Abdurrahman Dilipak
Tereddi, soysuzlaşma, yozlaşma, gerilemek. Soysuzlaşmak, aşağı düşmek gibi anlamlara gelir. Terakki ise bunun karşıtıdır. Gelişme, ilerleme, yükselme.
Geriliyor muyuz, ilerliyor mu? Bu biraz da baktığınız yerle ilgilidir. Mesela paranız artarken itibarınızı kaybedebilirsiniz. Ya da para kaybedebilirsiniz ama itibarınız artabilir mesela. İnsanın ikisini birden kaybettiği ve kazandığı da olabilir.
İttihat ve Terakki, birlik ve ilerleme demek. Ama birlik ve ilerleme için “din”den kurtulmak gerek. Bu fikir cumhuriyetle ortaya çıkmadı idi. 1880’de ölen Ziya Paşa, “İslam imiş devlete pâ-bend-i terakki / Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı” der. Tanzimat sonrası, hatta Lale devrinden sonra bütün fikirler açıktan konuşulmaya başlanmıştı “aydın”lar arasında. İttihat Terakkiciler arasında bu fikirde olanların sayısı da az değildi. Nihayetinde cumhuriyet dönemindeki tek parti zihniyeti de İttihat Terakkinin siyasi ayağı değil mi idi. Daha sonra onlar da aslına rücu etti ve militerleştiler.
Mahmut Esat Bozkurt meclis kürsüsünden haykırmak ister (Şahid Karabekir) “İslam’ın ilerlemeye engel olduğu düşüncesi.İslam kaldıkça kimsenin yüzümüze bakmayacağı düşüncesi” (…) Din ve ahlakı olanlar aç kalmaya mahkumdur.” Bu fikirler siyasete egemen olduğunda bu lakırdıların konuşulduğu zaman 10 Temmuz 1923. Ana fikir şu: “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar. Yoksul kalmaları kaçınılmazdır. Böyle kimselerle ülke zenginleştirilemez. Onun için din ve namus anlayışını kaldırmalıyız. Partiyi bunu kabul edenlerle güçlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Böylece kalkınma çabuk ve kolay olur.” (Kazım Karabekir anlatıyor /Uğur Mumcu Ağustos 1990)
Mehmet Akif de Safahat’ta demiyor mu idi: “İrticaın sizin lehçede manası bu mu?” diye
Terakki Vakfı Okulları, 1877 yılında Selanik’te Mekteb-i Terakki adıyla kurulmuştu. Şişli Terakki, Selanik’teki Alatini efendinin sponsorluğunda kurulan Şimon Zwi mektebinin devamı idi. Şimon Zwi mektebi mütegallibenin devamı olan yeni Cumhuriyetin kurucuları daha sonra, Moiz Kohen adını “Tekinalp”e çevirip, “Din yok milliyet var” diye sahne alacaklardır. O da tutmayınca, “Türkün dini Kemalizmdir” diye çıkacaklardır ortaya.
Dün dündür, bugünse bugün. Artık CHP iktidarda değil. Ama o malum aşiret için “giden ağam, gelen paşam” Şamanizm’den başlayıp, NLP ile devam edip, bir nesli dönüştürmek için Transandantal Meditasyon için çıkıyorlar ortaya.
Sıra “Helal Disco”ya geldi. Ankara’da açılıyor. “Eğlenmek bizim de hakkımız”! değil mi! Tabii ki helal. Helal şarap, helal şampanya, helal bira, helal likör! Düğün salonu gibi, “kına gecesi salonu” değil, doğum günü partilerinin verildiği, eğlence partilerinin yapıldığı bir disco’dan söz ediyorlar. Artık Kâbe’nin hemen karşısındaki AVM’de bile satılıyor bunlar. Yan taraftaki kuleye çıkıp, Kâbe’ye tepeden bakarak şampanyanızı yudumlayabilirsiniz. Ee artık bizim “Disk Jokey”lerimiz de olur!
Ne var bunda. Kına gecesi yapmıyorlar mı? Onun VIP versiyonu. Daha profesyonelcesi. Hem zaten yöneticisi Kur’an Kursu mezunu, hafize. Tabii ki mahremiyet kurallarına uygun. Erkek giremez. Cep telefonu yasak. “Disko, dans müziğinin bir tarzıdır. Funk, soul, pop ve salsa ögeleri içerir”miş.
Hay Allah, bizim emekli birkaç eski kafalı hoca gitmişler, belediye başkanını ziyaret etmişler. Sabah namazında bizim camiye de buyurun, dua edelim de Allah bizi korktuğumuzdan emin eylesin demişler. “Eski kafa” adamlar. “Başkan adayı, programımızı tanıtım grubumuz hazırlıyor, onlar reklam ajansları ve halkla ilişkiler uzmanları, kamuoyu araştırma şirketleri ile çalışıyorlar” demiş. Kibarca yolcu etmişler. Sonra kendi aralarında konuşuyorlarmış, 3 nesil geçti onların zamanı ile bugün arasında, bunlar o günlerde kalmış. XYZ kuşağından haberleri yok amcaların” demişler.
Bir emekli Prof. gidip, bazı konularda aday olan zatı uyarıp, nasihat edecek olmuş, “Siz İlahiyat Profesörüydünüz değil mi” diye sormuş. Sonra da arkadaşlarına dönmüş. “İşine bak, bilmediğin şeye karışma” demeye getirmiş kaba bir şekilde.
Cafeler kesmiyor artık gençlerimizi, Diskotek lazım bize, biraz oynamamız gerek. Dansing lazım. Rock’n Roll eşliğinde zikir çeken dervişlerimiz var artık. Bunlar hayatın gerçekleri. Biraz horon teper, zeybek oynar. “Yerli ve Milli” Kafkas halk oyunları var, halay çekeriz. Gençlik bunu istiyor. Biraz da biz kam alalım dünyadan!
Diskotek deyince mütedeyyin hanımlar için ayrı yer, aile için karma, erkekler için ayrı olmalı. Fonda enstrümantal “telaal bedrü”.
Bir arkadaş memlekette bir SPA’ya gitmiş. Tayland masajı da yapılıyor. Erkek masör de var, kadın da. Erkek masörler dolu. Aralarında bir de emekli müftü var. Grub bir işadamı grubu. Müftü fetvayı veriyor. Masörler gayrimüslüm, üstelik sağlık için yapılan bir iş sözkonusu. Caizdir. Helal!
Zaten artık memlekette herkes için her türlü fetva var. Hormonlu, geni ile oynanmış fetvalar herkese her konuda çözüm imkanı sunuyor..
Bir grub işadamı yurtdışında SPA’ya gitmişler. Yine masaj konusu. Bizim eski radikallerden biri, ben kadın masöre gitmem diyor. Erkek masöre gidiyor. Meğer adam gaymiş, Gay’lar gidiyormuş ona!..
Deizm’i geçtik, agnostik oldu insanlar. Yıllarca tekrar tekrar yazıp durdum, bizi önce atomize edecekler. Sonra nötralize, ardından agnostik. Bu gerçekleşti. Bu nasıl mı oldu. Artık aklımız ve imanımız servetimiz ve gücümüze yön veriyor. Servetimiz ve gücümüz aklımız ve imanımıza hükmediyor. İnandığımız gibi yaşamayınca yaşadığımız gibi inanmaya başladık. Bu iş bu kadar basit.
CHP döneminde laikleştiremediler ama AK Parti döneminde AKP’liler üzerinden sekülerleştirildik.
Sonuçta Ahmet Cevdetler kazandılar.
Artık ilahiyatlarda bile namaz kılan %50’lerde. Bunun sorumlusu kim? Kaldı ki, muamelattan yoksun bir ibadet sadece seremoni ve ritüelden ibarettir. İbadetin ruhu yokolur, yapılan iş şekil ve cesetten ibaret kalır. Zaman içinde bu iş “münafıklık alameti”ne dönüşür. Çünkü o iş bir ibadet değil, insanları aldatmaya dönük bir istismara ve aldatmaya dönüşür.
Hadi diyelim ki, necasetten temizleniyoruz da, “Hadesten taharet” ne olacak hiç düşündünüz mü. Sahi “Hades” ne demekti, çevrenizdekilere sorun bakalım. Gençlerin 32 farz seviyesinde bile dinle bağları kalmadı neredeyse. Bağışlayın, sizi gereksiz şeylerle meşgul ediyorum. Biliyorum sizin “para kazanmak” gibi daha ciddi işleriniz var.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem’in 14 Nisan 2017’li “İslam Terakkiye Manidir Hristiyan Olmamız Gerekir” başlıklı bir makalesi var. Orada bir olay anlatılır: Kazım Karabekir, 1923 senesinde mecliste yaşadığı ilginç bir olayı şöyle anlatıyor: Tevfik Rüştü Bey konuşuyordu: “Ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım. Kimseden korkmam. Teşkilâtı Esasiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır” diyordu. Ben söz aldım ve sordum: “Teşkilâtı Esasiye’de dinimizin İslâm olduğu yazılıdır. Tevfik Rüştü Bey? Hangi kanaati haykıracaksın? Teşkilâtı Esasiye’ye hangi dini yazdıracaksın? Hıristiyanlığı mı? Mahmut Esat Bey söz aldı ve sertçe cevap verdi: “Evet Hristiyanlığı. Çünkü İslamlık terakkiye (ilerlemeye) manidir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve bize kimse de ehemmiyeti vermez” dedi.
Halide Edip’i dinlemiş olarak Avukat Yusuf Türel de 6 Şubat 1995 tarihli Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan A. İhsan Gülcü ile röportajında Halide Edip’ten naklen bir olay anlatılır: Bir gün Naci Şensoy ve Ferruh İlter ile Halide Hanım’ı ziyarete gittik. Halide Hanım’a, bizde ve diğer devletlerde İslam’a karşı yapılan saldırıların nereye varacağını sordum. Şöyle konuşmuştu: “Bir toplantıda isimlerini vermek istemediğim kişiler bana, ikna kabiliyetim olduğunu ifade ederek, Avrupa devletleri arasına girebilmemiz için İslamiyet’i bir tarafa bırakıp onların inançlarına yakın, daha ziyade Protestanlıka yakın bir çizgiye gelmemiz için yazılar yazsanız iyi olur. Bu hurafelerle hem geride kaldık hem daima geriye itileceğiz dediler. Ben onlara, hayır beyefendiler ben bu kanaatte değilim. Belki çaput bağlama gibi bazı hurafeler olabilir, ama bunlar dinin esasları değildir. İslam en mükemmel dindir. İlim adamları kürsülere çıktığı zaman hurafeler ortadan kalkar dedim”.
“Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım”. Bugünlük de bu kadar! Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024