Roni MARGULIES
İki seçim zaferinin daha önemli olanı, AK Parti’ninki değil, BDP’ninki.
CHP’nin müthiş başarısını ise görmezden gelmekte zarar yok. Nasılsa pek yakında bir operasyona tanık olacağız, parti birbirine girecek, Kılıçdaroğlu partinin Hıdırlı Yayla ilçe teşkilatına çaycı olarak atanacak filan.
Zaten CHP’nin başarısı AK Parti’nin üç defadır seçimlere muhalefetsiz olarak girmesini sağlamaktan ibaret.
Hükümetin ilk iki seçimden zaferle çıkmasında CHP’nin AKP’yi şeriatçı, gizli ve habis emelleri olan, hepimizi içkisiz ve başörtülü bir yaşam tarzına doğru sürükleyen bir parti olarak resmetmesi, devletin laik ve cumhuriyetçi temellerini gerekirse darbe yaparak korumak gerektiğini savunması, AKP’ye oy verenlerin neden verdiğini hiç mi hiç anlayamaması en önemli paya sahipti.
Bu seçimde ise, CHP’nin ana vurgusu biraz değişir gibi oldu, gerçekten değiştiğine inananlar oldu, geri kalanımız tam inanacaktık ki Ergenekoncuları Meclis’e taşıma kararlılığını göstererek kendi incir çuvalının içine şey etti. Halkın Ergenekon’dan, darbecilerden ve ceberut askerlerden hoşlanmadığını hâlâ anlayamamış olduğunu kanıtladı.
Muhalefetsizlik dışında iki nedeni var AK Parti zaferinin. Biri siyasî, biri ekonomik.
Türkiye nüfusu, bazı sınırlı sayfiye bölgeleri haricinde, değişim istiyor. Sadece sosyalistler değil, ülkenin önemli çoğunluğunu oluşturan Sünni Müslüman, dindar, “pasif” kesim de, askerin siyaset değil askerlik yapmasını, devletin her tür özgürlüğü kısıtlamamasını, kıyafetimize, dilimize, dinimize karışmamasını, Kürt sorununun bir an evvel barışçıl yöntemlerle sona erdirilmesini istiyor. On, on beş yıldır geçerli olan bu durum, Cumhuriyet tarihinde ilk kez oluyor.
Bu değişiklikleri isteyenler, değişimi AK Parti’nin getireceğine inanıyor.
Bakıyorlar, gerçekten de bir şeyler oluyor. Üstelik, ortalık fazla altüst olmadan, fazla maraza çıkmadan oluyor. Yine bakıyorlar, AKP’den başka kimse zaten herhangi bir değişim önermiyor, oy verecek başka kimse yok!
Öte yandan, sonuçları emekçi sınıflara ve yoksullara pek yansımamış da olsa, Türkiye ekonomisinin dikkat çekici bir büyüme performansı gösterdiğinden kuşku yok. Bu performans AKP’nin sihirli başarısı veya AKP politikalarının doğrudan sonucu olmaktan ziyade, özel ve konjonktürel nedenlerden kaynaklanıyor. Ve üstelik daha ne kadar süreceği de, dünya ekonomisi ikinci bir kez dibe vurursa Türkiye ekonomisinin bundan muaf kalıp kalamayacağı da kuşkulu.
Büyümenin yararlarının halka yansımamış olması da, ne kadar süreceğinin bilinememesi de şu gerçeği değiştirmiyor ama: Erdoğan “Kriz Türkiye’yi teğet geçecek” dedi, herkes kahkahalarla güldü. Ve adam büyük ölçüde haklı çıktı. Muhalefetin ve özellikle solun ekonomik durumu bir felaket olarak anlatan söylemleri halkın büyük çoğunluğu tarafından inandırıcı bulunmuyor, gerçekle uyuşmuyor, olsa olsa solun inandırıcılığını daha da zedeliyor.
Solun, CHP dâhil, büyük bölümünün “Cumhuriyet’in kazanımlarının” elden gitmekte olduğunu anlata anlata felç olması, Erdoğan’ın göreli ekonomik iyileştirmeleri ‘büyük kazanımlar’ olarak pazarlamasını kolaylaştırıyor. Başörtülü kadınlar gördüğünde “Şeriat geliyor” krizleri geçiren bu solun AKP’ye oy veren emekçilere dert anlatması, onları kazanması ve örgütlemesi mümkün olmuyor.
Daha büyük zafer ise Kürt hareketininki.
Gerçi kimin niye kuşkusu olabilirdi bilemiyorum ama, artık herhalde kalmamıştır. Açık değil mi: Kürt sorununu yok saymak mümkün değildir; Kürtler tüm talepleri karşılanmadıkça bu mücadeleden vazgeçmeyecektir; Kürtler bazı bölgelerde yüzde 100’e ulaşan ama her yerde çok yüksek olan oranlarda Sayın Öcalan’a, PKK’ye, BDP’ye oy vermiştir; Kürt sorununun çözümünde muhatap bellidir.
Seçim meydanlarında savaşçı bir dil kullanmak, bangır bangır Türk milliyetçiliğini kışkırtmak, “Ben olsam asardım” diye tafra satmak, binlerce BDP üyesinin tutuklanmasını fırsat bilmek kolay.
Şimdi ne oldi!
Şimdi kim BDP’yle başbaşa kaldı!
Meydanlarda tükürdüklerini şimdi kim yalamak zorunda kalacak!
Yalamamak için şimdi CHP’ye yaltaklanmak parlak fikir doğrusu. Ama başarı şansı olmadığı ortaya çıktığında nereye dönecek Sayın Erdoğan?
Masaya buyurun!
Üstelik bir an evvel buyurun da, gereksiz yere vakit kaybetmeyelim.
Yazarlar
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023