Yusuf Ziya DÖGER
Algı operasyonlarının temel amacı, hedef seçilen kişi veya kurum/yapının kamuoyu nezdindeki imajını bozmaktır. Toplum nezdinde hedefin var olan etki gücünün minimize edilmesini sağlamaktır.Amaç hedef seçilenin gücü ve etkisi altında ezilmiş olmanın doğurduğu psikolojik ruh halinden bir nebze de olsa kurtulmaktır. Böylecehedefe karşı rahat nefes alacak duruma gelinip,karşı atakla ona üstünlük kurarak toplumda bozulan/bozulmaya yüz tutmuş kendi imajını tazelemektir.
Hedef seçilene yönelik bu stratejisiyi uygulama zorunluluğu duyan yapının sorunu, aslında uygulama sahnesine koyduğu amacın toplum nezdinde gizletilmesine olanak oluşturmaktır. Bu stratejik bir adım olup kendisinin yürüttüğü veya yürütmekte olduğu siyasal/sosyal tercihlerinin tartışılmadan kitlelerce kabullenmesini hızlandırmaktır.
Algı operasyonuna başvuran yapı, eğer oluşturmayı hedeflediği siyasal tercihe karşı bir direnç olacağını düşünüyorsa bu direncin başka bir alana kaydırılarak deşarj olmasını sağlar. Böylece kitlelere düşünme ve tartışma imkânı vermeyerek gerçekleştirilmesi istenilen amacın bir anlamda okus/pokus yöntemiyle sindirilmeden benimsenmesini kolaylaştırır.
Konumuzun miheng taşını “Halkının Katili İşbirlikçi Barzani” afişinin Amed’te sakallı, sarıklı/külahlı muhafazakâr Kürdlerin eliyle meydana indirilerek algı operasyonuna başvuranların amacı oluşturmaktadır. Öncelikle her Kürdün şunu “neyi amaçlıyorsunuz” sorma hakkı elbette var. Ancak amaçladığınız şeyi gerçekleştirmenize engel oluşturacak herhangi bir güç kullanma hakkı ise yok. Ama sizi sorgulama ve yanlışlarınızı ifade etme hakkını kullanırken sizin de ona karşı bununla yetinmeniz gerekirken suçlayıcı ve tahkir edici dile başvurmanız kabul edilebilir değildir.
Bakur Kürdistan’ının tartışılmaz gücünü temsil ettiğinizi her aklı başında Kürd kabul eder. Bu gücü elde etmenizin altında elbette bedeller ödediğiniz gerçekliği yatıyor. Kürdistan uğruna ödenen bu bedellere saygı beklemeniz elbette doğal hakkınız ve her Kürdün buna saygı duyması da gerekir. Ama unutmayınız ki “Halkının Katili İşbirlikçi Barzani” pankartı aynı zamanda insaf sahibi her Kürdün yüreğini de yaralar. Aynı şekilde buna karşı saygıyı da sizden bekleme hakları olduğunu unutmayın.
Başur Kürdistan’ında yüzyıllık İngiliz ve Arap tahakkümüne karşı mazlum Kürd halkının yılmaz savunucusu olan Barzaniler nasıl katil ve işbirlikçi oluyor. Doğrusu bunu anlamakta zorlanıyorum. Evet, sosyal hayat içerisinde kardeşler arasında sıkıntıların olmadığını ileri sürmek akla ziyan bir durumdur. Ama kardeş olanlardan birine saldırı ihtimali olduğunda diğerinin sosyal hayat sıkıntısını bir tarafa bırakarak ona sırt çıktığı da yine sosyal bir realite.
Şimdi düşünme zamanı. Gerçekten 90’lı yıllarda gerçekleşen PKK – KDP çatışmasında yaşananların tekrar yaşanması kimin işine gelir. Ki hepimizin malumu yaralı PKK gerillalarını sırtlarında taşıyarak hastanelere götürenler yine KDP taraftarları veya peşmergeleriydi. Bunun bir daha yaşanmaması hepimizin arzusu. Ama bunun için herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Ki Barzani gerekiyorsa bunun için mahkeme önüne çıkmaya hazırım demişti. Peki, Sosyal hayatta meydana gelen olayların tek taraf ve tek sebeple açıklanması Sosyoloji bilimi açısından mümkün değilken diğer taraf bu konuda niye susmayı tercih ediyor.
İşte, Bakur’un başat Kürd gücü tam bu noktada denetlediği kitle üzerindeki gücünün erozyona uğramasını engellemek için bu türden algı operasyonlarına ihtiyaç duymaktadır. Yakın zamanlarda evirildiği siyasal/sosyal tercihlerinin Kürdler arasında düşünülerek tartışılmasını istemiyor. Bunun için denetlediği kitlenin sürekli mobilize durumda olmasınıgerekli görüyor. Çünkü mobilize durumda olan kitleler aklıselim değerlendirmelere ihtiyaç duymazlar.
Gerektiğinde kitlenin enerjisini boşaltması için suni gündemlerin oluşturulması şarttır. Amed’te Müslüman muhafazakâr Kürtlerin elleriyle taşınan “Halkının Katili İşbirlikçi Barzani”pankartı kanaatimce tam da bu türden değerlendirme ve düşünmelerin önüne geçmeyi hedefleyen içe yönelik bir adımdır. Her yapı kendisini korumak ve muhafaza etmek için bu türden sosyal eylemlere ihtiyaç duyar ancak bunu kendi evininin içine yöneltmesi durumunda niyetinin sorgulanmasına yol açacağını da unutulmamalıdır.
İsterseniz birkaç hatırlatma yapalım.
“Bağımsız devlet fikrini çoktan çöp sepetine attık çünkü 2,5 milyon Kürt İstanbul'da. Demokratik özerkliği de sadece kendimiz için değil, İstanbul'daki Kürt, Malatya'daki Türk için istiyoruz”. Hatip DİCLE
"Biz demokratik özerkliği zaten programımızda ilan etmiştik. Şimdi ise demokratik özerkliği bütün Türkiye’de inşa edeceğiz. Onu söylüyoruz" Sebahat TUNCEL
" Kurtarıcı motif, tarihsel imge Mustafa Kemal ve onun tarihsel eylemselliğinin büyüklüğü kendisini gösterdi ve gösterecek. O bir mucizedir, ölümsüzdür. Uluslaşmada temel direktir."
Aysel TUĞLUK
Yukarıda sıralanan düşünceleri yan yana getirdiğinizde amaçlanan siyasal/sosyal yapının karşılaşabileceği direnci kırmanın yollarını aranacağı muhakkaktır. Tekrarlayarak ifade edeyim ki Barzani’ye yönelik pankart bu düşüncelere karşı geliştirilecek her türlü tavır ve düşüncenin önceden önünü almaya yöneliktir.
Bu algı operasyonunun bir diğer ayağıise Demokratik İslam Kongresidir.Bu kongre ile Ortadoğu’yu barış ve huzur açısından dizayn etmeyi amaçlayan bir yapının kendi evine ait olan bir odayı hedef alması nasıl açıklanabilir ki. Bu kongrenin çağrıcılar kurulunda yer almakta olmama rağmen, öneri olarak sunduğum “Kürdistan Medreseleri ve Kürdler” adlı kongre başlığı kabul görmemiştir. Ancak geçen hafta sonu İMC televizyonunda bu kongrenin çağrıcılar ve hazırlık komitesinde yer alan bir dostumuz Kürdistan medreselerinin durumunun tartışılması önemli bir konudur diyebilmiştir.Kongrenin Muhafazakâr kitlenin mobilize durumunu korumanın bir ayağı olarak düşünüldüğü kanaatindeyim.
Tüm bunlar karşısında niyet okuyucu olmayalım ama niyetin de sorgulanması gerektiğine inanıyorum. Ancak bu konudaki takdirinde Kürd halkına ait olması gerektiğini vurgulamadangeçmeyelim. Birkaç gerekçe ile konumuzu noktalayalım.
- Kürd halkının önüne tutmayacağını bile bile HDP projesini koydunuz. Sonra kalktınız bununla bir mucize doğacağına bizi ikna etmeye çalıştınız. Aslında perde arkasında sizlerin de muzdarip olduğunuzu biliyoruz. Ama kamuoyuna bunu bir vahiy gibi sunmayı da ihmal etmediniz. Tutmama ihtimaline karşı yeni hedefler koyarak kitlenin akıl tutulması yaşamasını istemektesiniz. İşte bu akıl tutulmasıyla hedeflenenlerden biri de Başur ve Barzanidir.
- Kürdler arasında yeni projenizin tutma ihtimalinin olmamasına karşın, sus payı oluşturmayı da ihmal etmediniz. Bakın BDP yerinde duruyor ve taleplerinizi bununla üste doğru taşımanız yine mümkün diyerek “Çöp sepetine attığınız” Kurdistan davasından biz aslında vazgeçmedik imajını kitleye verdirerek akıl tutulmasına devam etmesini sağlamayı umuyorsunuz.
- Türkiye’nin ezilen ve demokrat halklarıyla bulaşmayı hedefledik dediniz. Ulus devlet gereksizdir ve bunu isteyenler ilkeldir diyerek önümüze Türkiyelileşme projesini koydunuz. Bu yetmedi Kürdlerin Katliamcısı olan birisini Kürdlere “kurtarıcı motif ve mucize” olarak sundunuz.
Tabi ki aklımızla alay ederek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017