Yusuf Ziya DÖGER
Soru: Kuzey Kürdistan’da Kürd şehirleri Türk ordusu tarafından yakılıp yıkılırken, Kürdlere yönelik bir imha süreci yaşanıyor. Çatışmalı bu durumun sonucu sizce ne olabilir? Nasıldurdurulabilir? Bütün yaşanılan bu olayların ışığında, sizce Kürd siyasetinin mevcut stratejisi ne olmalı? Yaşanan olaylar bir strateji değişikliği ihtiyacını gerekli kılıyor mu? Hülya Yetişen.
Cevap: 7 Haziran seçim sonuçları Türkiye ve Kürdler açısından bir ilkin yaşanmasıydı. Bu seçim sonucu analiz edildiğinde önümüze iki önemli nokta çıkartır.
Birincisi:Barış ortamında, Kürd orta sınıfının tavrına yönelik verilerdir. Kürd orta sınıfının ekonomik yaşam standartlarını kaybetmeden kendisine yönelebileceği ortamın oluşmasını beklediğini ortaya koymuştur. Bu ortamı çözüm süreci denilen “çözümsüzlük sürecinde” bulduğunu düşünerek Kürd eğilimleri olan bir Türkiye Partisine yönelme biçiminde olmuştur. Bu yönelimin temel argümanı ise “Kürd ama Türkiyeli kalma” düşüncesini belirlemiştir. Tutumun doğru veya yanlışlığını tartışma yerine bu sınıfın “koyun ve keçilerine” zarar gelmemesi kaydıyla kendi kimliğine yöneldiği ileri sürülebilir.
İkincisi: Savaş ortamının oluşmasıyla bu sınıfın yöneldiği Kürdeğilimli kimliğini ortaya koymanın aceleye geldiğinin belirlenmesiydi. Çünkü Kürd eğilimli Türkiye partisinin henüz devlet gücü karşısında kendisini koruma yetisinden yoksun oluşunu görme imkânı buldu. Acele davranıldığını ortaya koyan 1 Kasım seçim sonuçlarıdır.Ki bu sonuç güven arayışının orta sınıf için ne anlama geldiğini ortaya koymuştur.
Çatışmalı bu durumun sonucu:Devlet bu çatışma ortamını oluştururken kendi mantık örgüsü içerisinde net bir tutum belirlediğini ortaya koyarak varlığına yönelik yönelik tehdit algısına sahip olduğunu sergilemiştir. Bu nedenle devlet olmanın gereklerini bir tarafa bırakarak, örgütsel bir mantıkla halka yönelik toptan imha sürecini başlatmıştır. Buna karşın PKK devletin oluşturduğu bu algının ne üzerine bina edildiğini görmeyerek devletin asıl amacını fark etmeyen veriler sergilemiştir.
Devlet Şark Islahat Planlarında bugüne kadar net biçimde Kürd orta sınıfının kendisine yönelmeye başladığı her an “tedip ve tenkil” eylemlerine başvurarak orta sınıf üzerinden bina edilecek Kürd varlığını yok etme isteğinde olmuştur.Orta sınıf üzerinden varlık kazanabilecek Kürd eşrafını/aristokrat sınıfını halk nezdinde itibarsızlaştırılmayı hedeflemiştir. Çünkü kendisine yönelen orta sınıf tutumundan yoksun bir halkın talep ve beklentilerinin Milli hedeflere yönelemeyeceği varsayımını temel dayanak olarak almıştır. Eşraf ve orta sınıftan yoksun olanların sadece günü kurtarma derdinde olacağını iyi bilen devlet, Kürdistan illerinde ve ilçelerinde 1993 travmasından sonra oluşan ekonomik gücü bu çatışma ortamıyla torpilemeyi hedeflemiştir.
Aslında bu durum devlet karşısında örgütsel mantıkla çalışan yapılarında işine gelmektedir. Çünkü onlar orta sınıf beklentilerini karşılayamayacaklarını iyi bilmektedirler. Dolayısıyla kendi etraflarında kemikleşme ihtimali yüksek olan alt sınıfı elinde tutmanın yolu olarak devlet gücünün onlar üzerine saldırtılmasıyla mümkün olacağını da iyi bilmektedirler.
Sonuçta hem devlet hem de örgüt orta sınıf düzeyinde de olsa sermayenin Kürdistan illerinden çıkmasını bu çatışma ortamıyla amaçladığı nettir.İstenilen sonucun bugün itibarıyla gerçekleştirildiği ileri sürülebilir. Bu sonucun gerçekleşmesi sürmekte olan çatışmanın ilerleyen süreçte durmasında temel etken olacaktır. Ki buna ait veriler yavaş yavaş belirginleşmektedir.
Kürd siyasetinin mevcut stratejisi:Kürd siyaseti vesayet altındadır. Vesayet altında olan Kürd eğilimli siyasetne örgütün ve nede devletin asıl amacını görebilme becerisine sahip olmadığından herhangi bir alternatif üretmekten yoksundur. Bu nedenle halk nezdinde çatışma ortamında uğradığı prestij kaybını önlemek amacıyla kuru gürültü yoluyla günceli kurtarma derdine düşmüştür. Doğal olarak bu durum onların bir strateji belirlemelerini engellemektedir. Oysa ortaya çıkıp 7 Haziran verilerini doğru tahlil etselerdi “ki 1 Kasım seçim sonuçlarını makarna edebiyatı ile değerlendiren vekil adaylarıyla bizzat karşılaştım” alt ve orta sınıfın birlikteliğe doğru adım attıklarını görmeleri gerekiyordu. Hatta bunun eşrafı/aristokrat sınıfını da etkilemeye başladığını görerek çatışma ortamlarına kendilerini siper edip çatışmayı istemediklerini deklere edebilselerdi bugün daha güçlü bir konumda olacakları kesindi.
Strateji değişikliği ihtiyacı:Kürd siyaseti vesayet altında hareket etmekten kurtulmalı ve büyük - küçük diğer Kürd siyasetine ait yapılarla görüş alışverişinde bulunmalı. Devlet karşısında sivil bir güç olduklarını ortaya koyacak güçlü veriler oluşturmalı. Ortak anlayış üzerinden hem devleti hem de halkı etkileme yoluna gitmelidir. Ki devletin bunu istemediği ortadadır. Çünkü devlet eylemlerine meşruiyet kazandırmak için Kürd Siyasetini terörüze ederek halk nezdinde destek bulma amacındadır.
Dünyada bu anlamda siyasal mücadele yürütmüş örneklikler var. Bunlar üzerinden veriler üretilmeli ve devlet dünya kamuoyunda yalnızlaştırılmalıdır.
Bu yazının konusu Kurdistan Post adına Hülya YETİŞEN’in sorduğu soruya verilen cevaptır.Soruyu Sosyolog gözüyle ele almanın gerekliliğine inandığım için cevaplarımı bu çerçeve içerisinde vermeye çalışacağımı belirtmeliyim.
Yusuf Ziya Döğer: Bingöl /Solhan doğumlu. İlkokulu Solhan yatılı Bölge, ortaokulu ve liseyi Elazığ İmam Hatip’te okudu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu, Öğretmenlik mesleğinin ilk on yılını özel sektörde dershane öğretmeni olarak yaptı. Sonra Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çalıştı. 24 yıllık felsefe öğretmeni iken Nisan ayı başında görevden uzaklaştırıldı.
Yazıları çeşitli internet sitelerinde yayınlanmaktadır. Mart 2016 da Nübihar yayınlarından Şeyh Said Hareketi sonrası Pêçar Tenkil Harekatı/1927 adlı araştırma kitabı çıktı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017