Yusuf Ziya DÖGER
Düşünme ve düşünme eyleminden sonuç üretebilmenin temelinde analitik sentez gücüne sahip olmanın zorunluluğu mantık açısından gereklidir. Analitik sentez gücünden yoksunluk bireyin farklı verilerden aynı sonucu çıkarmasına neden olur. Farklılık arz eden verilerden aynı sonucun çıkarılması eyleminde muhatabın zihin dünyasında karmaşa yaratma amaçlı olabileceği gibi muhatabın düşünme dünyasına katkı sunmayı da amaçlayabilir.
Mantığın dayandığı temel veriler önermeler ve bunlardan üretilen kıyaslar üzerinden şekillenmektedir. Farklılık arz eden verilerden (önermelerden) aynı sonucun çıkarılması mantıksal anlamda yanlış kıyas üretme eylemidir. Mantık bilimi bu tür yollara başvurarak üretilen sonuçlara dayanan kıyaslara safsata adını vermektedir.
Safsata yöntemine başvurarak sonuç üretme eyleminde Kürdlerin bir kesiminin çok mahir olduğuna şahitlik etmekteyiz. Bu kesim herhalde şöyle düşünmektedir. Muhataplarımızın zihninde karmaşa oluşturalım ki asıl gerçek olanlar ortaya çıkmasın. İsterdik ki bu kesim zihnimizi zinde tutmak amacıyla bu tür düşündürme eylemlerine başvursundu. Oysa onlarda aslında ne yaptıklarının farkındadırlar.
Onlar yönetmekte oldukları kitlenin gerçekliklerle yüzleşmeleri yerine gerçeklik yerine koyulan simülasyona yönelmelerini amaçlamaktadırlar. Çünkü kitlenin bunları kavrama becerisinden yoksun olduğunu varsaymaktadırlar. Dolayısıyla kitleye ne servis edersek onu alıp yutarlar. Niteliksel olarak farklılık arz eden veriler (önermeler) arasında özdeşlik ilişkisi geliştirme düşüncesinin altında bu anlayış yatmaktadır. Ki kitle zihinlerinde yeşerme ihtimali olan berraklığı ortadan kaldırıp kendi zihinsel bakış biçimlerini hakım kılma çabasını görmekteyiz. Tabi onlara göre doğruluk (hakikat) ile reelin (gerçeklik) farkını kitle anlayamaz ve biz onlara ne verirsek onu alırlar mantığını gütmektedirler.
Somutlaştıralım:
Kürd kamuoyunun şahit olduğu birkaç durum üzerinden somutlaştırma yapmadan önce, yaşanılanlarla (reel) durum ile bundan üretilenler (doğru) arasında oluşturulmak istenen özdeşlik bağının mantıksal açıdan sağlam veriler barındırmadığını belirtelim. Çünkü çoğu zaman kitle reel durum ile bundan üretilen bilgi arasındaki farkı görme imkânı elde edememektedir. Ki bunun asıl sebebi reel durumun bundan üretilen bilginin arkasına gizlenmesidir. Sonuçta kitlenin dikkati reel durum yerine bundan üretilen bilgi üzerine odaklanarak reel durumun gözden kaçırılması amaçlanmaktadır.
Birinci durum:
Başkan Barzani geçen yıl tam da bu sıralarda Ankara ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaret sırasında HDP heyetiyle görüşürken gündeme gelen “Hendek olayına” karşı HDP Eş Başkanı Yüksekdağ'ın verdiği cevabın, Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’ye sorulan bir soruya verdiği cevabın aynı kefeye konulmasıdır.
Bu iki durum reel durum açısından ele alındığında farklılık şuradadır. Başkan Barzani kardeşler olarak niteleyebileceğimiz aile içinde bir tavsiyede bulunmaktadır. Bu tavsiye kardeş olarak kabul edilen kesim tarafından şöyle tanımlanmıştır. Bu bizim içişlerimizi ilgilendiren bir konudur. Buna müdahil olmanızı istemeyiz. Başbakan Neçirvan’a sorulan soru ise kamuoyu önünde sorulmuş ve uluslararası diplomasi gerektiren cevabın verilmesini zorunlu kılmaktadır.
İki cevabı dikkate aldığımızda reel durum ile bundan üretilen bilgiler arasındaki tutarsızlıklar kolaylıkla fark edilir. Çünkü Yüksekdağ konuyu bir ülkenin içişleri olarak tanımlamış ve bir başka ülkenin burnunu sokmaması gerektiği belirtmesi, aile bireyi olarak kabul edilenin dışlanmasıdır. Ki bu durumda aile bireyine yönelik bir dışlanma söz konusudur. Başbakan Neçirvan’ın cevabının bununla özdeş olamadığını aklıselim her insan kavrar. Dolayısıyla özdeş kılınmak istenen iki reel durumun farklı olduğu ve bunlardan aynı sonuca varılmayacağıdır.
İkinci durum:
PKK ve PYD’nin Türkiye MİT’iyle görüşmesinin ENKS yetkililerinin görüşmesiyle özdeş tutulmama çabası. Öncelikle birinci durumda kullanılan yanlış mantık burada da devreye sokulmaktadır. Hemen belirtelim PKK ile ENKS’nin aynı kefede olmadıkları doğrudur. Çünkü PKK doğrudan Türkiye’yi ilgilendiren bir sorunun muhatabıdır. Bu nedenle görüşmeleri ENKS ile özdeş tutulamaz. Ancak ENKS PYD ile kolaylıkla özdeş tutulabilir bir konuma sahiptir.
PYD Lideri Salih Müslim'in Türkiye MİT'iyle görüşmesinde bir beis bulmayıp ENKS temsilcilerinin görüşmesinde beis bulmak zihinsel karmaşayı amaçlamaktadır. Çünkü iki yapı da doğrudan değil dolaylı olarak Türkiye’yi ilgilendiren bir konuma sahiptirler. Burada ise bize ters köşe gösterilmek istenmektedir. Evet ENKS ile PKK Türkiye MİT'iyle görüşmelerinde aynı kefeye konulmamalıdır. Ama PYD ile aynı kefeye konulmalıdır. Daha düne kadar Türk MİT'iyle kemiklere yer arayanların ENKS'nin Türkiye MİT'iyle neden görüşür serzenişi bizi ahmak yerine koymalarından başka bir şey değildir.
Üçüncü durum:
ENKS’nin Kürdistan Rojavası’ndan dışlanmasını isteyenlerin PKK’nin Kürdistan Başuru’nda varlığının daim olmasını istemeleridir. Buna gerekçe olarak da Kürdistan’ın tüm Kürdlerin vatanı olduğunu kanıt göstermedir. El hak Kürdistan tüm Kürdlerin vatanıdır. Kimsenin kimseyi dışlaması veya sürme hakkı yoktur. Ama önce şunu bilelim ENKS Rojava menşeli bir yapıdır. PKK ise Bakur menşeli bir yapıdır. Şimdi bakalım menşe aidiyeti olana hak görülmeyen bir durum nasıl aidiyet menşei olmayana hak olarak görülebilir. Bu nedenle Şengal’de PKK varlığını kabul edenler, mutlaka ENKS’nin Rojava Kürdistanın’da da kabul etmeleri elzemdir. Hatta önceliklidir.
Sonuç:
Bunlar gibi yüzlerce veri kitlenin önüne konularak reel durum göz ardı edilerek üretilen bilgi üzerinden deformasyon oluşturulmaktadır. Bilinmelidir ki Ortadoğu’da analiz yeteneği yaşadığı sorunlardan dolayı en iyi biçimde Kürdlerde bulunmaktadır. Ancak Kürdler organize yapı olan devlet gücüne sahip olmadıkları için bu analizlerini reel duruma dönüştürememektedirler.
Bu nedenle kendi çaplarında yapı oluşturanlar reel durumun kitle tarafından tam olarak bilinmesini istememektedirler. Bunun yerine reelden üretilen bilgi kirliliği içinde kendilerine haklılık payı aramaktadırlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017