Yıldıray OĞUR
Fransız Devrimi’nin eli kulağındadır. Henüz devrimin ulaşmadığı şatosundaki büyük masaya akşam yemeği için oturan aristokrat aile, şen şakrak uşakların servisini izlemektedir. O an uzaklardan gelen seslerle irkilirler. Devrimin top sesleridir duyulan. Birden herkes susar, suratlar düşer. “Pencereyi kapatın” diye hiddetlenir evin sahibi. Uşaklardan biri koşarak gidip pencereyi kapatır. Tam perdeyi çekip sofraya doğru dönerken yüzünde bir gülümseme belirir. Artık saklanmaya ihtiyaç duyulmayan cüretkâr ve tehditkâr bir gülümseme...
Tıpkı ardında bıraktığı videolarda Gizem’in yüzünde beliren o vakur gülümseme gibi...
Çocukların ağlaşmalarını kıs kıs izleyip, matraklık olsun diye YouTube’a yükleyen canı sıkılmış bir öğretmen vesilesiyle karşımıza çıktı Gizem. Dünyanın adaletsizliğiyle hısım akraba olmuş herkese, ama özellikle de Fırat’ın kenarında bir kurt bir koyuna saldırsa bunun hesabını vermeyi göze alarak o makamlara talip olmuşlara mesajını vererek de geldiği göğe döndü gitti geçen hafta.
Ablasıyla girdikleri banyoda şofbenden zehirlendiler. Memleket ortalamasındaki bu klişe ölüm nedeni için “Bu kez ağlattı” gibi klişe başlıklar uygun bulundu.
Aslında “o kez” de bizi güldürmemişti ki.
O videoda altı delik botuyla, inşaatın beşinci katından düşen babasının kesilen parmaklarıyla, minik yaramazlıklar yapan arkadaşlarını susturmaya çalışırken aslında hepimize, annesiyle “güzelce” sildikleri merdivenin parasını vermeyen bir numaradan, “kalıbına tükürdüğü” kudretli devlet büyüklerine kadar herkese bağırıyordu: İnsanlığa sığar mı bu?
Sözünü esirgemeden hesap soran bu küçük kız hepimize daha fazlasını söylemişti.
Cüret. En iyi bu kelime özetliyor Gizem’i. Sadece sobanın sıcak olduğunu bilmeden elini uzatan bir çocuğun cüreti değil bu. Hesabını kitabını bilmediği, hakiki “gerçeklerini” tanımadığı dünyanın çıplak hakikatini bağıran bir çocuğun da cüretiydi bu.
Benim 50 bin satan bu gazetede başlıkta üç noktayla saklamak zorunda hissettiğim şeyi, milyonlarca kişinin izlediği bir televizyonda hem de minnacık bir yer kapladığı o koskoca şehrin kudretli valisi için söyletiveren bir cüret.
Bıraksan daha ilerisini de söyleyecek bir vakarla baktığı o an, ortalama değerlerin, asla saygısızlık edilmeyecek protokolün bir numaralı starı, televizyon Zeus’unun mucizesi espri olan oğlu, ancak ağzını kapatarak durdurabildi bu karizma çiziciliği. Oraya eğlenmeye gelmiş bilmem ne üniversitesinden hayta öğrencileri bile gülmekle, “ay” çekmek arasında bırakıp, telaşlandırdı. Aynı yaşta olduğu, uğruna Atalay’la, Burak’la, İsmail’le kavga ettiği, gözü yaşlı, küçük başöğretmen Havva Başkan bile vaziyetin fenalığını anlayacak kadar büyümüştü.
Ama Gizem... Yaşadığı ülkenin en popüler dizilerinden birinde milyonlar, haftalardır zengin oğlanın sevdiği kızın bir kapıcı kızı olduğunu öğrenme ihtimalini hop oturup hop kalkarak takip ederken, o aynı milyonların önünde annesinin merdiven sildiğini, kendisinin de ona yardım ettiğini o kadar başı dik söyleyiverdi ki.
Küçücük omuzlarıyla annesinin bütün dertlerini yüklenmiş bu minik kız “Biz temizliyoruz güzelce. Ama para vermiyorlar. Ev sahipleri kapısının önü temizlenince seviniyor ama” diye durumu açıkça ortaya koyup paraların toplandığı Şenay Teyze’yi, bir türlü para vermeyen bir numarayı, annesinin intikamını alırcasına deşifre edip, “Bu ne demek” diye sorup, cevabını da kendi verdi: Haksızlık.
Evet. Haksızlık. Bu kadar basit işte.
Bu “Yeni Başlayanlar için Haksızlık” dersinde gülüp yaramazlık yapanlara “Burada bir şey anlatıyorum gülmeyin ha” diye çıkıştığı an, “Sömestr tatilinde tatile gidecek misin” sorusunu soran münasebetsizliğe karşı depreşen muhteşem küstahlığı, inşaat işçisi bir babanın, temizlikçi bir annenin altı çocuğundan biri olarak ona bu dünyada tanınan şımarma haddini aşan bu özgüven...
11 yaşındaki bu küçücük kız, bir YouTube videosu ve bir canlı yayınla milyonlarca insanın kalbine yıllardır bu uğurda didinip duranlardan daha fazla eşitlik ve adalet duygusunu kazıdı.
Hakiki bir mağduriyeti, en vakur biçimde taşıdı Gizem. İlahi bir kudret onu hepimizin karşısına çıkardı. “İnsanlığa sığar mı bu” sorusunu sordurttu. Güldük. Kıpırdaştık ama cevap veremedik. Beş milyonluk bir penyede gönlünün kalmasına engel olamadık.
Biz Gizem sınavında kaldık. Gizem de ablasını alıp gitti...
[email protected]
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025