Yusuf Ziya DÖGER
İnsanın zihin dünyası etkisinde kaldığı toplumsal uyarıcılara göre şekillenir. Bu durum zihnin insani fıtrat ve vicdanı dikkate almamaya yönelterek işlemeye başlar. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan İslamcıların zihin dünyaları fıtrat, vicdan ve İslami referansları yerinde ve doğru olarak kullanma becerisinden hayli uzak bir görüntü çizmektedir.
Türkiye İslamcılarının geneline ait zihin dünyasının işleyiş biçimi Kur’an ve Hz. Peygambere ait referanslara kulaklarını tıkayarak çevrelerinde olup bitene anlam yüklemeye çalışmaktadırlar. Hz. Peygamber ve sonrasına ait birkaç basit uygulama dikkatle incelendiğinde hak, hukuk ve eşitlik anlamında bizleri gerçekliğe ulaştıracak verilerin onlara ait uygulamalarda var olduğu görülür.
O döneme ait bu uygulamaların temel dayanaklarının Müslümanlık ve inanç üzerinden bina edilmediği bilakis hak, hukuk ve eşitlik üzerinden bina edildiğidir. Dolayısıyla din kardeşliğinin ve din dışı olmanın herhangi bir şekilde hak, hukuk ve eşitlikten mahrum olunacağı anlamına gelmediğini belirlemek açısından önemli dayanaklar ortaya koymaktadır.
Bu uygulamalardan bir iki örnekle yetinebiliriz. Mısır valisi olan Amr bin As’ın oğlu Hiristiyan bir Kiptiye tokat attığı için konu hak ve hukuk bağlamında ele alınarak eşitliğin sağlanabilmesi için kendisine Kipti tarafından tokat atılmasına hükmedilmiştir. Ki hükmün gerekçesi olarak “Anaları insanları hür olarak doğurmuştur. Siz onları ne zaman köleleştirdiniz” şeklinde formüle edilmiştir.
Yine Medine döneminde Tu’me bin Ubeyrik adında biri Müslüman birisinden çaldığı kılıcı bir Yahudi’ye emanet bırakmış. Bu kişinin yaptığı hırsızlık eylemi sabitlenince yeminle suçu Yahudi’nin üzerine atarak kurtulmayı ummuştur. Bunun üzerine haksızlığa uğrayan Yahudi’nin hak ve hukukunun sağlanması için Yüce Allah tarafından ayet indirildiği herkesin malumudur.
Diyarbakır’ın fethi sonrasında Müslüman bir Arap tarafından Müslüman olmayan Diyarbakırlı bir yerli sebepsiz yere öldürülür. Hz. Ömer’e durum iletilir ve katli gerçekleştiren kişinin kaçtığı bildirilir. Ömer katilin derhal yakalanarak kısasın uygulamasını emreder ve emir yerine getirilir. (Şibli Numan’ı “her yönüyle Ömer dönemi")
İslam tarihinde adaletin timsali olarak kabul edilen Hz. Ömer’e ait şu söz insanlar arasında hak ve hukukun sağlanması açısından önemlidir. “Anaları insanları hür olarak doğurmuştur. Siz onları ne zaman köleleştirdiniz.”
Bu örneklerde dikkat edilmesi gereken temel nokta sosyal ilişki üzerinden gerçekleşen hiçbir eylemin bireysel bir nitelik taşıyan takva bağlamında değerlendirilmesidir. Sosyal nitelik taşıyan durumların takva bağlamında ele alınmak istenmesinin temel nedeni insanların yaşanan olumsuzlukları daha kolay içselleştirmelerini sağlamaktır.
Oysa İslamcıların, bu uygulamaları hak, hukuk ve eşitlik düzleminde ele almaları gerekirken bunları takva bağlamında ele almaları onların zihinsel yapılarının işleyiş biçimine yönelik veriler ortaya koymaktadırlar. Dolayısıyla Kürdün hak ve hukukunu çalmak için takva İslamcılar tarafından bir araç olarak kullanılmaktadır. Takva, hak kapsamında ele alınması gereken bir durum iken hak ve hukukun çiğnendiği bir ortamda insanları takva beklentisine yöneltmek hiçbir zaman gerçekliği yansıtmamaktadır.
Aslında İslamcıların yaşadığı yanılgının temel noktası takva eyleminin bireysel bir durum iken sanki toplumsal bir nitelik arz ediyormuş gibi sunmaya çalışmalarıdır. Aynı zamanda bunun hak ve hukukla eşleştirilmesi zihinleri karmaşaya yöneltme gibi bir amacı da içinde barındırmaktadır. Oysa hak ve hukukun temel esprileri bireysel bir duruma değil toplumsal bir duruma yönelik nitelikler taşıyor olmalarıdır.
Toplumsal nitelik taşıyan bir durumun bireysel bir durumla özdeşleştirilmesi mantıkla izah edilmekten yoksundur. Bu durum basit mantık kurallarını bilen herkesin malumudur. İslamcılar konu Kürdlerin hak ve hukukları olduğunda çözüm yolu olarak takva bağlamında argümanlar sunarak hak, hukuk ve eşitlik taleplerini susturmayı yeğlemektedirler.
Böylece bireysel bir durum olan takva olgusu hak, hukuk ve eşitlik bağlamında insanlara sunularak yaşatılanların kabulünü sağlayan içselleştirme oluşturulmaktadır. Herkesçe bilinir ki “İslam’da kendin züht ve zahitliğe yönelebilirsin ama çoluk ve çocuğuna zahid ol deme hakkına sahip değilsin.” Ki Türk İslamcılığı bu noktada bizlere (Kürdlere) takvaya yönelik zühdü öğütlerken, temel hedef olarak hak ve hukukumuzun gaspını kolaylaştıracak veriler üretmenin derdindedir.
Laik Türkiye Devletinin Kürdlerin hak ve hukukuna yönelik gerçekleştirdiği olumsuz uygulamaların bu kesim tarafından göz ardı edilmesi İslami hassasiyetle açıklanabilir olmaktan uzaktır. Devletin gerçekleştirdiği uygulamaları İslami referanslarla tölere etmeye kalkışmaları ise buna yönelik açık bir veridir.
Kardeşlik vurgusunun sürekli gündemde tutulması bir anlamda size hak olarak reva görülene rıza göstermenize yönelik isteğin dışa vurumdur. Tıpkı şu hikâyedeki gibi “Baba vefat eder çocuklar malları bölüştürürken çocuklardan biri her koşulda en iyi tarlayı kendisine yontar paylaştırmada ve bunu kardeşliğin gereği olarak diğerlerine sunar.”
Tıpkı Türk İslamcılarının “Bizi devlete ve yönetimine itaate çağırırlarken hak ve hukuk gasplarını görmememiz gerektiğini ifade etmelerinin kardeşlik gereği olarak sunmaları gibi.” Bununla yetinemedikleri durumlarda ise devletin benzer zulümlerine Müslümanlarında maruz kaldıklarını ifade etmeleri soruna nereden baktıklarını açıkça ortaya koymaktadır.
Sonuç: Eğer takva toplumsal sorunları çözme becerisine sahip bir durum ise öncelikle Türk İslamcılarının hak ve hukuklarından vaz geçerek zühdü ve zahitliği temel alan bir yaşama yönelmeleri gerekir ki bunu bize öğütleme hakkına sahip olabilsinler.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017