Ali Tarakçı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, Siirt’te okuduğu şiirden dolayı, 1998 yılında hapis ve para cezası almış, cezası Yargıtay tarafından onanınca belediye başkanlığı görevinden alınmış ve cezaevine girmişti.
TCK’nın 312/2 maddesine göre “Halkı din ve ırk farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek”ten devlet Erdoğan’ı o gün tasfiye etmeye karar vermişti. Ancak bu karar, onun Türk siyasetindeki büyük yürüyüşünün de başlangıcı olmuştu.
***
Yıllar sonra 2002 yılında siyaset yasağı kaldırıldı.
Siirt seçimlerinde Pervani ilçesinde 3 sandık kurulunun oluşturulmadığı, 1 sandığın kırıldığı gerekçesiyle AK Parti YSK’ya seçimlerin iptali için müracaat etti.
YSK başvuruyu kabul etti ve Siirt seçimlerini iptal etti. AK Parti’den milletvekili seçilen Merdan Gül, CHP’den Ekrem Bilek, Bağımsız Milletvekili seçilen Fadıl Akgündüz’ün milletvekillikleri düştü.
Erdoğan Siirt’ten yüzde 84.8 oy alarak seçimleri ve AK Parti de 3 milletvekilinin tamamını kazanmıştı.
***
Siirt’te bulunan tüm siyasi partilerden vatandaşlar, Recep Tayyip Erdoğan’ı yüzde 85 destekle TBMM’ye gönderirken, 28 Şubat darbesine ve siyasi yasaklara karşı tepkilerini ortaya koyuyorlardı.
Siirt Belediye Başkanlığı’nı 1999 yılında yüzde 40 ile HADEP, Erdoğan’ın çok büyük oyla kazandığı 2002 seçimlerinin ardından, 2009, 2014, 2019 seçimlerini HDP kazandı.
Siirt’te HDP son üç yerel seçimde yüzde 50’ye yakın bir oyla kazanmış. 2018 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş yüzde 49.2 oy alırken, 12 yıl önce yüzde 85 oy alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ancak yüzde 42.8 oy alabilmiş. HDP genel seçimlerde oyu yüzde 50’inin altına hiç düşmemiş ve 7 Haziran 2015 seçimlerinde ise oyu yüzde 65 ile tavan yapmış.
Siirt seçimleri üzerinden; AK Parti ve Erdoğan ile HDP’yi, son yirmi yılı daha iyi okumak mümkündür. AK Parti, Siirt belediye başkanlığı seçimlerini son üç yerel seçimde kazanamamış ve tam üç defa kayyum atayarak kenti merkezden yönetmeye devam etmiş.
***
Geçtiğimiz günlerde HDP’li 5 belediye başkanı daha görevden alındı. Haklarında ‘terör örgütü propagandası yapmak, terör örgütüne üye olmak, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ suçlarından soruşturma açılan Siirt Belediye Başkanı Berivan Helen Işık, Iğdır Belediye Başkanı Yaşar Akkuş, Siirt’in Baykan ilçesi Belediye Başkanı Ramazan Sarsılmaz, Siirt’in Kurtalan ilçesi Belediye Başkanı Baran Akgül ve Muş’un Korkut ilçesine bağlı Altınova belde Belediye Başkanı Cesim Budak İçişleri Bakanlığı’nca görevden alındı.
2019 yılında yapılan yerel seçimlerde; HDP, 3'ü büyükşehir olmak üzere 8 il, 54 ilçe ve belde de seçimleri kazanmış, Diyarbakır da dahil kayyum atanan tüm belediyeleri geri almıştı. Kars ve Iğdır'da tüm partilerin ittifaklarına rağmen kazanmıştı.
HDP 65 belediye kazandı, 14 ayda 45’ine kayyum atandı, 6 başkanın mazbatası verilmedi
Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir, Siirt, Batman, Hakkari, Iğdır belediye başkanlıklarına kayyum atanırken, geride Kars ve 13 ilçe ve belde belediye başkanlığı kaldı. Bugüne kadar HDP’nin kazandığı 65 belediye başkanlığından 45’ine kayyum atandı, 6 başkanın mazbatası verilmedi.
Geçtiğimiz günlerde Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, görevden alınabileceğini ve yerine kayyum atanabileceğini belirterek, atanacak kayyuma yapılacak işleri Twitter’dan duyurmuştu.
Görünen o ki, devletin verdiği karar belli. Millet iradesini yok saymak ve HDP’li belediyeleri AK Parti il ve ilçe başkanlıklarına dönüşmüş vali ve kaymakamlar eliyle yönetmek.
Devlet, seçilmiş belediye başkanları gözaltına alır alınmaz, görevden alıp yerlerine kayyum atıyor. Kendi hukukunu askıya alan devlet, aynı zamanda 51 merkezde belediye meclislerini de feshederek, ikinci kez millet iradesini yok sayıyor.
Demokratik hukuk herkese lazım
Bir ülkenin 81 ilinden 7’sine, HDP’nin kazandığı 65 belediye başkanlığının 45’ine kayyum atıyorsan, 6 başkanın mazbatasını vermiyorsan, görevden aldıklarına bir yıl önce seçime katılma hakkı veriyorsan, hatta kimileri ile ilgili daha gözaltı yapılmadan yerlerine kayyum atıyorsan, gözaltına aldıktan sonra serbest bırakıyorsan, kimilerinin haklarında daha iddianamem bile yokken suçlu ilan ediyorsan ve en önemlisi ülkede hukuk herkes için eşit işlemesi gerekirken, batıda görevden aldığı belediye başkanlarının yerine belediye meclislerinden yasa gereği belediye başkanı seçerken, HDP’li belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine belediye meclislerinden yeni belediye başkan vekili seçilmesini engelliyorsan orada hukuk rafa kaldırılmış demektir.
Ve görünen o ki, 1998 yılında Erdoğan’ı uydurma bir ceza ile cezaevine kapatan, siyasi yasaklı duruma dönüştüren, İstanbul halkının iradesini gasp eden devlet, o gün İstanbul’a kayyum atamayıp, belediye meclisinden bir meclis üyesinin seçilme hukukuna müdahale etmiyordu. Ve o gün mecliste azınlık olan Refah Partisi içinden Ali Müfit Gürtuna belediye başkanı seçiliyordu.
Yirmi yıl önce Erdoğan, bugün yaşananları görse sıkı bir muhalif olur ve yapılanları çok ağır bir biçimde eleştirirdi. Ve inanın bugünkü AK Parti trolleri 20 yıl önceki Erdoğan’ın tutuklanmasını talep ederdi. Yirmi yıl sonra Erdoğan’ın, devletin bekası diyerek bizzat hukuksuzluğu savunur duruma gelmesi ise nasıl değiştiğinin de göstergesidir.
***
1999 yılından beri doğuda yapılan yerel seçim sonuçlarını şunu gösteriyor; Tutukluyorsunuz, görevden alıyorsunuz, yerlerine kayyum atıyorsunuz, seçmen iradesi onları tekrar seçiyor. Kaybettikleri yerler olurken, yeni yerler kazanıyorlar. Kars örneğinde olduğu gibi.
Kürt halkının seçme iradesini yok etmek, iradelerine vali, kaymakam atamak tam bir hukuksuzluktur. Devletin kendi hukukunu askıya almasıdır. Hukuksuzluk yapanların, 100 yıllık tarihimize bakınca kaybettiklerini, hukuksuzluğa uğrayanların ise kazandıklarını görüyoruz. Milletin vicdanı eninde sonunda hukuksuzluğa uğrayanların yanında duruyor.
HDP bugün TBMM’de gurubu olan bir siyasi partidir. Ülkede 5 milyonun üzerinde oy almakta, ne yapılırsa yapılsın, en olağanüstü dönemde bile TBMM’de yerini almaktadır.
HDP’nin şeytanlaştırılması Türk ve Kürt şahinlere yarıyor
AK Parti, HDP’nin düşmanlaştırılmasından fayda sağlamaktadır. Aynen son 40 yıldır devletin Kürt düşmanlığı üzerinden iktidarını yeniden inşa etmesi gibi. HDP’nin de devlet ve AK Parti tarafından düşmanlaştırıldıkça kendi iç tartışmalarını öteleyerek, son yirmi yıla bakınca Kürt halkının yarasından fazlasının desteğini koruduğunu, ancak bu çatışmadan Türkiye’nin kaybettiğini görüyoruz.
Şiddete ve çatışmaya dayalı politikaların bir tarafı yoksa sürdürülemiyor. Her iki çatışmacı politikanın birbirine ihtiyacı oluyor. Kürt halkı üzerinde siyaset baskısı büyüdükçe, Kürt hareketi içinde demokratik yeni siyasi hareketlerin çıkması engelleniyor, çünkü Kürtler ehveni şer yaparak, HDP’ye siyasi olarak sahip çıkmaya devam ediyor.
***
Yakın tarihte yaşananlara bakınca, kayyum atanan her yeri ilk yerel seçimlerde, yine HDP’liler kazanacak. Devlet, HDP’ye yönelik linç politikasını büyüttükçe, parti içinden demokratik bir siyaset kültürünü yeşertecek ve büyütecek muhalifler kendilerini geri çekmekte, mecburen var olan yapıyı desteklemektedir.
Demokratik ve barışçı Kürt siyasi hareketinden yana olanlar ise HDP yönetiminin hatalarına ve eksikliklerine rağmen, “böyle bir dönemde eleştiri yapılmaz” diyerek, yüreklerine taş basarak susmakta ve kerhen destek vermek zorunda kalmaktadırlar.
Sonuç olarak devlet, HDP’nin üzerine geldikçe çatışmacı politikaların her iki tarafta da alıcısı büyümekte, iktidar buradan da beslenirken, Kürt hareketin şahinleri de aynı yerden beslenmeye devam etmektedir.
HDP’nin değişmesini kimler istemiyor?
HDP karar alıcılarının, KCK davalarından yargılanan ve ceza alacağı aşağı yukarı belli olan isimleri özellikle belediye başkan adayı göstermesi, milletvekillerini istifa ettirip belediye başkan adayı yapmasının nedenine iyi bakmak gerekir.
Milletvekili ve belediye başkan adaylarının, dar bir yapının içinden tekrarlanarak çıkıyor olması, Türk solunun marjinal yapılarına ait kişilerin milletvekili adayı gösterilmesi, partiye gönül ve emek vermiş olanların iradelerinin yok sayılması, parti kadrolarını rahatsız etmektedir.
Parti içerisinde çok ciddi bir muhalif hareketin dinamikleri, yaşanan hukuksuzluklardan dolayı kendilerini geri çekmekte, devletin baskıcı ve kayyum politikası yüzünden yukarıdan baskılanmakta, daha barışçı, demokratik bir Kürt hareketin çıkması bizzat devletin zor politikalarından dolayı sesini yükseltmesi engellenmektedir.
Selahattin Demirtaş’ın parti içinde hangi kanadı temsil ettiğine iyi bakmak ve neden içeride tutulduğunu da iyi okumak gerekiyor.
Son söz: Çatışmacı ve şiddet dilini yükseltmek sonuçta her iki tarafın şahinlerine yaramaktadır. Sırrı Süreyya Önder’in çıkışının kimi yaradığını, kimin işine geldiğini, Zanka TV’de değerlendirmiştim. Buradan izleyebilirsiniz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.02.2020
5.01.2020
26.10.2020
11.10.2020
11.10.2020
20.07.2020
22.06.2020
1.06.2020
1.06.2020
1.06.2020