Atilla YAYLA
İnsanlar değer taşıyan varlıklardır. Bilinçli de olsalar bilinçsiz de olsalar, belli değerlere uygun davranırlar. Değerler bir nesil içinde ortaya çıkmış olmadığı gibi bir nesle mahsus da değildir. Değerler nesilden nesile aktarılan sosyal, kültürel unsurlardır. Bu yüzden, sosyalleşme süreci aynı zamanda eski nesillerin yeni nesillere, yine bilinçli veya bilinçsiz, farkında olarak veya ol- mayarak, değer aktarma ve benimsetme sürecidir. Değerlerin mahiyeti, iyi mi yoksa kötü mü oldukları elbette tartışılabilir, ancak, insanın değer taşıyıcı ve değer nakledici bir varlık olduğu tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açık ve kuvvetli bir gerçektir.
Ortalama inananlar daha ziyade dinlerin (ibadet, dua gibi) amelî kısımlarına ilgi gösterirler, ama her din-dinî yorum kendi başına, değişik kapsama ve tutarlılık derecesiyle, bir değer sistemi teşkil eder. Bu yüzden, din eğitimi, ideoloji eğitimi gibi, değer eğitiminin bir parçasıdır. Her geniş toplum, tabiatı gereği, bir çoğulcu toplumdur ve bu tür toplumlarda bir çoklu değer eğitimi süreci biteviye işler. Değer eğitiminin parçası olarak din eğitiminde iki durumda problem ortaya çıkar: Özgürlük alanı daraltılarak din eğitimi imkânsız kılındığında ve din eğitimi merkeziyetçi ve zorunlu bir sisteme bağlandığında.
Açıktır ki, bu yanlışların her ikisini de yapma gücüne sahip olan beşerî kurum devlettir. Devletler dinlere cephe alarak din eğitimini toplumsal hayattan silmeye kalkışabilir. Bu, Fransız İhtilâli'nin doğmasına büyük katkıda bulunduğu ve Sovyetler Birliği'nde geniş ölçüde pratiğe aktarılan bir anlayıştır. Devletlerin dini ve din eğitimini toplumsal hayattan silme teşebbüsü elbette dinin yok olabileceği ve din eğitiminin sıfırlanabileceği anlamına gelmez. Olacak olan din eğitiminin görünür olmaktan çıkması ve yer altına kaymasıdır. Kimse yasaklandı diye dininden kaçmaz. Aileler din yasaklandı diye din eğitiminden vazgeçmez. Yeni yol ve yöntemler bularak din eğitimini gerçekleştirmeye çalışır. Örneğin, Orlanda Figes'in 'Karanlıkta Fısıldaşanlar' adlı büyük eserinden öğreniyoruz ki, ateizmi devlet dini olarak topluma dayatan Sovyetler Birliği'nde nineler geleneksel din eğitiminde, yani dinî inanç ve değerlerin çocuklara aktarılmasında, ana araç olma fonksiyonunu üstlendi. Türkiye'de de din eğitimine yasak getirilen tek parti diktatörlüğü döneminde bugün Süleymancılar adıyla anılan dinî grubun öncüsü Süleyman Hilmi Tunahan'ın çocuklara ve gençlere Kur'an öğretmek için akla hayale gelmedik yollar kullanarak bir nesil yetiştirdiğini biliyoruz.
Din eğitimi bakımından devletin düşebileceği ikinci hata, din eğitimini zorunlu ve merkeziyetçi hâle getirip kendi üzerine almasıdır. Bu birkaç sebeple yanlıştır. İlk olarak, merkeziyetçi ve zorunlu eğitim standardize edilmek zorunda olduğu için, din eğitimi sonunda egemen dinin veya dinî yorumun eğitimine dönüşür. İkinci olarak, devlet güdümünde zorunlu ve merkeziyetçi din eğitimi, egemen dinin bile çarpıtılmasına yol açar. Bu yüzden, kendi dininin eğitiminin yapıldığını bilenler bile din eğitiminden tatminsizlik ve memnuniyetsizlik duyar. Üçüncü olarak, din eğitimi dini ve din eğitimi yapanları önemli ölçüde devletleştirir. Din yaşamak ve nakledilmek için devlete esir düşmüş olur.
Son zamanlarda yapılan tartışmalarda bu noktalara dikkat edilmemesi çok hatalı yorumların yapılmasına yol açıyor. En vahimi zorunlu, merkeziyetçi, devlet güdümlü din dersi ile din eğitiminin birbirine karıştırılması. Zorunlu din dersine karşı çıkmak din eğitimine karşı çıkmak anlamına gelmez. İnsan haklarına inanan hiç kimse din eğitiminin yok edilmesini, dindarların dine dayalı eğitim faaliyetleri sürdürmesinin engellenmesini savunamaz, buna yönelik teşebbüsleri meşru göremez. Ancak, özgürlüğe ve herkesin eşit vatandaş olduğuna inananların özgürlüğün din eğitimini de kapsamasını ve din eğitiminin devlete değil çoğul toplumun unsurlarına bırakılmasını istemekten kaçınacağı da düşünülemez.
Başbakan A. Davutoğlu'nun Marksist olmayanların bile Marksizm'i bilmesinin gerekmesi gibi ateistlerin dahi dini bilmesi gerektiği mealindeki sözleri ise doğrular kadar yanlışlar ve eksikleri içeriyor. Bu iddia, meselâ, toplumla ilgili kapsayıcı sosyolojik-kültürel analizler yapmaya kalkan insanlar (yani aydınlar) için doğru olabilir, ancak ortalama insanlar için anlamsızdır. Ayrıca, bu söz, entelektüeller için doğru olsa bile, zorunlu din dersini meşrulaştırmaz. Çünkü, öğrenmenin her hâlükârda gönüllü olması gerekir.
Bu uzun tartışmayla ilgili görüşüm kısaca şudur: Din eğitimi devletin tekelinden çıkartılmalı ve topluma bırakılmalıdır. Devlet, dinler ve dinî yorumlar arasında hiçbir ayrım yapmadan, din eğitimi yapmak isteyen tüm grupları kamusal imkân ve araçlardan eşit şekilde yararlandırmalıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019