Yusuf Ziya DÖGER
Toplumsal varoluşun dinamikliğini anlamanın yolu tarihsel süreç içerisinde toplumca oluşturulan yapılanma biçiminin şekillenmesinde etkili olan unsurların anlaşılmasıyla mümkündür. Toplumsal varoluşu sağlayan yapılanma toplumun kadim geleneklerinden beslenerek oluşturulmaktadır. Toplumların kadim geleneklerini günümüze taşıma olanağı bulmaları oluşturdukları yapılanmalarla olanaklı hale gelir. Günümüzde çeşitli sosyal bilimler bunu teyit eden veriler sunmaktadırlar. Ancak toplumsal varoluş dinamikliği farklı etkenlerin birbiriyle oluşturdukları etkileşimlerle okunması zorunludur.[1] Bu nedenle farklı sosyal bilimlerin verileri birbiriyle etkileşim halinde ele alınmalıdır.
Kadim bir millet olarak Kürdler yaklaşık beş bin yıl önce Mezopotamya’da varlıklarını hissettirerek tarih sahnesine çıkmışlardır. Bu günümüz tarihsel verileriyle sabitlenmiştir. Kürdlerin tarih sahnesine çıktıkları Mezopotamya’da yaşamış kavimlerin birçoğu varoluş dinamiğini sürdüremeyerek süreç içerisinde yok olmuşlardır. Hem Kürdlerden önce hem de sonra ortaya çıkan birçok kavimden (merkezi otorite olan) bugün iz yoktur. Kürdlerin bu yok oluşlara rağmen varoluşunu sürekli kılan dinamiklik toplum yapısının aşiretsel biçimlenmeye dayalı olmasında yatmaktadır.
Ancak Kürdlerin varoluş dinamikliğini sadece bununla açıklanmak da yeterli değildir. Bu biçimlenmeyle birlikte Kürdlerin tarihsel varoluş dinamikliğini belli başlıklar altında ele alabiliriz. Bu başlıkları şöyle sıralamak mümkündür.
- Aşiretsel yapının, yaşanılan coğrafyaya göre şekillenmesi.
- Aşiretsel yapının, üretimsel açıdan alan koruma düşüncesine göre şekillenmesi.
- Kürd toprağının, tarihsel çatışma ve siyasal mücadele alanında yer alması.
- Kürd toprağının, inançsal ve mezhepsel çatışmaya dayalı mücadele alanında yer alması.
- Aşiretler arası iç çatışmalar ve dış güçlerin (sömürgecilerin) bunu desteklemeleri.
- Aşiretsel yapının, karşılaşılan sorunları çözmede yerel bilgi üretmesi.
Bu başlıklar tarih boyunca Kürdlerin yaşadığı coğrafyaya dinamiklik kazandırmıştır. Bu dinamiklik aynı zamanda Kürdlerin toplumsal yapılanmasında güçlü merkezi yapılanma yerine mobilize yapılanmayı gerekli kılmıştır. Dolayısıyla küçük çaplı ve mobilize yapılanmaya gitmeleri zorunluluk haline gelmiştir. Coğrafya dinamikliğinin yanında Kürd toplumsal yapılanmasında görülen küçük çaplı ve mobilize anlayış Kürdlerin tarihsel varoluşlarını sürekli kılarak yaşanması olası olan asimilasyonu engellemiştir.
A)Aşiretsel yapının, yaşanılan coğrafyaya göre şekillenmesi
Doğu ve Batı uygarlıklarına ait toplumsal yapılanmanın farklı şekillendiği çeşitli sosyal bilimlere ait verilerle kesinlik kazanmıştır. Tarihsel süreç açısından ele alındığında insanlığın, temel uğraş biçiminin öncelikle tarım ve hayvancılığa dayandığı görülmektedir. Tarımsal ve hayvansal faaliyetler üzerinde coğrafi niteliklerin rol oynadığı ve bunun sonuçlarının da toplumsal yapılanma üzerinde etkili olduğu ileri sürülmektedir. Bu verinin mutlaklık düzeyinde olmasa da önemli oranda etkili olduğu savunulabilmektedir.
Doğu ve Batı uygarlıklarının birbirinden farklı toplumsal yapılanma biçimlerini ortaya çıkarmalarında elbette coğrafya dışında farklı unsurların da etkisi vardır. Ancak bunlar içersinde bazı sosyologların[2] ileri sürdüğü gibi coğrafi unsurun tartışılmaz bir yer edindiğini görmekteyiz. Çünkü toplumsal yapılanmaların tarihe bıraktığı izler sürüldüğünde coğrafyanın toplumsal yapılanmanın şekillenmesinde etkili olduğu belirlenmektedir.
Doğu toplumlarında steplerde hayvancılığa, su boyu ovalarında ise tarımsal yapılanmaya dayanan üretimsel faaliyetlerin öne çıktığı görülmektedir. Buradan kısaca suyun varoluşu veya kısıtlı oluşu farklı toplumsal yapılamaya yol açmıştır sonucunu çıkarmaktadır.
Tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde suyun kullanılma olanağı ve biçimi toplumsal yapılanmada farklı sonuçlar üretmiştir. Coğrafi alanda suyun doğal halde kullanılması veya kullanılmamasından kaynaklanan farklı toplumsal yapılanma biçimleriyle karşılaşıyoruz. Bu durum dünya üzerinde üretim biçimini etkilediği gibi toplumsal yapılanma biçimini de etkilemiştir. Aynı uygarlık alanları içerisinde üretimsel farklılığa ve yapılanma biçimine yol açarken[3] farklı uygarlık alanlarında ise aynı faaliyete dayanan üretimin farklı şekillerde gerçekleşmesine yol açmıştır[4].
Coğrafi alanda suyun azlık, çokluk veya kullanılabilme olanağı açısından farklı toplumsal yapılanmaya yol açtığını belirtmiştik. Doğu toplumlarında nehir boylarında suyun doğal cazibeyle kullanılması mümkün olmadığından steplerde ise suyun azlığı farklı toplumsal yapılanmalara yol açmıştır. Nehir boylarında suyun dönüştürülerek kullanımını mümkün hale getirilmiştir.
Bu nedenlerle suyun dönüştürülerek kullanılabilmesi aynı zamanda toplumsal yapının şekillenmesini de biçimlendirmiştir. Suyun kullanılma olgusu dikkate alındığında doğu toplumlarının kendi içinde farklılık gösterdiği görülmektedir. Kısaca su doğu toplumlarında farklı toplumsal biçimlere yol açmıştır.
Buna karşın Batı toplumlarında su doğal cazibesiyle kullanılabilmektedir. Suyun doğal cazibesiyle kullanılması toplumsal yapılanmada farklı bir şekillenmeye yol açan olgular üretmiştir. Yani toplum yapısının şekillenmesi suyun doğal cazibesiyle biçimlenmiştir. Kısaca coğrafi alanda suyun doğal cazibeyle kullanılabilir olması veya olmaması farklı toplumsal olguların oluşmasında etkili bir unsur halini almıştır. Doğu toplumlarında tarımsal faaliyetler ancak suyun doğal cazibenin dışına çıkartılarak dönüştürülmesiyle mümkün olmakta iken Batı toplumlarında ise doğal cazibe ile kullanılması mümkün olmaktaydı.
Bu durum Doğu toplumlarında suyun dönüştürülmesini sağlayan su bentlerine bağımlılık oluşturan alansal mekâna dayanan tarımsal üretimi mümkün kılmaktaydı. Yani suyun dönüştürülerek kullanılmaması belli bir toprak parçasına sabitlenen tarımsal faaliyetlere olanak vermiştir. Buna karşın batı toplumlarında coğrafi niteliğin sağladığı avantajla suyun dönüştürülme ihtiyacı hissedilmeden kullanılması alansal mekâna dayanmayan gezici tarımsal üretimi mümkün kılmaktaydı. Yani alansal toprağa mahkûm olmayan gerektiğinde alanı değiştirme olanağı sağlayan coğrafi koşullar gezici tarımı olanaklı hale getirmiştir.[5] Bu nedenle batı toplumlarında doğu yapılanmasına benzemeyen toplumsal şekillenme oluşmuştur.
Suyun dönüştürülmesine dayalı alansal mekâna mahkum tarımsal faaliyetin zorunluluğu Doğu toplumlarında “alansal koruma”yı gerekli kılan bir anlayışın gelişmesinde etkili olmuştur. (Buna karşın steplerde üretimsel faaliyet hayvancılığa dayandığından gezici ve göçü esas alan verimli alan bulmaya çalışan bir yapılanmanın var olduğu görülür.) Bunun sonucu olarak Doğu uygarlıklarında hem toplumsal yapıda hem de askeri örgütlemelerde dayanışmaya dayanan yapılanma anlayışının gelişmesini zorunluluk haline gelmiştir. Dolayısıyla toplumsal değerlerin oluşumuna etki eden bu faktör toplumsal yapılanmada da belirleyici unsurların başında yer edinmiştir.
Coğrafi anlamda doğa koşullarından kaynaklanan tarım alanlarının darlığı ve suya bağımlılığı Doğu toplumlarında herhangi bir dönemde oluşabilecek verimsiz üretim toplumsal yapının korunmasında sorunlarla karşılaşılmasına yol açmaktaydı. Bu sorunlarla baş edebilmek için hem daha fazla üretmek hem de üretilenlerden belli miktarda pay ayırma ihtiyacını hâsıl olmuştur. Coğrafyanın dayattığı bu üretim yapısı kolektif bir yaşam biçimine yol açmıştır. Bireyin tek başına karşılaşılan sorunlarla baş etmesine olanak vermemiştir. Bireyin kendi başına yaşama imkânı bulmaması beraberinde gücün birleştirilmesini gerekli kılan yapılanma anlayışını geliştirmiştir. Bu olgu süreç içerisinde güçlü ailesel (aşiretsel) bağların ortaya çıkmasında rol oynayan temel etken olmuştur.
Doğu uygarlık yapısına ait yukarıdaki toplumsal biçimlenmelerin karakteristik özelliklerini yansıtan Kürdlerdeki Aile (aşiret) yapılanmasını da bu izahlar üzerinden ele alınma zorunluluğu vardır. Mezopotamya kökenli olan Kürdlerin elbette bu coğrafi unsurdan etkilendiklerini ve buna bağlı olarak toplumsal yapılanma oluşturduklarını ileri sürmek mümkündür. Kürdlerin toplumsal yapılanması ele alınırken konuya nereden bakılması gerektiği hususunda önemli okumalar ancak bu coğrafi etkiden çıkartılabilir.
Kürdlerin aşiretsel yapıya dayanan toplumsal yapısı, coğrafyanın dayattığı koşullara uygun olma zorunluluğu ve bu koşulların gerektirdiği sosyal yaşam biçimini de zorunluluk halini almıştır. O halde Kürdlerin toplumsal yapılanmasını oluşturan aşiretsel yapının tarihsel varoluşu, varoluşun korunması ve sürdürülmesi aşiretlerin birbiriyle ilişkileri bu okumalar üzerinden ele alınırsa Kürd siyasal tarihi için önemli verilere ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Coğrafyanın dayattığı bu yapılanma biçimi beraberinde “alan koruma” anlayışını getirmiştir. Aşiretler varlıklarını korumak ve varlıklarını geleceğe taşımak adına bu alanları öncelikli korunması gereken unsur haline dönüştürmüşlerdir.
Çünkü Kürdlerin yaşadığı bu coğrafyada alan üzerinde egemenlik oluşturmadan üretimsel bir faaliyeti sürdürme olanağı yoktu. Kürdlerde hakimiyetlerine geçirdikleri alanları koruyarak buna uygun bir toplumsal yapılanma oluşturmak durumunda kalmışlardır. Dolayısıyla alan koruma esasına dayanan üretim biçimi geliştirerek toplumsal yapıyı da buna uygun biçime evirmişlerdir. Ancak bu alanın geniş olmaması mobilize bir güçle korunabilecek olması Kürdler açısından ehemmiyet arz etmekteydi. Bunun sonucu olarak aşiretsel yapılanmaya gidilmiş olması coğrafi zorunluluk haline gelmiştir.
Yazının ilk bölümüne şuradan ulaşabilirsiniz.
[1] Tarih, Sosyoloji, Antropoloji gibi bilimlerin etkileşimle ele aldıkları ve vardıkları sonuçlar dikkate alınmalıdır.
[2] Sezer, Baykan “Asya tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları” adlı kitabına bakılabilir. Edebiyat Fakültesi Basımevi 1979. Asya steplerinde hayvancılık, nehirler kenarında ise tarım faaliyetlerine yönelme gibi.
[3 Asya steplerinde hayvancılık, nehirler kenarında ise tarım faaliyetlerine yönelme gibi.
[4]Tarım ve hayvancılık faaliyetinin Doğu ve Batı toplumlarında farklı biçimde gerçekleşmesi gibi.
[5] Baykan Sezer Su boyu ovalarında tarımsal faaliyeti dikkate alırken İlk faaliyetlerin Mezopotamya’da başladığını ileri sürerek konu üzerinde tartışırken korunma olanağının olmaması nedeniyle tarımın başka alanlara kaydığını, örneğin Nil ve İndüs kenarlarına Mezopotamya’dan gittiğini varsaymaktadır.
Yusuf Ziya Döğer: [email protected]
Öğretmen, sosyolog. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu. Öğretmen. Şeyh Said Hareketi Sonrası Pêçar Tenkil Harekatı/1927 adlı kitabı yayınlandı. (Nûbihar Yayınları)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017