Alper GÖRMÜŞ
Ali Fuat Yılmazer, Dink’in öldürüleceğine dair istihbarat raporunun yazıldığı dönemde (Şubat, 2006), Ankara’da EGM İstihbarat Daire Başkanlığı’nda, “sağ akımlar, dini ve irticai faliyetler ve azınlıklar”la ilgili C Şubesi’nin başkanıydı.
Hatırlanacağı gibi, Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü, istihbaratçı polis memuru Muhittin Zenit’in kaleme aldığı F4 raporunu Ankara’ya olduğu gibi, İstanbul’a ise özetleyerek ve birçok ayrıntıyı ihmal ederek bildirmişti. Bu arada Zenit’in raporunda Dink’in öldürüleceği açıkça yazıldığı halde, Trabzon İstanbul’u “Dink’e karşı ciddi eylem yapılacak” diye bilgilendirmişti.
Savcı Yusuf Hakkı Doğan, Ali Fuat Yılmazer’in sorgusuna da F4 raporuyla başlıyor; raporu ayrıntılarıyla aktarıyor ve bilâhare soruyor: “Bu rapor size sunuldu mu?”
Yılmazer’in cevabı tam olarak şöyle: "Bu rapor bana sunulmadı. Benim bilgim yoktur. Bu konuda yardımcım Bülent DEMİREL bana bilgi vermedi.”
(Yılmazer, F4 raporunun Ankara’ya ulaştığı gün, İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’la birlikte dört günlüğüne yurtdışı görevine gitmiş, yerine vekili olarak Bülent Demirel’i bırakmıştı.)
‘Sabri Uzun: Benden de gizlediler’
Savcı Doğan, “raporu görmediğini” söyleyen Ali Fuat Yılmazer’i, Sabri Uzun ve Bülent Demirel’in ifadeleri üzerinden sorguluyor ve önce Sabri Uzun’un 6 Aralık 2013’te üç gazetede çıkan bir demecini hatırlatıyor.
Sabri Uzun demecinde, cinayet öncesinde istihbaratın bir numaralı koltuğunda oturduğunu, buna rağmen mahkemenin neden kendisine başvurup Dink’in mutlaka öldürüleceğini açıkça dile getiren bir istihbarat raporunun gereğini yapmadığını sormadığına şaşırdığını belirtiyordu. Fakat bir yandan da, bilgisine başvurulsa bile söyleyecek bir şeyinin olmadığını, çünkü o raporun ondan da “gizlendiğini” (kendi kelimesi) söylüyordu.
Savcı Doğan, Ali Fuat Yılmazer’e rapor hakkında Uzun’la görüşüp görüşmediğini, evrakı ona sunup sunmadığını soruyor ve ondan “görüşmedim, sunmadım” cevabını alıyordu, çünkü yardımcısı Bülent Demirel de onu bilgilendirmemişti: “Bu evrakı görmediğim için kimseye sunmadım.”
Belge kime ‘arz’ edildi?
Fakat savcı Doğan’ın elinin altında Bülent Demirel’in mülkiye müfettişlerine daha önce verdiği ifade ve onun F4 raporunun üzerine düştüğü “arz edildi” ifadesi vardı. Bürokraside bu ifade, belgenin bir üst makama sunulduğuna işaret ediyordu. Sorguyu bu noktadan devam ettirip soruyor Yılmazer’e: “Bu yazı size arz edildi mi?”
Yılmazer:
“Şube müdür yardımcısı ise bana arz etmek amacıyla bunu yazabilir bana arz eder. Başka kimseye arz edemez. Eğer ben yoksam ve arz edildi diye bir not düşmüş ise kendisinden sonraki üst rütbeliyi kast ediyor bu kişi ya daire başkandır ya da başkan yardımcısıdır.”
Tablo işte tam bu noktada iyice karışıyor. Çünkü Bülent Demirel’in raporu bir “üst”e arz ettiği kesin. Fakat dört “üst”ün dördü de (C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, İstihbarat Daire Başkanı’nın iki yardımcısı Necmettin Emre ile Vedat Yavuz ve Daire Başkanı Sabri Uzun) raporun kendisine sunulmadığını söylüyorlar!
Bülent Demirel’in mülkiye müfettişlerine söylediği ve savcı Doğan’ın da altını çizdiği sözleri, “arz”ın Yılmazer’e yapıldığı ihtimalini güçlendirir nitelikte... Demirel, “O tarihte il dışında bulunan şube müdürünün dönüşte konudan haberdar edilmesi için ‘arz edildi’ notunun düşüldüğünü beyan” etmişti müfettişlere...
Buna karşılık Yılmazer, savcının bu yöndeki sorusuna, “Ben Bülent DEMİREL'in bu konuyu bana arz ettiğini hatırlamıyorum” cevabı verecekti.
‘Muhatap Engin Dinç’tir’
Savcı, “Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Hrant Dink’i öldürecek” gibi kuvvetli bir cümleyi “ciddi eylem” olarak telaffuz etme hususunu Yılmazer’e de soruyor... O da tıpkı Ramazan Akyürek gibi bu sorunun muhatabının, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü (bugün istihbaratın bir numaralı ismi) Engin Dinç olduğunu söylüyor.
‘Esas sorumluluk doğuran belge’
Hemen ardından, savcının “esas sorumluluk doğuran” ve “gizlenen” sıfatlarıyla tanımladığı F4 belgesine ilişkin kritik soru geliyor:
“Bu belgenin içeriği neden İstanbul a bildirilmedi ve belge neden İstanbul a gönderilmedi? Zira İstanbul İstihbarat
Şube Müdürü Ahmet İlhan GÜLER ve diğer yetkililerin beyanlarında Trabzon ve İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü tarafından kendilerine bir bilgi paylaşımı yapılmadığı, Hrant DİNK'in öldürüleceği yönündeki bilginin kendilerinden saklanıldığı beyan ettikleri hatırlatılarak soruldu...”
Yani savcı diyor ki: Şubeniz bu kadar kesin bir cinayet istihbaratı karşısında nasıl bu kadar sakin kalabildi? Nasıl İstanbul’la temas etmedi?
Yılmazer bu soruya cevap veriyor ama sözleri bu sorunun cevabı değil. Biraz uzun olsa da cevabı kelimesi kelimesine aktarıyorum ki, abarttığım sanılmasın. Cevap aynen şöyle:
“Böyle bir bilgi geldiğinde İstanbul şube müdürlüğünün yapacağı iki şey vardır. Birincisi tehdit ciddiyse il koruma komisyonuna yazı yazarak koruma tedbirinin uygulanmasını sağlamak... İki İstanbul ili itibariyle belirlenen hedeflere yönelik istihbari çalışma yaparak Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli hareket etmek zorundadır. Bunların hiçbirini İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapmamıştır. Osman HAYAL hakkında sahte bir tahkikat evrakı tanzim etmiş, kusurunu örtmeye çalışmıştır.”
Arşivdeki tehdit mahkemeye neden bildirilmedi?
Savcı Doğan’ın üzerinde en fazla durduğu noktalardan biri de, mahkemenin 18 Haziran 2008’de sorduğu “Kayıtlarınızda Dink’in cinayet öncesinde tehdit aldığına dair belge var mı?” sorusuna Ali Fuat Yılmazer imzasıyla gönderilen 24 Haziran 2008 tarihli cevabî belgeydi. Çünkü belgede, “Yapılan çalışmalarda Fırat (Hrant) DİNK'in öldürülmesinden önceki günlerde tehdit aldığını teyit eden herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır” ibaresi yer alıyordu.Oysa Dink tehdit almıştı ve bu da istihbarat arşivlerinde mevcuttu.
Savcının sorusu: “Arşivlerde olan bu bilgileri mahkemeye neden bildirmediniz?”
Yılmazer’in cevabı:
“Evet, ben bizim daha önce Hrant DİNK'in öldürülmesi olayı ile ilgili olarak verdiğimiz bilgilerin dışında ilave bir duyum var mı? Yok mu? şeklinde algıladım. Hrant DİNK'in doğrudan tehdit alıp almadığına yönelik bilgi olup olmadığı sorulduğunu düşündük ve arkadaşlar bu yazıyı hazırladı, ben de imzaladım. Öyle hatırlıyorum. Ben daha önce arşivdeki bilgileri zaten soruşturma makamlarına iletmiştim.”
Savcının bu cevabı tatmin edici bulup bulmayacağını bilâhare göreceğiz. Fakat şu kadarına işaret etmek yorum değil, olgusal gerçeği ifade etmek sayılmalı: Mahkeme sadece bir noktaya, cinayet öncesinde tehdit olup olmadığı noktasına odaklanarak soruyor sorusunu ve cevap böyle geliyor.
Cinayetten sonra F4 raporunu savcıya verdi mi?
Ahmet İlhan Güler’in, cinayet günü (19 Ocak 2007) İstanbul’da yapılan, kendisinin dışında İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve başka ilgililerin katıldığı bir toplantıdan söz ettiğini hatırlayacaksınız... Ahmet İlhan Güler sorgusunda, Ramazan Akyürek’in o toplantıda dahi bir yıl önceki F4 raporundan söz etmediğini öne sürmüştü.
(Söylemeye gerek yok: Bu durumda, Ahmet İlhan Güler’in bu büyük iddiasıyla ilgili olarak o gün o toplantıya katılanların tanıklıkları çok büyük bir önem kazanıyor. Savcı Yusuf Hakkı Doğan, bu soruyu Celalettin Cerrah’a mutlaka sormuştur. Fakat dün belirttiğimiz gibi, Cerrah’ın sorgusuyla ilgili hiçbir bilgi sızmadığı için, onun Güler’in iddiasını teyit edip etmediğini bu aşamada bilemiyoruz.)
Savcı Doğan, Ali Fuat Yılmazer’e bu toplantıya katılıp katılmadığını soruyor önce. Cevap şöyle:
“Ben bu toplantıya katılmadım. Ben Ankara’dan gelmedim ama Ramazan AKYÜREK bey daire başkanı olarak katıldı. Ama daha sonra ben Hrant DİNK cinayetiyle ilgili evrakları savcılığa teslim ettim. Bu evrakların içinde bizim arşivdeki istihbari evraklarımızdı.”
Savcı Doğan soruyor: “F4 raporunu da getirdiniz mi?”
Cevap: “Getirdim diye hatırlıyorum.”
İlave sorular...
Bu cevabın bir dizi başka soruyu akla getirmemesi imkânsız:
Birincisi: Sadece ülke değil dünya çapında etkileri olan bir cinayet gerçekleşiyor ve siz o cinayetle ilgili istihbaratın tamamına vakıf olması düşünülen bir devlet görevlisisiniz... Cinayetten birkaç gün sonra savcılığa götürmek üzere evraklarınızı karıştırırken cinayeti bir yıl önce kesin bir biçimde bildiren (fakat size “sunulmadığı” için haberdar olmadığınız) bir raporla karşılaşıyorsunuz...
Soru şu: Böyle bir belgenin yaratacağı şok duygusu ortadayken, yedi yıl sonra karşılaşsanız bile o belgeyi savcıya götürüp götürmediğiniz yolundaki bir soruyu “götürdüm diye hatırlıyorum” suretinde cevaplamanız makul müdür? (Gerçi bu muğlak kalacak bir nokta değil... Yılmazer’in o gün savcıya teslim ettiği belgeler arasında F4 raporunun bulunup bulunmadığı o gün tutulan tutanaktan bellidir. Gerçek neyse, herhalde ortaya çıkacaktır.)
İkincisi: Böyle bir bilgiyi bir yıl boyunca size sunmayan astlarınızla ilgili olarak herhangi bir işlem yaptınız mı?
Bu mini diziyi bitirirken hatırlatalım: Savcı Yusuf Hakkı Doğan, geçtiğimiz hafta Yargıtay üyeliğine seçildi ve kamu görevlileri ile ilgili soruşturmayı başka bir meslektaşına devretti.
http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/yilmazer-de-engin-dinci-isaret-ediyor
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025