: İnsanlığın yaşadığı büyük sorunları, trajedileri unutuyor; gömüyor plaja... Mezara... İnsanlığın gömüldüğü mezar, plaj burada. İnsanın ve insanlığın.
Şarapla kirlenen, denizle yıkanan... şarapla kirlendikçe denizin dalgalarını vurarak kıyıya, yıkadığı, denizin insandan öç aldığı bir yer plaj.
Gök ve yer, ne der bize?
Gök’le yer nasıl danseder, semâ eder birbirlerine?
Güneş’in ışığı niçin var?
İnsan, plajda göğe bakar ama göğün bize ne dediğini anlayamaz. Güneşle konuşamaz. Işığını öldürür Güneş’in. Eritir plajın kumunda. Kuma gömer Güneş’in ışığını da, kafasını da.
AREFE GÜNÜNÜN UMUT DOLU, HEYECANLI TELÂŞI
Oysa arefe gününün bayram telâşı ne güzeldir. Ne kadar umut dolu, sevgi dolu, insan dolu, hayat doludur.
Anneler, arefe günü çarşıda pazarda dolaşırlar telâşla, heyecanla, coşkuyla: Yüzleri güler. Çocuklarının yüzlerini güldürecek, bayramın neşesini, coşkusunu, heyecanını daha bayram gelmeden bizzat kendileri hissedecek ve herkese hissettirecektir.
Arefe günleri, annelerin günleridir. Sadece annelere özeldir. Bayram günleri bütün ailenin, özellikle de çocukların, elbette ki.
Arefe günü, bir ışık dolar eve, her tarafa, her yere: Anneden yansıyan ışıktır bu.
Plajın Güneş’in ışığını bile kuma gömen mezarına inat, arefe günü, annenin ışığı Güneş’e bile ışık verir, enerji verir adeta. Mevsim yazsa güneş yakmaz. Kışsa, anneden aldığı ışıkla, enerjiyle en küçük bir ışık huzmesi bile insanın içini ışıtmaya, ruhunu kanatlandırmaya, bütün aile fertlerinin bir cennet bahçesinde yaşıyormuş hâlet-i rûhiyesiyle dolmalarına yeter.
Arefe telaşında insanların, özellikle de annelerin yüzü gülmez sadece; ruhu da güler ve ruh üfler herkese...
Bayram’ı herkes yaşar ama arefe günlerini yalnızca anneler yaşar iliklerine kadar ve bize de yaşatır bütün sıcaklığıyla, sarıp sarmalayıcılığıyla.
O yüzden arefe günleri bir başka güzeldir, bayram günleri başka.
Annelerimizin arefeleri heyecanlı, hepimizin bayramı canlı, capcanlı olsun, ülkemizin ve mazlum Müslümanların kardeşliğine, huzuruna vesile olsun, diliyorum Rabbimden.
Arefeniz ve Bayramınız mübarek olsun, tatilleriniz bayram olsun, sıla-i rahim ruhuyla yaşansın.
Unutmayalım: Tatil, bayramda en yakınlardan kaçıştır; sıla-i rahim ise en yakınlara koşuş. Allah, sıla-i rahim yapanlardan eylesin hepimizi. Vesselâm.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
28.05.2021
14.08.2020
7.08.2020
20.07.2020
17.07.2020
26.06.2020
14.06.2020