Roni MARGULIES
Hukukçu değilim. Olmadığım gibi, amatörce bir ilgim bile yok. Ama hukuka hukukî değil, siyasî bir gözle baktığım için, anlamının ne olduğunu bildiğimi sanıyorum.
En temel anlamda, hukuk önemli değildir. Toplum, yasalar değiştirilerek değiştirilmez. Değişmeye yüz tutan bir toplumun değişmesini yasalar engelleyemez.
Toplumsal gelişmeler hukukun ve yasaların çizdiği sınırlar içinde gerçekleşmez. Tam tersine, hukuk ve yasalar toplumsal gelişmeleri izleyerek değişir. Hukuk topluma ayak uydurur, toplum hukuka değil. Büyük, kitlesel hareketler hukukla hiç ilgilenmez, yasaların ne dediği umurlarında bile olmaz.
Zülfiyâra dokunmayayım, Türkiye’den değil başka yerden örnek vereyim. Mısır’da 2011’de Tahrir Meydanı’nda toplanmak yasaktı. Gösteri yapmak yasaktı. Grev yapmak yasaktı. Mübarek hakkında ileri geri konuşmak yasaktı. Hemen hemen her şey yasaktı. Kime ne? Ne fark etti? “Ah pardon, buraya gelip Mübarek’in kuklasını elektrik direğinden sallandırmak çok yasadışı bir şey oldu; ay ben hemen eve döneyim” diyen oldu mu?
Hayır. Her yerde her zaman olanlar oldu. Mevcut yasalar toplumdaki güçler dengesini yansıtıyordu. Denge değişince, anayasa ve yasalar anlamsız hâle geldi.
Batı’dan da bir örnek vereyim. İngiltere’de 1971’de yeni bir sendika yasasına karşı sendikalar bir dizi grev yapar. Beş dok işçisi gözaltına alınır, cezaevine tıkılır. Mahkeme sürerken, binlerce dok işçisi cezaevini sarar, arka arkaya çeşitli sendikalar grev kararı almaya başlar. Beş işçinin ağır ceza yiyeceğine kesin gözüyle bakılmaktayken, Kraliyet Başsavcısı 19. yüzyıldan kalma, kimsenin o güne kadar duymadığı bir yasaya dayanarak davaya müdahale eder ve işçiler beraat ettirilip serbest bırakılır. Hükümetin geçirmek istediği yeni sendika yasası sessizce rafa kaldırılır.
Uzun lafın kısası, hukuk değil, hukukun nasıl geliştiğini belirleyen gerçek güçlerdir belirleyici olan. “En temel anlamda, hukuk önemli değildir” dememin nedeni bu. Ama en temel olmayan bir anlamda da önemsiz değildir hukuk.
Evet, hukuk egemen sınıfın egemenliğini koruyan düzenlemelerden ibarettir. Ama hukuk diye bir çerçevenin olması, egemenlerin toplumu canları çektiği gibi değil, bir çerçeveye uyarak yönetmek zorunda olması, yönetilenlerin yüzyıllarca verdiği mücadelelerle kazanılmıştır. Ve bu kazanımları savunmak gerekir.
“Bunların hepsinin talimatlarını da verdik”
Hukuktan söz etmemin nedeni, tahmin etmişsinizdir, Ekrem İmamoğlu’yla ilgili hukuksuzluk.
Bu hukuksuzluğun Altılı Masa’ya, cumhurbaşkanı adaylığı meselesine filan etkileri pek ilgilendirmiyor beni. Hukuksuzluğun kendisi ilgilendiriyor.
İmamoğlu’na yapılan hukuksuzluk hayal meyal hatırladığım bir başka hukuksuzluğu getirdi aklıma. İnternette aradım, buldum.
T24’ün 19 Ocak 2020 tarihli haberine göre, Korgeneral Metin İyidil 15 Temmuz darbesinin ardından yargılanmış, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yemiş. İstinaf başvurusu sonucunda beraat etmiş, serbest bırakılmış. Hemen ardından tekrar tutuklanmış.
“FETÖ yargılamalarında aynı sanığa bir mahkeme ömür boyu hapis verirken başka bir mahkemenin beraat vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle cevaplamış:
“Yargı camiamız için gerçekten çok çok üzücü bir adım olmuştur. İlginç olan şey şu: Tabii bunların hepsinin talimatlarını da verdik, yani kararı veren kişi veya kişilerin de FETÖ’cü olması bu işin nerelere vardığını gösteriyor. Bunun arkasında daha ne gibi oyunlar olabileceğini de çok açık ve net gösteriyor. Düşünün, müebbet hapse mahkûm olmuş bir kişi, kalkıp hemen beraat ettirme veyahut da tahliyesini verme gibi bir yola bir mahkeme nasıl gidebiliyor?”
Şimdi, ben bu korgeneralin FETÖ’cü mü, Ergenekoncu mu, başka bir şey mi olduğunu bilemem; hiç fikrim yok. General olduğuna göre, iyi bir adam değildir herhalde, ama yasal açıdan suçlu olup olmadığını bilmiyorum. Bilmem de gerekmiyor zaten.
Başta dedim ya, hukukçu değilim, Anayasa’dan filan da anlamam. Ama okuduğuma göre, Anayasa’nın 138. maddesi şöyleymiş: “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.”
Cumhurbaşkanı’nın yukarıda alıntıladığım sözleri, ayıptır söylemesi, birazcık “tavsiye ve telkin” gibi geliyor bana. Hatta bu sözler “yargı camiamızı” fırçalamak şeklinde bile yorumlanabilir belki.
Diyelim ki bu, benim hukuktan anlamıyor olmamdan kaynaklanan hatalı bir yorum. Peki, Cumhurbaşkanı’nın “Tabii bunların hepsinin talimatlarını da verdik” sözlerini nasıl anlamak gerekir? Acemiliğimden olabilir, ama “talimat verdim” diyor gibime geldi.
Belki de Anayasa’yı yanlış yorumluyorum, “Talimat veremez” ifadesinin karmaşık ve muğlak dilini yanlış anlıyorum. Fazla düz bir mantık mı kullanıyorum acaba? Hukuk dilinde “Talimat veremez” sözleri, “İsterse verebilir, ne var ki bunda?” şeklinde mi okunmalıdır?
Hukuk gibi anlamadığım konularda ahkâm kesmeyi bırakıp bir ricayla bitirmek istiyorum.
Hayatımda sadece bir kez CHP’ye oy verdim. Tekrarlattırılan İstanbul belediye başkanı seçiminde “Bu kadarına da çüş artık, bu hukuksuzluğa izin vermemek gerek” deyip İmamoğlu’na oy vermek zorunda kaldım. Normal koşullarda böyle bir adama oy değil selam bile vereceğim kuşkuludur.
Tüm yargı mensup ve kurumlarından rica ediyorum: Adamı mağdur duruma düşürüyorsunuz, yukarıdan talimat alıp hukuku yok sayıyorsunuz, ikinci kez CHP’ye oy vermek zorunda bırakacaksınız beni. Yapmayın, Allah rızası için!
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023