Atilla YAYLA
Beni hep rahatsız etmiş üç tavırdan söz edeceğim. İlki ikramla, ikincisi sırt çantasıyla, üçüncüsü ise zamana ve zaman üzerinden ortak alanları-araçları kullanan insanlara saygıyla ilgili.
Misafirperver bir millet olduğumuz malum. Bu çok iyi bir haslet, ama misafirperverliğin gereği olarak görülen bazı davranışlar çok rahatsız edici olabilir. Bunlardan biri, yeme içme konusunda ısrar. Birçoğumuzun başına gelmiştir, her an yeniden gelebilir. Misafirlerini yemekli ağırlayan kimi ev sahipleri, onların her şeyden yemesini ve çok yemesini ister. Israrla ve inatla misafiri tüm çeşitleri tatmaya hatta tüketmeye zorlar. Misafirin diyet uyguluyor, ilaç içiyor, ikram edilen şeyi sevmiyor, az yemeyi tercih ediyor olması ihtimallerini hiç aklına getirmez. Bastırır da bastırır. Israr arttıkça ziyaret, sofra paylaşımı neredeyse eziyete dönüşür. Anlamakta zorluk çekiyorum, ikramları masanın üstüne koyup herkesi kendi hâline bırakmak çok mu zor? Bu yapılsa hem misafir hem ev sahibi daha rahat olmaz mı?
Sırt çantasıyla başım misafirlikte karşılaşılan ikram baskısından daha çok dertte, çünkü arada sırada dostlara misafir olurken sırt çantasıyla hemen her gün karşılaşıyorum, karşılaşıyoruz. Sırt çantası özellikle gençlerin çok sevdiği bir çanta türü. İnsana taşıma kolaylığı sağladığı da çok açık. Ne var ki, toplu taşıma araçlarında –otobüs, metro, tramvay, uçak- birilerinin sırt çantası rahatlığı, birilerinin muhatap olunan çantanın büyüklüğüyle oranlı ıstırabına dönüşebiliyor.
Sırt çantası taşıyanlar, ya çantaları arkada olduğu için diğer insanlara nasıl zarar verdiğini görmüyor ya da bunları önemsemiyor. Büyük sırt çantaları araçlarda iki kişilik yer işgal edilmesine sebep oluyor. Çantalı şahıs hızla ilerlerken çantası kenarda oturan veya dikilen insanlara darbeler indiriyor. Ani ve sert hareketlerle sağa sola dönüldüğünde darbelerin şiddeti artıyor. Çantalılar, sanki çantalarını kontrol etmek onların görevi değilmiş, çantalardan sakınmak başkalarının göreviymiş gibi aldırmazlık veya kayıtsızlık içinde yoluna devam ediyor. Sırt çantalarının taşıtlara binerken sırttan indirip elimize almayı, taşıt içinde bir yerde dikilirken yerde ayaklarımızın arasında tutmayı akıl etmek çok mu zor? Başkaları, sırt çantaların çanta darbelerine tahammül etmeye mecbur mu?
Geçenlerde İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin Kabataş'tan 12.30'da hareket eden servisine bindim. Vakti geldiği hâlde araç hareket etmeyince sürücüye niye beklediğini sordum. Verdiği cevap gecikmenin sebebini öğrenmemi sağladı. Dışarda şoförün yanında dikilen bir öğrencinin bir arkadaşı Üsküdar'dan o sırada gelmekte olan motorda, motor ise Boğaz'ın ortasındaymış. Söz konusu öğrenci arkadaşına 'servisi biraz beklet' diye mesaj göndermiş. O da şoföre, mealen, 'Abi, arkadaşım geliyor, biraz bekler misin, idare eder misin' demiş. Sürücü bu yüzden ağırdan alıyormuş.
Zamana ve zaman üzerinden başka insanlara saygısızlığın tipik ama eşsiz olmayan bir örneği. Kim hangi servisi yakalamak istiyorsa, ona göre yola çıkması gerekir. Saatleri belli olan bir servis, kişisel bir ihtiyaç yüzünden aksatılamaz. Arkadaşına 'kıyak' yapmak isteyen öğrenci de, ona 'kalender' davranan sürücü de diğer yolculara haksızlık yapmaktadır. Servisin hareket saatini beş dakika sarkması ancak ve yalnızca serviste hazır diğer yirmi yolcunun hepsinin rızasının alınmasıyla meşru ve mümkün olabilir. Ancak, takip edilen yol bu değil. Bu olayda öğrenci sürücüyle işbirliği yapıp arkadaşı hatırına servisi bekletirken, aynı kültürü ve anlayışı paylaşan politikacı ve bürokrat da meselâ bir uçağı bekletebilir, bekletmektedir.
Sözünü ettiğim vakada, zamana saygısızlık da vahim. Beş dakika geciken servis, kişi başına beş dakikadan toplam 100 dakikayı israf ediyor. Gelişmiş ülkelerde gelişmemiş ülkeler arasındaki farklılıkları iyi anlamak için başka şeyler yanında kültürlerin zamana karşı tavrına da bakmak lâzım. 'Vakit nakittir' sözü bir bakıma bunu anlatır. Vaktini iyi planlayamayan ve verimli kullanamayan kişiler de toplumlar da yarışta başarısız olmaya, geride kalmaya adaydır. Vakte saygı bir anlamda insana saygıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019