Atilla YAYLA
Toplumda Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğuna dair geniş ve yaygın bir mutabakat var. Ana siyasî aktörler olan siyasî partiler de, aralarında anayasanın muhtevası hakkında fikir farklılıkları olmasına rağmen, aynı düşüncede. Yeni anayasa ihtiyacı üzerindeki bu düşünce birliği ilerleme sağlanabileceği umudunu veriyor.
Bu yüzden Başbakan Davutoğlu ile CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun 2015’in son günlerinde bir araya gelmesi ve mutabakata varması da çok sevindirici. Gerçekten, Türkiye bir taraftan yeni ve demokratik standartlara daha uygun bir anayasayı hak ediyor, diğer taraftan böyle bir anayasaya çok ihtiyacı var.
Yeni bir anayasa yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği belli. Anayasa çalışmalarında iki hususu gözetmeliyiz. İlki anayasal yönetim geleneğine uygun bir anayasa yapmaya çalışmak. İkincisi, ülkenin kısa vadeli ihtiyaçları kadar uzun vadeli ihtiyaçlarını da dikkate almak.
Dünyadaki tüm ülkelerin anayasası var ama her ülke anayasal yönetime malik değil. Bir anayasaya sahip olmak ülkeyi anayasal yönetime sahip kılmaya yetmiyor. Öbür türlü olsaydı dünya çok farklı bir yer olurdu.
Bir anayasa anayasal yönetim geleneğine uygun olmak için liberal düşüncenin ve demokrasi teorisinin taleplerine cevap vermeli. Yani hem devlet iktidarını insan hak ve özgürlükleri lehine sınırlamalı hem de iktidarın demokratik meşruiyete sahip olmasını sağlamalı.
Yeni anayasa aynı zamanda ülkenin problemlerine açılımlar getirmeli. Bu çerçevede kuvvetler ayrılığı, bağımsız ve tarafsız yargı kadar kamu idaresinin yeniden yapılanmasına da dikkat göstermek zorundayız. Kestirmeden söylemek gerekirse, Türkiye idarede merkeziyetçiliği gevşetmeli. Bunu mahallî idareleri güçlendirmekten bölgeli devlet modeline ve federalizme kadar uzanan bir çizgide gerçekleştirebilir. Bu hususların üzerinde daha çok duracağız…
Siyasî partilerin tamamının anlaşmasıyla bir anayasa yapılması çok hoş olurdu. Bu mümkün olmazsa en geniş mutabakata ulaşmaya çalışılmalı ve halkın onayı da mutlaka alınmalı. Dolayısıyla, sadece AK Parti’nin anayasa yapması yerine en az iki partinin bu işe girişmesi çok yararlı olur. Zaten Meclis aritmetiği de bunu dayatıyor.
Bununla beraber, hükümet sistemi üzerindeki anlaşmazlıkları yüzünden AK Parti ve CHP’nin tam olarak uyuşması zor görünüyor. AK Parti başkanlık sistemini getirmeye çalışırken CHP parlamenter sistem olsun diye diretecek. Bunu yaparken hem tarihsel parlamenter sistem tecrübemizden bahsedecek hem de başkanlık sisteminin otoriterliğe yol açacağını iddia edecek.
Bunlar tartışılabilir elbette. Ancak, bana öyle geliyor ki, CHP’nin başkanlık sistemine itirazının asıl gerekçesi, bu sistem içinde iktidara gelmeyi neredeyse imkânsız görmesi Başkanlık sistemi zaten muhalefette kalmaya mahkûm görünen CHP’yi ebediyen muhalefete mahkûm olacağı duygusuna itebilir. Bence bu algılamada hem haklılık hem yanlışlık var. Parlamenter sistemde CHP’nin tek başına iktidara gelememesi aynısının başkanlık sisteminde de tekrarlanmak zorunda olduğunu göstermez. Sistem değişikliği en azından zaman içinde siyasî kültürde ve siyaset davranışlarında farklılık yaratır. Bazı durumlarda CHP’nin kazanma şansı parlamenter sistemde olduğundan daha fazla olur. Bu yüzden, CHP’nin başkanlık sistemini kırmızıçizgi hâline getirmek yerine muhtemel bir başkanlık sisteminin geleneksel demokratik değerlere ve ölçütlere uygun olması üzerinde odaklanması daha doğru. Aynısı tersinden AK Parti için de söylenmeli. İktidar partisi de başkanlık sistemi üzerinde vurgu yapmakla yetinmeyip muhtemel bir başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı, her gücün kendi alanında kalması ve kamu idaresinde âdemi merkeziyetçiliğe yönelme noktalarında hassasiyet göstermeli.
Türkiye yeni bir anayasa yapabilir mi yapamaz mı bilmem, ama önümüzdeki aylarda hararetli anayasa tartışmalarına şahit olacağımız kesin.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Emekli Amirallerin Bildirisi Neden Yanlış?
16.04.2021 - 23 Nisan 100’üncü Yılında Niçin ve Nasıl Kutlu Olsun?
24.04.2020 - Hükümetin Ekonomi Politikasındaki Temel Hata
12.02.2020 - Unutulan ve Unutturulan Mümtaz’er Türköne
13.11.2019 - Su Fiyatları Niye Artırılmalı?
28.07.2019 - Neler Haktır Neler Hak Değildir?
28.05.2019 - Demokratik totaliterizmin kısmî bir örneği: Amerikan totaliterizmi
22.05.2019 - Seçimi sınırları içinde tutmak
14.05.2019 - Seçim sistemimizi ıslah etmeliyiz!
12.05.2019 - AK Parti’nin Yersiz Telaşı
18.04.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































hamdi şahin
Bu bir yazı değil. Adeta küçük bir kitap(cık)! Allah bu risaleyi ekrandan okumaya soyunan lara kuvvet versin!Kolay gelsin!