Abdurrahman Dilipak
Yarın Miladi 1 Ocak 2019. Bu sene Hicri Yılbaşı Miladi Takvim’e göre 31 Ağustos 2019 Cumartesi gününe denk geliyor. 1 Ocak aynı zamanda Hicri 24 Rebiülevvel 1440, Rumî 25 Kasım 1434’e denk geliyor.. “Milletlerarası takvim” denilen takvim, dünyanın yarısında geçerli değil bu arada. Yerli ve milli olmadığı gibi “Milletlerarası” da değil. Birileri milleti kandırıyor! Sahi bu devrimle uygulaması zorunlu kılınan Gregoryen, Jülyen takvimi ne kadar milli ve yerli!? Ya da buna gerek var mı idi?
Size Ebced hesabı ile küçük bir hatırlatmada bulunayım: Hicri 1440’ın sayılarını toplarsanız “9” eder, bu da bir “son” anlamına gelir. Miladi 2019’a giriyoruz. Orada da “19”un 2. ve yeni bir başlangıca işaret ettiği kabul edilir. 2019 ile ilgili farklı inanç topluluklarında felaketlerle ilgili ilginç beklentiler olduğunu da hatırlatıp geçelim. Aslında Müslümanlar hem Kameri, hem Şemsi takvimi kullanırlar. Ayet: “… Ay ve güneş Allah’ın iki şearidir…”der. (Fussilet 37). Müslümanlar günlük ibadetlerini güneşe, yıllık ibadetlerini aya göre yaparlar.
Esasen Osmanlı yurdunda birçok takvim kullanılıyordu. Sadece Hicri, Miladi, Rumi değil, İbrani, Farisi, Ermeni, Süryani ve daha birçok takvim. Her din ya da medeniyete mensup topluluk kendi takvimini kullanmakta özgürdü. Takvim inkılabı ile yeni bir takvim getirilmedi, sadece İslami olan yasaklandı. Bu sadece takvimle ilgili değil, kıyafet ya da harf için de geçerli. Osmanlı çok dilli bir topluluktu ve her millet kendi alfabesini kullanmakta serbestti. Dini ve / veya geleneksel olsun kendi kıyafetini giymekte de serbestti. İnkılaplar, yeni bir şey getirmedi, sadece İslami olanı yasakladı.
Resulullah’ın Medîne’ye hicret ettiği yılın Muharrem ayının 1. gününü başlangıç olarak alan ve ayın, dünyâ etrâfında on iki defâ dönmesiyle bir yılı tamamlayan takvime Hicri takvim diyoruz. Bu takvime aynı zamanda “Kameri takvim” de denir. Hicri aylar, Muharrem, Safer, Rebiyülevvel, Rebiyülâhır, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarından oluşur. Gelenekte Muharrem, Sefer, Rebii (Bahar) Recep, Şaban, Ramazan, Şevval insan adı olarak da kullanılır. Mesela Osmanlıda Malî/İdari takvime “Rumi Takvim” denir. “Rum” burada Osmanlı halkına verilen, İstanbul’dan yönetilen, Doğu Roma halkının ortak adıdır. “Rumî” zaman içinde “Türkî/Anadolulu” anlamı da kazanmıştır, ama bugün çok farklı bir anlamda kullanılmaktadır. Biliyorsunuz, Kur’an-ı Kerim’de bir de “Rum suresi” bulunuyor. Anadolu’nun bir diğer adı da “Arz-ı Rum”dur. Onun için bizlere, aynı zamanda “Ahiyani Rum, Baciyani Rum, Gaziyanı Rum denir.
Miladi takvim, “Şemsi” takvimdir. Daha çok Hristiyan toplumlarında kullanılır. Jülyen ve Gregoryen takvim de denir. January (Jan): Ocak (Türkçe). February (Feb): Şubat (Şabat/İbranice). March (Mar): Mart. (İngilice/March/Mar) April (Apr): Nisan. (İbranice) May (-): Mayıs (İngilizce/May). June (-): Haziran. July (-): Temmuz (İbranice/Tamuz). August (Aug): Ağustos (İngilizce) Bu ay Tanrı/Kral Augustos adına kutsanmış bir aydır.. September (Sep): Eylül (Alul/İbranice). October (Oct): Ekim (Türkçe). November (Nov): Kasım (Arapça). December (Dec): Aralık (Türkçe). İbranice isimler benzer şekilde Aramice ve Süryanicede de vardır.
Tanrı/Kral Augustus zamanında haftanın her günü özel bir Tanrıya adandı. Birinci gün (Pazar/Bazar/Arapça)-Güneş Tanrısına, 2. gün (pazartesi) -Ay Tanrısına, 3. gün (Salı/Farsça) -Mars Tanrısına, 4. gün (Çarşamba/Farsça) -Merkür’e, 5. gün (Perşembe/Farsça) -Jüpiter’e, 6. gün (Cuma/Arapça) -Venüs’e, 7. gün (Cumartesi) -Satürn’e adanmıştı.
Hıristiyanlar İsa (AS)’ın dirilişi ile ilişkilendirerek “Tanrı günü” olarak 7. Günü (“sebt”i / Cumartesiyi değil de Pazar gününü tercih ettiler.) Hristiyan dünyası haftanın birinci gününe “Tanrı ana” anlamına gelen adlar verdiler, Almanlar ve İngilizler 1. güne “Güneş günü” anlamına gelen “Sunday” ve “Sontag” derler. Arapça’da günler Pazar (yevm ül-Ahad), Pazartesi (yevm ül-İsneyn), Salı(Yevmüs-Selase), Çarşamba (yevmül-Erbaa), Perşembe (yevmül-Hamis), Cuma(yevmül-Cum’a), Cumartesi (yevmüs-Sebt) şeklinde kullanılmaktadır. Arapçada 24 saatlik süreye “yevm” (gün), geceye “leyl” ve gündüz’e “nehar’’’ denmektedir. Mesela yakın zamanlara kadar kullanılan “Leyli Meccani” “Parasız yatılı” demektir. Arapça’da 4 mevsimin adı şöyledir: Rebii (Bahar), Harif(Güz/Sonbahar), Şita (Kış) ve Sayf (Yaz). “Sayfiye bir yere gitmek” deyimi, “Yazlık bir yere gitmek” anlamında kullanılmakta idi.
Bizim geleneğimizde bir de “Haram aylar” var. Kur’an-ı Kerimin 9. Suresi / Tevbe suresi’nin 37. ayetinde, ayların sayısının 12, haftanın 7 gün olduğu, bu aylardan 4’ünün “haram” yani “bu aylarda savaşın yasaklandığı” belirtilmektedir.. Bu kutsal aylar yılın son 2 ayı olan Zilkade, Zilhicce ile ondan sonra gelen ve Hicri takvime göre yeni yılın ilk ayı Muharrem ve 7. ay olan Recep’tir. Bu zamanlar, dini açıdan Hac ibadeti için yol güvenliği, genel olarak da ticari faaliyetler için yol ve mal mübadelesinin güvenliği, ekim ve hasad mevsimleri ya da hayvanların yavrulama ve/veya göç zamanlarına denk gelmektedir. Belli zamanlar yanında belli mekânlar da savaş dışı bırakılmıştır. Mabedler, hastahaneler, silahsız kadın, çocuk, yaşlıların bulunduğu mekânlar korunmuştur.
“Milletlerarası (!?) Takvim ve Saatin Yeni Rakamların Kabulü ve Ölçülerde Değişiklik” 1 Nisan 1931 tarihinde çıkarılan 1782 Sayılı Kanunla, eski ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirilmiş; arşın, endaze, okka, çeki gibi hem belirli olmayan hem de bölgelere göre değişen eski ölçüler kaldırılmıştır. Türkiye’deki saat sistemi 26 Aralık 1925’te “Günün 24 Saate Taksimine Dair Kanun”un mecliste görüşülüp kabul edilmesi ile değişti. Böylece Miladi takvim kabul edilmiş oldu. 1 Ocak 1926’dan itibaren de kullanılmaya başlandı. Bu kanunun numarası: 697, kabul tarihi: 26.12.1925.20 Mayıs 1928 tarihli yasayla da “uluslararası rakamlar” (!?) kullanılmaya başlanmıştır. 1931 yılında çıkarılan bir yasayla dünyada yaygın olan kilogram, metre ve litre gibi ölçü birimleri kabul edilmiştir. Hafta tatili de yeniden düzenlenmiş ve daha önce cuma günü olan hafta tatili pazar gününe alınmıştır (1935).
Bu arada NOEL BABA 1927 yılında California’da Coca Cola’nın reklam kampanyası için Nordik bir efsaneden yola çıkılarak yeniden üretildi. Ruhani bir kişilik, Hz. Peygamberden 300 yıl önce yaşayan “incil hafızı” bir kişi, Kapitalizmin tüketim çılgınlığının maskotu haline dönüştürüldü.
Yazımızı, kıyafetimizi, zaman algımızı, her şeyimizi değiştirdiler. Mesela neden İsrail, Gürcistan, Ermenistan kendi yazı ve takvimlerini korudular? Cumamız Pazar oldu! Onlar “küçük” ise Rusya, Çin, Hindistan, Japonya neden onlar değiştirmedi.. “Ezani saat”imiz vardı bizim. Ona “Ala Turca” dediler. “Ala Franga” bir saatimiz var bugün, adına “vasati saat” denen, güneşin hareketine göre değil, ortalama bir şey. Bizde yeni gün, gün batımında başlardı, Ala Franga saate göre 24.00’de başlar yeni gün. Düşünsenize, kendi saatimizin adını bile Fransızca söylüyoruz: Ala Turca!
Biliyor musunuz, dünyanın sıfır noktası 1962’ye kadar İstanbul’du Grewinchdeğil. Yasayla Grevinch yaptılar.. Kanun Numarası: 698, Kabul Tarihi: 26.12.1925“Takvimde tarih mebdeinin tebdili hakkında kanun” ile takvimin başlangıcı yasayla değiştirildi. 13 Ocak 1945 gün ve 4696 sayılı “bazı ay adlarının değiştirilmesi hakkında kanun” ile de ayların adı değiştirildi: “Teşrin-i evvel” ayı “Ekim”, “Teşrin-i sani” ayı “Kasım”, “Kanun-u evvel” ayı “Aralık”, “Kanun-u sani” ayı da “Ocak” olarak değiştirildi. İşte böyle, Hırstiyan yurttaşlarımızın Noellerinin Ruhulkudüsün ruhaniyetine bağlı olanlar için esenlik vesilesi olmasını temenni ediyorum. Gelecek günler ise, inşallah Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olanlar için hayrolur. Ves selâmu alâ menittebeal hudâ ve dua.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024