Ali BAYRAMOĞLU
Tavırların iki ayrı uca, iki aşırı uca meylettiği tartışmalar Türk demokrasisine her zaman olduğu gibi her boyutuyla yarar değil zarar getiriyor.
Anayasa Mahkemesi etrafındaki son tartışmalar tam olarak böyle bir görüntü taşıyor.
Önce ilk taraftan başlayalım...
Mahkemenin (Balyoz davası, İnternet yasağı gibi kimi yerinde ve olumlu kararlarının dışında) yasama alanına giren kural koyucu eğilimleri, daha önemlisi kendi işlevini siyasi iktidarın, yürütmenin uygulamalarını denetlemeyle ilişkilendiren bir şekilde tanımlar hale gelmesi “açık bir sorun” oluşturuyor.
Muhalefetin esamesinin okunmadığı, hakim bir parti modelinin hüküm sürdüğü, dönemlerde yüksek mahkemelerin siyasi denetim işlevi kaçınılmaz olarak ivme kazanır.
Ancak bu, demokrasi açısından kabul edilemez bir ikame halidir. Hukukçu ve yargıcın bu ihtimal karşısında tetikte olması bu nedenle hukuk devletinin gerekleri arasında yer alır.
Bu açıdan sıcak gündem malum. Anayasa Mahkemesi iki siyasi partinin yüzde 10’luk seçim barajı hakkında yaptığı, yasa iptali isteyen, bireysel başvuruyu görüşecek.
Mahkeme başkanının açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla, rüzgarlar tersten esmezse, bu bireysel başvuruyu görüşecek bölümler ihlal kararı verirlerse, bu kez mahkeme genel kuruluna ilgili yasayla ilgili iptal başvurusu yapacaklar.
2015 seçimleri öncesi siyasi bir kaos ve bir meşruiyet krizi kapısı açılacak.
Peki Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir yetkisi var mı?
Anayasa'da Anayasa Mahkemesi’ne böyle bir yetki veren bir hüküm olmadığı gibi 2010 değişikliklerinde de böyle bir yetki verilmiş değil.
Daha da öte...
Adalet Bakanlığı’nın bir bilgi notunu birlikte okuyalım:
“6216 sayılı Kanun Tasarısının 49. maddesinde: ‘(6) Bölümler, bireysel başvuru incelemesi sırasında temel hak ihlalinin kanun veya KHK hükmünden kaynaklandığı kanaatine varırlarsa iptali istemiyle Genel Kurula başvururlar” şeklinde bir hüküm öngörülmüştü. Ancak bu hüküm Anayasa Komisyonu'nda tartışılmış ve alt komisyon tarafından:
-Anayasa'ya aykırı bir şekilde yeni bir iptal davası açma imkanı yaratıldığı,
-Anayasa Mahkemesi'nin hem hakim hem savcı durumuna düşürülmemesi gerektiği,
-Bölümlerde görev yapan üyelerin genel kurula da katılacakları bunun, sakıncalı olacağı,
-İtiraz yolu ile Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerce ileri sürülmesi durumunda vakıa ve delil değerlendirme, hukuku somut olaya uygulama mahkemenin takdir yetkisinde olmakta, itiraz halinde mahkemenin aradan çıkmakta olduğu,
-Yasama organının kanundan kaynaklanan ihlallerde hassasiyet göstererek yeni düzenlemeyi yapması gerektiği,
gerekçeleriyle oybirliğiyle tasarıdan çıkarılmıştır...”
Şimdi soru şu: Anayasa Mahkemesi tarafından esen rüzgarlar neden tersi istikamette?
Yanıt şudur: Yorum, içtihat, yargısal aktivizm gibi kavramlar üzerinden ve bunların meşru sınırlarını zorlayarak siyasi alana girmek, siyasallaşmak...
Madalyonun bir de öte yüzü var.
Bu yüzde ise bu işlevi vesile kılarak, bu işlevin arkasına saklanarak yargısal denetimi tepkiyle karşılayan, kuvvetler ayrılığına şüpheyle bakan, milli irade kavramının çoğunlukçu kullanımıyla Anayasa Mahkemesi gibi kurumları gereksiz, darbe artığı gibi gören bir anlayış var.
Bu anlayış siyasi iktidar tarafından sık dile getiriliyor, iktidar saflarında yer alanlar tarafında hararetle savunuluyor.
1950’lerde değiliz...
Siyaset karşısında yargısal, idari, denetleyici özerk ve tarafsız kurumların varlığı bugün çağdaş demokrasinin olmazsa olmazlarıdır.
Siyasetin tahakkümü diğer tahakkümler kadar sorunludur.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026