Roni MARGULIES
Beyaz ırk en üstün ırktır, değil mi?
Beyaz olmanın bir üstünlük işareti olduğu, en yoksul Estonyalısından en zengin İngiliz’ine, en eciş bücüş İspanyol’undan en aristokrat görünümlü Fransız’ına kadar, tüm Avrupalı ırkçıların en temel inancı.
Avrupalı beyazların gidip kurduğu ülkelerde, Amerika’da, Avustralya’da, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, İsrail’de de yaygın bir inanç.
Hatta o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Allah’ın Türkiye’sinde bile, bir Alman’ın bir Arap’tan veya Etyopyalıdan birazcık da olsa üstün olduğu inancı, hiç kuşkum yok, yaygındır.
Bu kadar çok insan inandığına göre, belki de doğrudur, değil mi?
Değil.
Beyazların niye beyaz olduğunu artık biliyoruz. Ve üstünlükle filan hiç alakası yok.
D vitaminiyle alakalı.
Ten rengini açıktan koyuya doğru derecelendirip dünya haritasına yansıtınca, çok net bir resim çıkıyor. En çok ve en yoğun güneş alan bölgelerden (yani ekvator ve yakınları) en az güneş alan bölgelere doğru (yani kutuplar) gittikçe, ten rengi de siyahtan beyaza dönüşüyor.
Niye?
Orta Afrikalılar sürekli güneş banyosu yaptığı için değil, hayır.
İnsan teninin koyu renk olması deride bulunan melanin adlı maddeden kaynaklanıyor.
Melanin, güneşten gelen ışınlara karşı koruyucu bir işlev görüyor. Zararlı radyasyon ışınlarını kesiyor. Bu ışınların yol açtığı deri kanserlerini engelliyor.
Ama güneş sadece zararlı değil. Faydası da var, insan vücudu bu ışınları D vitaminine dönüştürüyor.
Afrika’da güneş çok fazla, kanser tehlikesi var, deride çok melanin olması (yani siyah olmak) faydalı bir şey, çünkü güneşi ve kanseri engeller. Kuzey Avrupa’da güneş çok az, kanser tehlikesi yok, ama D vitamini eksikliğinin yol açtığı raşitizm tehlikesi var, deride az melanin olması (yani beyaz olmak) faydalı, çünkü güneş engellenmez, D vitamini çoğalır, raşitizm tehlikesi azalır.
(Meraklısı için not: Jablonski, N.G, Chaplin, G. (2010), “Colloquium Paper: Human skin pigmentation as an adaptation to UV radiation”. Proceedings of the National Academy of Sciences 107: 8962-8).
İnsan 60-70.000 yıl önce Afrika’nın kuzeydoğu köşesinden çıkıp dünyaya yayılmaya başladığı noktada, bütün insanlık siyahtı.
İnsan güneşsiz kuzeye doğru yayıldıkça, deri kanseri tehlikesi azalıp raşitizm tehlikesi arttıkça, deride daha az melanin olmasına ve beyazlaşmasına yol açan bir mutasyon insanın çevreyle daha uyumlu olmasını sağladı ve kuzeyli toplumların tümüne yayıldı.
Bugün Avrupa’da yaşayan Afrikalılar arasında raşitizm, Afrika’da yaşayan Avrupalılar arasında deri kanseri oranları ortalamanın çok üzerinde.
Uzun lafın kısası, “beyazlık” bir üstünlük göstergesi değil, insan vücudunun bir hastalığa karşı geliştirdiği bir önlem.
Buraya kadarı, bilim.
Bir de, bilime benzeyen ama bilimle alakası olmayan şöyle şeyler var.
Antropometri (antropos = insan, metron = ölçü) 19. yüzyıl Avrupa’sında yaygınlık kazanan bir “bilim”. Çeşitli özelliklerini ölçüp biçerek insanları sınıflandıran bir “bilim”.
Örneğin Arthur de Gobineau, İnsan Irklarının Eşitsizliği Üzerine bir Deneme adlı kitabını (1855) bu “bilim” temelinde yazmış. İnsanların üçe ayrıldığı ve ari ırkın üstün olduğu sonucuna varmış.
Georges Vacher de Lapouge da Ari İnsan ve Sosyal İşlevi adlı kitabını (1899) bu “bilim” temelinde yazmış. Çok daha fazla ırk bulmuş. Bir uçta “Ari beyaz, dolikosefal ırk”, diğer uçta “brakisefal” (kısa ve geniş kafalı) ırk. Türkleri bu iki uç arasındaki “Homo alpinus” sınıfına sokmuş. “Homo africanus” ise sınıflandırmaya bile girmemiş.
Bunlara benzer sınıflandırmalar saymakla bitmez.
Ve hepsi “bilim insanları” tarafından yapılmış. Hepsinde veriler, ölçümler, hesaplar, deneyler, uzun kaynakçalar var.
Ve hepsinde, nedense, beyaz Avrupalı en üstte, Afrikalı en altta, Türk de Afrikalıya yakın bir yerde.
Ve hepsi, 19. yüzyılda Afrika’yı talan eden emperyalizmi ve köleciliği meşrulaştırmış, 20. yüzyılda da Hitler Nazizmi’nin temel dayanaklarını oluşturmuş.
Irkçılık, bilim kisvesi altında yapıldığı zaman ırkçılık olmaktan çıkmaz.
Uludağ Üniversitesi yönetimi, İlahiyat Fakültesi dergisinde Yahudilerin millî karakterini “küfür, şirk ve nifak” olarak tanımlayan makaleyi inceleyeceğini söylemiş.
Neyi inceleyeceksiniz be?
Bilimselliğini mi?
Yazarlar
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023