Roni MARGULIES
Dünyanın insan için yaratılmadığını, insanın her şeyin merkezinde olmadığını anlamak ve kabullenmek çok uzun sürdü. Evrenin merkezinde dünya ve dünyanın orta yerinde insan olduğu inancı yakın geçmişe kadar düşünmeye ve sorgulanmaya gerek bile görülmeyecek kadar temel bir inançtı.
Tüm büyük dinler meseleyi böyle anlatır, Tanrı ile insan arasında çok özel bir ilişki kurar. Kim sorgulayacaktı ki?
Dünyanın sonsuz bir evrende sonsuz sayıda yıldızdan sadece bir tanesi olduğu, pek de özel ve merkezî olmadığı, insanın da bu küçük ve tesadüfî yıldızda yaşayan sayısız yaratıktan sadece bir tanesi olduğu ve tüm diğerleriyle yakın akraba olduğu anlaşıldıktan sonra, yine de farklı olduğumuz inancı varlığını sürdürdü.
Nasıl farklı olduğumuz arandı hep.
Biz konuşuyoruz, onlar konuşamıyor, denildi.
Sonra onların da “konuştuğu” anlaşıldı.
Makak maymunu yırtıcı bir kuş görüp bağırdığında hepsi birden çalılıkların arasına saklanıyor. Yılan görüp bağırdığında hepsi ağaçlara tırmanıyor. Kaplan görüp bağırdığındaysa, hepsi şeytan görmüş gibi koşarak kaçmaya başlıyor. Bu naralar kaydedilip hoparlörden çalındığında, yine hepsi doğru tepkiyi gösteriyor. Belli ki, makak dilinde “Anaa, kaplan geliyor, kaçın lan!” ve “Geçen gün Şemsi’yi sokan yılan bu, canını seven ağaca çıksın!” demek mümkün. Belki ne denildiğini biraz abartıyor olabilirim ama farklı seslerin farklı tehlikeleri ifade ettiği kesin.
Biz alet kullanıyoruz, onlar kullanamıyor, denildi.
Sonra onların da alet kullandığı anlaşıldı.
Şempanze ağacın birinden ince uzun bir dal koparıyor, üzerinden yan dalları ve yaprakları ayıklıyor, dalı karınca yuvasına sokup biraz bekliyor, çekip çıkardığında dalın üzerindeki karıncaları afiyetle yiyor.
Kargalar daha da cevval. Şeffaf plastikten yapılmış bir kutunun ortasında ince bir tünel var. Tünelin orta yerine bir fındık koyuluyor. Kutunun yanında ince bir sopa. Karga fındığa gagasıyla ulaşamıyor, sopayı alıp tünelin içine itiyor, fındığı öbür taraftan düşürüyor.
Bu sefer tüneli hafif kavisli yapıyorlar. Karga dalı tünelin içine ittirmeye çalışıyor, olmuyor. Gagasıyla dalı biraz büküyor, fındığı yine öte yandan düşürüyor.
Farklılık mevzilerimiz tek tek düşüyor.
Düşmeleri de doğal. Çünkü beyinlerimizin ana yapısı kargayla bile aslen aynı. Şempanze ile ise hemen hemen tümüyle aynı.
Ama bir mevzi var ki, o düşmeyecek.
O mevzi, zihin teorisi.
Yani şu.
Şempanze elini bir muza doğru uzattığında, onu izleyen arkadaşı “Muzu alacak” diye düşünebiliyor. Yani kendini arkadaşının yerine koyup ne yapacağını anlayabiliyor. Ama o kadar.
Biz ise, bunu dört beş düzey ileri götürebiliyoruz:
“Gökalp muzu alacak, alıp Fadime’ye verirse, Fadime Gökalp’la yatabilir, Fadime’nin sevgilisi Aras bu işe çok bozulur, Gökalp’la kavga eder, ben araya girmek zorunda kalabilirim.”
Kendimizi dört beş kişinin yerine koyup dört beş ayrı zihnin neler düşüneceğini ve kişilerin neler yapabileceğini kendi kafamızda kurabiliyoruz.
“İnsan sosyal bir hayvandır” ifadesinin biyolojik temeli bu.
Beynimizin bu işi yapan, insan ilişkileriyle uğraşan bölümü, alnımızın hemen arkasındaki bölüm, yani ‘frontal korteks’.
Şempanze beyniyle insan beyni arasındaki en temel fark, bizim frontal korteksimizin birkaç kat daha büyük olması. Şempanze de sosyal bir hayvan, ama insanın sosyalliği o kadar ileri boyutlarda ki, beynimizin boyu ve yapısı da ona göre evrimleşmiş.
Beyin, nöronlardan oluşuyor. Yaptığımız, düşündüğümüz, hissettiğimiz, hatırladığımız her şey nöronlar arasındaki kimyasal ve elektik akımlardan ibaret. On beş yıl kadar önce özel bir tür nöron keşfedildi: Ayna nöron.
Kolumuza iğne battığında beynimizdeki bazı nöronlar harekete geçiyor ve acı hissediyoruz. Bunu zaten biliyorduk. Ama bu nöronlardan bir kısmı, ayna nöronlar, karşımızda başka bir insanın koluna iğne battığında da harekete geçiyor. İğne kendi kolumuza batmış gibi!
Kendimizi başkalarının yerine koyabilmemiz, acılarına ve sevinçlerine ortak olabilmemiz, sadece kendimiz için değil başkaları için de en iyisini istememiz sonradan öğrendiğimiz şeyler değil. Beynimize kazınmış. İnsan böyle evrimleşmiş.
“İnsan doğası sosyalizme aykırıdır” lafını her duyduğumda kıs kıs gülüyorum, nöronlarım ise kahkahalarla gülüyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Haydi başka gezegene gidelim!
22.03.2023 - Diktatör, komplo ve ölüm
13.03.2023 - “Maşallah şehrin temizliği gayet güzel”
27.02.2023 - Türk erkeği ağlamaz (ben ağlarım)
20.02.2023 - Puslu havayı seven yabancı kurtlar
13.02.2023 - Dört dilde geçinemiyoruz!
6.02.2023 - Yasaklamalı mı, yasaklamamalı mı?
29.01.2023 - İnsan insanın kurdu mudur?
21.01.2023 - Ardahan Umumî Helalar Müstahdemliği ve hukuk
15.01.2023 - Seküler milliyetçilik ve dindar milliyetçilik
15.01.2023
Yazarlar
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
















































Temiz Etnikov
Cumhuriyet gazetesi, anatolia ve rumelia yı bırak, istanbulda bile cumhuriyet devrinde etnik temizlik yapıldığını itiraf etmiştir. Etnik temizliğin, ayrımcılığın sahte türk dil ve tarihinin dönmeler tarafından uydurulup halka dayatılmasının belgesi de budur. daha 1937 de hitler den musolini den güç alan selanik balkan dönmelarinin 2.dünya savaşında gayrimüslimlere yaptığı alçaklıklar hitlerin yenilmesiyle azaldı. alçaklıklar sadece gayrimüslimlere değil, diğer halklara ve mezheplere de yapıldı.