Ali AYDIN
Adil ve özgür bir yaşam talebi ile bütünleşen 1 Mayıs maalesef ülkemizde kutlama yapılacak alanın neresi olacağı üzerinden tartışılıp heba edilmektedir.Özellikle “kanlı 1 Mayıs” olarak tarihe geçen 1977 Mayıs’ının acı hatırası Türkiye’de ki tüm kesimlerin zihinlerine ipotek koymuş vaziyette. Taraflar bugünün ve yarının sorun alanlarını, çözüm önerilerini, bugüne ve geleceğe dönük hak ve adalet taleplerini dillendirmek, dünün ve bugünün prangalarını çözecek eleştiriler, sorgulamalar, gündemler oluşturmak yerine maalesef dünün, bugünü ve yarını esir almasına rıza göstermektedirler.
1 Mayıs'ın nerede kutlandığının elbette sembolik bir anlamı vardır. Bu açıdan 1 Mayıs Taksim'de de kutlanabilir ve devletin bu tür talepleri karşılama eğiliminde olmasının gerilimi düşürücü ve normalleştirici bir işlevi de olabilir. Ancak asıl sorun, 1 Mayıs’ın nasıl kutlandığı, hangi talep ve beklentilerle, sorun ve çözüm başlığı ile gündemleştiğidir. 1 Mayıs ana tema olarak geçmişin yâd edilmesi üzerine değil, geçmiş acıların canlı tutulması için değil mevcut ve muhtemel sıkıntıların, problemlerin, açmazların gündemleştirilmesi, kamuoyuna mal edilmesi ve siyaset üzerinde anlamlı ve ciddi bir baskı oluşturulmasını ifade eden dört başı mamur siyasal bir eylemlilik hali olmalıdır. 1 Mayıs’ın özünde yeni, adil ve ahlaki bir yeniden bölüşüm talebine yaslandığı, içerisinde yaşam sürdürülen yaşam ve ilişki ağına esaslı bir müdahale anlamı taşıdığı aşikârdır. Dolayısıyla bir taraftan son dönemlerde her şeyin içeriğini boşaltan “nihilist dalga”nın 1 Mayıs’ı da içeriksizleştirme, siyasal olandan bağımsız çiçek-böcek karnavalına çeviren taarruzuna itirazı yükseltmek önemlidir. Diğer taraftan marjinal unsurların 1 Mayıs’ı kendi hücrelerinin arka fonuna yerleştiren, içeriğini ve mesajını yönlendiren pragmatizmlerini faş etmek ve inisiyatifi ele almak zaruridir.
Gerçek yaşamın sertliğini, sömürüsünü, yağmasını, sevimsiz güç ve iktidar ilişkilerini görmezden gelerek şatafatlı sentetik görüntüler üzerinden içeriksizleştirerek 1 Mayıs’ı geçiştirme sorumsuzluğu, daha adil ve özgür bir yaşamın kurulması talebinin savsaklanması anlamını taşır. Özellikle günümüzün post pozitivist dünyasında en mahrem olanın bile siyasala bağlandığı bir süreçte çalışanların, çalışma hayatının apolitikleştiren çürütücü dalgayı sorunsallaştırıp mahkûm etmek kaçınılmazdır.
Ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamın yaşadığı büyük dönüşüm karşısında sürekli olarak kendini yenilemesi ve çağın ruhu ve dinamikleri üzerinden zinde kalması gereken çalışan kesimlerin, yaşanan dönüşümü kaçıran ve sürekli maruz kalan edilgen pozisyonlarının ne tür kaba ve rafine tahakküm partiği ortaya çıkardığı eşelenmelidir. Özellikle Türkiye'de 1950'li yıllarda Türk-İş’le başlayan İşçi ve sonrasında Memur örgütlenmelerinin, egemen sosyal, politik düzenin payandası olma misyonu ne tartışılabilmiş ne de sorgulanabilmiştir. Maalesef çalışanların örgütlü yapıları büyük çoğunluğu itibariyle yakın hissettikleri siyasi yapıların taşeronu olmayı içselleştirmiş, içtenlikle kabullenmiştir.Bugün tam da bu karakterleri nedeniyle kitle sendikaları bağlı oldukları iş alanı dâhil olmak üzere sivil siyaset üzerinde bir baskılama işlevi göremedikleri gibi üyeleri ve kamuoyu nezdinde de itibarsız bir konumdadırlar.
Dolayısıyla 1 Mayıs’ın nerede kutlandığından daha acil ve önemli olan 1 Mayıs’ın varislerinin kendi tabanlarına, yaşadıklara ülkeye, ülkenin sorunlarına ve geleceğine ilişkin hangi dertleri, çözümleri, hayalleri var? Klişelerden, ezberlerden, zihinleri felç eden sembol ve ritüellerden ayrı, toplumun kültür ve inanç kodlarına uyumlu hangi kaygıları, tasaları, tasavvurları, tahayyülleri var? Tersine siyaseti ilke ve değerler üzerinden baskılama, yön ve ufuk çizme yerine angaje oldukları siyasi yapıların yan aparatları olarak kendilerini konumlandırarak ilkesel bir mücadelenin değil kişisel çıkar ve ikbal beklentilerinin yozlaştırdıkları birer rant yuvasına dönüşmüş vaziyetteler. Oysa beklenen siyasetin önünde ve üzerinde ilke ve değerlerin, alternatif bir yaşamın peşi sıra sürgit devam edecek bir arayışın, kesintisiz bir mücadelenin aktörleri olmalarıydı. Hayat biteviye yeniden kurulmayı, yeniden düzenlenmeyi, adalet ve özgürlük penceresinden yeniden şekillendirilmeyi talep ediyor. Buna karşın anlam yitimi, araçsallaşma, özerklik kaybı yaşanmış ve yaşanıyorsa o zaman ne Taksim ısrarımızın ne de hormonlu büyümelerimizin bir anlamı olabilir.
NOT:1 Mayıs'ı Taksim tartışmasına feda edip saatlerce TV'de yorum üstüne yorum kasanların iki satır olsun gelir adaletsizliğinden, yoksulluktan ya da emeğin sorunlarından bahsetmemiş olmaları kayda geçsin lütfen!
@_aydinali
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020