Atilla YAYLA
Sosyal medya zamanımızın ilginç fenomenlerinden biri. Ancak, sanıldığının aksine, tümüyle yeni değil. Bazı yazarlara göre tarihi çok eskilere gidiyor. Geçmişte etkili olduğu olaylar ve dönemler var. Örneğin, 1500'lerde doğan Hıristiyanlıkta reform hareketinin başarısında sosyal medyanın önemli rolünün olduğu söyleniyor. M. Luther'in Wittenberg Saray Kilisesi'nin kapısına Katolik Kilisesi'ne itirazlarını kapsayan bir duyuruyu asmasıyla başlayan reform hareketi bu listenin amatör yöntemlerle ve adem-i merkeziyetçi şekilde çoğaltılıp kısa sürede Avrupa'nın her yerine ulaştırılmasıyla ivme kazandı...
Bugün şahit olduğumuz olay, sosyal medyanın adeta mekân sınırlarını aşarak yayılması ve yaygınlaşması. Aynı zamanda, kurumlaşması. Bu hem iyiliklere hem de kötülüklere sebep oluyor. Bir taraftan iletişimi desantralize ediyor, ucuzlatıyor ve kolaylaştırıyor; hiçbir zaman olmadığı kadar çok insana katılım imkânı vererek demokratikleştiriyor. Diğer taraftan, bireylerin ve grupların daha önce emsali görülmemiş yoğunluk ve derinlikte takip altına alınmasına zemin hazırlıyor. İnsanları elbette en fazla devletler takip ediyor. Büyük şirketler de pazarlama amaçlarıyla takip işine soyunuyor. Bunun doğurduğu hak ve özel hayat ihlâlleri henüz tam olarak kavranabilmiş ve hukukî müeyyidelere bağlanabilmiş değil.
Sosyal medyada karşımıza çıkan bir diğer olgu, bazı kimselerin, günlük ilişkilerde ve yüz yüze görüşmelerde muhtemelen saygı gösterecekleri ahlâk, edep ve nezaket kurallarını sosyal medya ortamlarında kolayca çiğnemeye meyletmesi. Bu yüzden, sosyal medya dünyası bir anlamda kuralsız bir cangıl. Artık teknolojinin her mesajın yazıldığı bilgisayarın izini sürmeyi mümkün hâle getirmiş olmasına rağmen bazıları klavyenin başına geçince, asıl veya özellikle sahte isimlerle, yanıltıcı bir güvenlik hissine kapılarak ve kendisine asla ulaşılamayacağını sanarak başka insanlara yönelik aşağılama, hakaret, iletişimi ve tartışmayı sabote etme, tehdit savurma gibi eylemlere girişiyor. Son zamanlarda birkaç arkadaşımın başına bu tür olaylar geldi. Fikri olmayan, karakteri bozuk bazı zatlar, galiz, aşağılık, seviyesizlik kokan küfürlerle arkadaşlarıma saldırdılar, onları üzdüler. Ben de zaman zaman bu tür şeylerle karşılaştım; üstelik kendi face sayfamda. Ben onların sayfalarına girip bir şey yazmazken benim sayfamda bu tür şeyler yazanlara önceleri müdahale etmiyordum. Artık bu terbiyesizliklerden bıktığım için hem sosyal medyada daha az yer almaya hem de böyle edepsiz tiplerin mesajlarına izin vermemeye ve kendilerini sayfamdan ve hayatımdan atmaya başladım.
Bu tür olaylarla, yani küfürlerle, hakaretlerle, tehditlerle karşılaşınca ne yapmak lâzım? Sanırım üç yol kullanılabilir. Birincisi, küfürleri ve tehditleri aynen veya misliyle yapanlara iade etmek. Ancak, bu nazik bir insana yakışmaz. Aynı zamanda, bizi, kötüleri muhatap almak suretiyle istemeden kötücüllüğe destek vermiş olma durumuna düşürebilir.
İkincisi, hukuk yoluna gitmek. İnternet âleminde işlenen suçlarla ilgili hukuk kuralları henüz yeterince gelişmemiş olmakla beraber biraz ilerleme var. Elimde bir yargı kararı bulunuyor. İnternet üzerinden bir arkadaşımı tehdit eden bir şahsa, yargılama sonucunda 30 gün adlî para cezası verilmiş. Bu ceza sonra 25 güne indirilmiş ve toplam 500 lira tutmuş. Yargılama giderleri de sanıktan alınmış. Demek ki, internette küfre, hakarete, tehdide maruz bırakılan kimseler dava açma yoluna başvurabilir.
Üçüncü yol, bu tür şeyleri yapanlarla muhatap olmamak, onları adam yerine koymamak. Çünkü böylelerini muhatap almak onları hem şereflendirmek hem de arsızlığa devam için teşvik etmek anlamına gelebiliyor. En iyisi bu kimseleri kendi karaktersizlikleriyle, çirkeflikleriyle, içinde mutlu yaşadıkları zihnî pislik çukurunda debelenmeye bırakmak. Bu belki onlar için mahkeme cezasından da ağır olacaktır.
Son olarak, bu çerçevede, liberal çevrelerde gezinen, çok şükür sayıları üçü beşi aşmayan, ağzı bozuk tiplere bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Hakikat kimsenin tekelinde değildir. Kimse hakikat komiserliği görevini kendi kendine verip diğer insanları taciz edemez. Sizin bazı fikirleri ve duruşları savunmanız ne kadar hak ise başkalarının başka fikirleri ve duruşları savunmaları da o kadar haktır. Her fikre itirazınızı edep sınırları içinde, anlam bütünlüğü olan, sağlam bilgi ve muhakeme desteğine sahip metinlerle dile getirin, buna eyvallah, ama kimseye küfretmeye, hakaret etmeye kalkmayın, kimseyi tehdit etmeye yeltenmeyin. Hem beklemediğiniz kadar sert cevaplar alabilirsiniz hem de bunları yapmak sizin fikrinizi kuvvetlendirmez, duruşunuzu doğrulamaz, sadece, kötü karakterli, arkadaşlık etmeye değmeyecek kadar zavallı kimseler olduğunuzu gösterir. Fikir ve edep sahibiyseniz zaten kötü yollara başvurmaya ihtiyacınız kalmaz. Değilseniz biraz sakin olun ve sinirlerinizi kontrol etmeye, kendinizi olgunlaştırmaya, edepli davranmayı öğrenmeye çalışın. Ayrıca, dünyanın bütün sırlarını çözmüş havalarını bırakın, anlık olayların sıcaklığının aklınızı ve karakterinizi esir almasına izin vermeyin, bilgi ve görgünüzü artırmak için okumaya ve düşünmeye zaman ayırın. Çok okuyun, düşünün, az konuşun ve yazın. Unutmayın ki bugünler de geçicidir ve nihaî tahlilde iyi bir insan olmak iyi ve/veya aktif bir liberal olmaktan çok daha erdemlidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019