Roni MARGULIES
Mihrî Hatun’la yeni tanıştım.
O beni zaten tanımazdı, ama benim onu bugüne kadar tanımamış olmam garip ve acıklı bir eksiklik.
Tanıdığım anda çok sevdim, hem Mihrî Hatun’u hem bizi tanıştıran Didem Hatun’u.
Ama bir tesadüften ibaret olmamalıydı tanışmamız. Ben zaten iyi tanıyor olmalıydım.
Üstelik, siz de tanımıyorsunuz Mihrî Hatun’u.
Tanıştırayım.
Mihrî Hatun aşağı yukarı 1455 yılında doğmuş. Dedesi, Gümüşlüoğullarından şeyh Pir İlyas Şücaaddin-i Halvetî, babası da Belayî mahlasıyla şiirler yazan kadı Hasan Amasyevî. Kadı Efendi’nin adından da anlaşıldığı üzere, aile Amasyalı.
Şeyhlerin, kadıların kızı, Halvetî tarikatının ve Amasya’nın önemli ailelerinden birinin çocuğu olarak Mihrî Hatun’un ayrıcalıklı, kültürlü olduğunu, çokça okuyup yazdığını, Arapça ve Farsça bildiğini tahmin edebiliriz.
Evliya Çelebi onun hakkında, “Yetmiş cild kitab-ı mutebereyi hıfz idüp, cümle ulemâ onunla mubahase-i ilm itmede acizler imiş” (yetmiş cilt muteber kitabı ezberlemiş, âlimler onunla ilmî konuları tartışmakta aciz kalırdı) diyor.
Amasya, şehzadeler şehri. Padişah olacak şehzade, gençliğini orada valilik yaparak geçiriyor, hesapça devlet işlerini öğrenmeye başlıyor. Mihrî Hatun’un gençliğinde Amasya Valisi, II. Bayezid. “Hüsn-ü cemâli” (güzel yüzü) ile ün kazanan, ulemâya kök söktüren Mihrî Hatun da genç valinin gözünden kaçmıyor, saray çevresine dâhil oluyor.
Bir özelliği daha var Mihrî Hatun’un. Ve hüsn-ü cemâlini bizzat görememiş olduğum için, beni çarpan asıl bu özelliği oldu. Yine Evliya Çelebi’nin sözleriyle, “Sahib-i divândır”.
On beşinci yüzyılda, daha İstanbul’un yeni alındığı yıllarda, Amasya’da şiir yazan ve divan yayınlayan bir kadın!
Ben lise yıllarımdan beri şiir okuyan, arada sırada şiir yazan bir adamım. Nasıl bilmem yahu bu kadını? Nasıl okutulmaz yahu bu kadının şiirleri bana? Ciddice bir okulda okudum. Edebiyat derslerini nispeten ciddiye aldım. Niye yoktu yahu bu kadın?
Şiirle azıcık ilgilenen herkesi kahkahalara boğmaktan başka hiçbir işe yaramayan Behçet Kemal Çağlar ve Mehmet Emin Yurdakul ve bir sürü Kemalist mankafa okutulur da, Mihrî Hatun nasıl görmezden gelinir, nasıl tarihin karanlıklarına gömülür yahu?
İstanbul’un fethi 558 yıl sonra hâlâ kutlanır da, Ulubatlı Hasan adlı çam yarmasının ismi hâlâ öğretilir de, bir kadın şair tarafından ilk yayınlayan divan niye kutlanmaz, kadının adı niye bilinmez?
Niyesi belli. Mustafa Kemal’in Bandırma vapuruna binip Samsun’a doğru yola çıktığı güne kadar bu topraklarda hiç kimse yaşamamış, hiçbir şey olmamıştır.
Olmuşsa da kötü olmuştur. İrtica vardır, gericilik vardır, berbat bir karanlık vardır. “Muasır medeniyet seviyesi”nin çok altındadır her şey.
Hiçbir şey “millî” değildir. Ve “millî” olmayan her şey gibi, 1923 öncesi tüm yüzyıllar kötülük yıllarıdır.
Allah’tan, Ulu Önder’imiz hepimizi bu kötülükten kurtardı, millî kültürümüz, millî edebiyatımız, millî şairlerimiz, millî dilimiz oldu.
Ve bu millî dilimiz sayesinde, zaten 1923 öncesini okuyamaz, anlayamaz, bilemez olduk.
Peki, diyeceksiniz, neler yazmış Mihrî Hatun? Bize ne diyebilir ki? Beş yüz yıl önce yazmış, hem de güllerden, bülbüllerden ibaret olan divan şiiri yazmış!
Ben niyeti bozdum, bu sorunun cevabını merak edenlerin okuyabilmesi için, Didem Hatun’la birlikte Divan’ın becerebildiğimiz kadarını günümüz Türkçesine aktaracağız.
Evet, 500 yıl geçmiş ve evet, çok gül, çok bülbül var Mihrî Hatun’un gazellerinde. Ama buyurun, bir tanesini okuyun.
Beğenmeyen beri gelsin.
Yine gösterdi çiçeklere yârin yanağını gül,
Sessiz kalma sakın, hazin kuş, haydi, gül.
Bahar günleri de geçer, dolaş tarlalarda,
Kaçırma fırsatı, hep aramızda olmayacak gül.
Saf şarap getir saki, cam kadehlerle,
Bülbül şakırken geçiyor gül yanaklı gül.
Gül mevsiminde gel bahçeye, eğlen,
Güzellerin ellerinde deste deste gül.
Gözünün hayaliyle sarhoş nergis bahçede,
Goncanın gülümseyeceği ânı bekliyor gül.
Devran döner ama birgün, bahar güze döner,
Yapraklarını döker, tarumar eder kendini gül.
Ömrünü hoş geçir Mihrî, geçer çünkü devr-i gül,
Dersin ki birgün, “Nerde bülbül, hani baharda açan gül?”
Yazarlar
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023