Roni MARGULIES
Suriye askerleri Türkiye tarafından niye top ateşine tutuldu? Sınırın öbür tarafından gelen bir top mermisi bu tarafta beş kişinin ölümüne yol açtığı için, değil mi?
Ne kadar da doğal karşılandı. “Onlar bize ateş etti, biz de onlara ettik. Misliyle karşılık verdik. Başka ne yapacaktık ki?”
Doğal karşılamayıp biraz üstünde duralım.
Gelen merminin kaza olma ihtimali yüksek. Nitekim gazetelerden birinde küçücük bir haber var:“Askerî kaynaklar.. olayın ‘kesinlikle kaza’ olduğu görüşünde. Suriye güçlerinin muhaliflerin ele geçirdiği karakolu geri almak için açtığı topçu ateşinde yanlış hesaplama yaptığı değerlendiriliyor.”
Biz yine de diyelim ki kaza değil. Diyelim ki provokasyon amacıyla bilerek ateş edilmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri de bunu biliyor.
O durumda bile, verilmesi gereken tepki yaylım ateş açmak mıdır?
Misliyle karşılık verip 34 Suriyeli askeri öldürmek midir?
Bir tane mermi gelmiş. Arkasından binlerce asker, tank, uçak filan gelmiyor. O gelen tek mermi belli ki büyük bir saldırının ilk adımı değil.
Niye yaylım ateş açıyorsun?
Gerekli savunma önlemlerini al, tamam. Ama sonra hemen diplomatik temas kurmak, “Ne oluyorsunuz” diye sormak, “Kaza mıydı, başka bir şey mi” sorusunun cevabını istemek daha makul olmaz mı?
Bir dizi gazetede “Türkiye bir savaşa çekiliyor” manşetleri vardı.
Demek ki Türkiye’yi savaşa çekmek pek de zorlu bir çaba gerektirmiyormuş.
Bir tane mermi atarsın, yeter.
Zavallı Türkiye, masum ve barışçı Türkiye hemen yaylım ateş açar, savaşın eşiğine tıpış tıpış gelir.
Elinde bir top bir de mermi olan herkes Türkiye’yi savaşa çekebilir!
Doğal karşılanan ama hiç de doğal olmayan bir başka şey de, “biz” ifadesi.
“Bize” bir şeyler yapılıyor, “biz” şöyle veya böyle yapmalıyız, “biz” Suriye’ye girmeliyiz.
Kim yahu bu “biz”?
Herhalde askere gönderme şenlikleri yapan, bir arkadaşları askere giderken kent sokaklarında bayrak sallayıp kornalar çalarak “En büyük asker bizim asker” diye bağıran manyaklar sürüsü.
Bu “biz” sürüsü her açıdan yanılıyor.
Bir kere, en büyük asker sizin askeriniz değil. Türk askerinin en büyük asker olmadığı bizzat Türkiye sınırları içinde kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde kanıtlanmış bulunuyor.
İkincisi, coşkuyla askere gönderdikleri kişinin dönmeme olasılığı yüksek. Sevinecek bir durum yok. Dönerse de, döndüğünde “Ah ne keyifliydi, bir bilseniz. Keşke tekrar askere gidebilsem!” deme olasılığı hiç yok.
Üçüncüsü, zaten “biz” diye bir şey yok.
Bu sabah gazetelerde şöyle bir haber yer aldı:
“Savunma sanayi alanında faaliyet gösteren Aselsan hisseleri Suriye ile yaşanan gerginliğin ardından iki günde yaklaşık yüzde 8 oranında prim yaptı.
Aselsan hisseleri dün Suriye tarafından atılan top mermisinin Akçakale ilçesine düşmesinin ardından yükselişe geçti.
Bugün de açılışla birlikte Suriye ile ilgili yaşanan gerginliğin devam etmesinin etkisiyle yükselişine hızlanarak devam eden Aselsan hisseleri önceki kapanışa göre yüzde 5,91 oranında yükselişle bir ara 7,16 liradan işlem gördü.
Aselsan'ın hisseleri yılbaşından bugüne kadar komşu ülkelerde yaşanan gerginlik ve yurt içinde artan terör olaylarının etkisiyle yükseliş trendinde hareket ediyor.
Aselsan hisselerinin bugünkü yükselişle beraber yılbaşından bu yana yüzde 85,22 oranında değer kazandığı, bir yıllık getirisinin ise yüzde 100'ü aştığı görülüyor.”
Türkiye’de “biz” yok.
Aselsan hisselerine sahip olanlar var. Aselsan hisselerine sahip olmayanlar var.
Savaş bunları farklı farklı etkiler.
Hisse sahipleri servetlerine servet katar.
Hisse sahibi olmayanlar ve hisse sahibi olmayanların çocukları savaşta ölür.
Yazarlar
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023