Roni MARGULIES
Durup dururken niye “TC” ibaresini tartışmaya başladı memleket?
Niye Göztepe takımının taraftarları İzmir’de maça “TC” tişörtleriyle gidiyor?
Devlet kurumlarının adı “TC” ile başlasa ne olur, başlamasa ne olur? Devlet, Türkiye devleti olmaktan mı çıkar? Gücü mü azalır? Yabancıların eline mi düşer?
Zonguldak’ta Âkiller Heyeti’nin düzenlediği toplantıda niye birileri kalkıp duvarda Atatürk resmi olmadığı için maraza çıkarıyor?
Niye yine birileri Heyet toplantıdan çıkarken Türk bayrakları sallayıp “Öper misin? Ha? Ha? Öper misin?” diye efeleniyor? Ve niye Heyet üyelerinden biri gidip bayrağı öpmek ihtiyacı hissediyor?
Niye CHP milletvekili Aytun Çıray, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan utananlara sesleniyorum: Siz hangi ülkenin vatandaşısınız? Türk milleti adından, TC'den ve Türk bayrağından utananlar millî kâfirdir” diyor?
Mevcut düzeni koruma azmi
Neyin kavgası bu, neyin mücadelesi?
“TC” ibareleri, Atatürk portreleri ve Türk bayrakları neyi temsil ediyorsa, efelenen kesim belli ki onun kavgasını veriyor.
Neyi temsil eder peki bunlar?
Kemalist kadroların 1923’te kurduğu, kaskatı, Türk, Sünni Müslüman, baskıcı ve dışlayıcı devleti temsil eder.
Kürtleri, Alevileri, gayrımüslimleri, dindarları kabul etmeyen, ya değişmeye ya gitmeye zorlayan ya da öldüren devleti temsil eder.
Bugün Kürtlerin eşit vatandaş olarak kabul edilmesine karşı, dün dindar kesimleri temsil eden bir hükümetin iktidar olma hakkına karşı, evvelsi gün azınlıkların bu topraklarda rahatça yaşama hakkına karşı duran devleti temsil eder.
“TC”, Atatürk ve bayrak, bu düzeni mevcut hâliyle koruma azminin simgeleridir.
Mustafa Kemal gibi olanlar
İşin garip tarafı, nüfusun yüzde 60-70 kadarı bir değişim sürecinin heyecanına kapılmışken, barış ve kardeşlik ve eşitlik söylemi yaygınlaşırken, eski durumu savunanların pek çoğu, bunu “sol” adına yaptığını iddia ediyor!
Cumhuriyet’te Hikmet Çetinkaya’nın şu mizah denemesini sizinle paylaşmak isterim örneğin:
“Bizde ‘millîcilik’ ya da ‘ulusalcılık’ nedense ‘milliyetçilik’ olarak algılanıyor...
AKP’ye karşı muhalefet yapmak başka bir şey, ulusalcı olmak başka bir şey...
Ulusalcı-yurtsever olacaksınız!
Bunu ancak solcular, devrimciler yapar, eski faşolar ve onların yeniyetmeleri değil.
Siz bakmayın ‘ulusalcıyım’ diye ortalıklarda dolaşan derin milliyetçilere...
Gerçek ulusalcı, Mustafa Kemal gibi olanlardır...”
“Millîcilik” ya da “ulusalcılık” nedense “milliyetçilik” olarak algılanıyormuş! Allah Allah, ne garip değil mi?
“Türk milleti adından, TC’den ve Türk bayrağından utananlar millî kâfirdir” lafını nasıl algılayacaktık başka?
“Millî kâfir” ifadesini milliyetçi bir ifade olarak düşünmek çok mu büyük bir haksızlık olur acaba?
“Mustafa Kemal gibi olma” çağrısına ne demeli peki? Milliyetçilik olarak algılamamalıyız bunu, öyle mi?
Atatürk milliyetçiliği
Türkiye’de bugün “Mustafa Kemal gibi olmak” ne anlama gelir?
Kürtlerin eşit vatandaş olarak yaşamasına karşı çıkmak.
Herkese, Türk olsun olmasın, “Türk” demeye devam etmek.
Ama aslında Türk olmayanları “yabancı” olarak görmek.
Ve Türk’ün diğerlerinden üstün ve dolayısıyla daha mutlu olduğuna inanmak.
Türk’ün memleketin gerçek sahibi, diğerlerinin ise misafir ve sığıntı olduğuna, onların burada yaşamasına izin vererek Türk’ün büyüklük gösterdiğine inanmak.
Dindar insanların (ama Amerikalı dindarların değil, Türkiyeli dindarların) aydınlanmamış, geri ve gerici bir sürü olduğunu düşünmek ve bunların devlet zoruyla terbiye edilmesi gerektiğine kani olmak.
“Mustafa Kemal gibi” olmayanların seçtiği ve kendisi de “Mustafa Kemal gibi” olmayan bir hükümetin devlet eliyle devrilmesinin meşru olduğuna inanmak.
Bu dünya görüşüne kısaca “Atatürk milliyetçiliği” diyebiliriz.
Türkiye’de sosyalist olmak her şeyden önce bu dünya görüşüyle mücadele etmekten geçer.
Barıştan ve eşitlikten yana, devlete ve milliyetçiliğe karşı olmaktan geçer.
Dört yıldır bu köşede yazdığım her şeyin özeti bundan ibarettir.
Haydi şimdi bana eyvallah.
Yazarlar
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023