Aydın ENGİN
Hayır, hayır, gelecek ay kurulacağı açıklanan partiden söz etmeyeceğim. Zaten bugün eğer Suriye uçağı konusundan kendine yer bulabildiyse bir çok gazetede haberi bulacağınızı, kimi meslektaşların yazılarını okuyacağınızı sanıyorum. Twitter ve Facebook ise zaten dün geceden beri klişe deyimle “yıkılıyor”.
Yani bir de benim yazmama ihtiyaç yok.
Ben başka bir ülkeden, Almanya’nın “hem sol, hem yeşil” serüveninden söz edeceğim.
Buyrun.
* * *
1980’di. ABD’nin Batı Avrupa’ya yerleştirmeye çalıştığı nükleer füzelere karşı Alman barışçılarının ve anti militaristlerinin ayağa kalktığı günlerdi. Gitmek istediğim caddeyi polis kapatmıştı. Zorunlu bekledim. Önüm sıra “Nükleer roketlere hayır” diye haykıran bir yürüyüş kolu akıyordu. Kalabalık değillerdi. Kulağı küpeli delikanlılar, süpürge saçlı, solgun yüzlü genç kadınlar çoğunluktaydı. Tesadüfen (tamamen tesadüfen) 12 Eylül generallerine yakalanmamış, kapağı Almanya’ya atmış yeni ve acemi bir siyasal göçmendim. Çat pat kıvırmaya başladığım Almanca ile yanı başımda dikilen orta yaşı geçmiş iki Alman’a kulak verdim.
- Bu zıpçıktılar da kim?
- Yeşiller deniyor ya, işte onlar…
Almanya’da Yeşillerle tanışmam böyle oldu.
Benim gibi “Çevreydi, nükleer enerjiydi, kadın sorunuydu, üçüncü dünyadaki çocuk işçilerdi, farklı cinsel ve dinsel tercihleri olanların haklarıydı”…I-ıh, bunlarla uğraşılmaz. Devrim olunca nasıl olsa hepsi çözülecek, düzelecek” diyen bir “sıkı komünist” için önümden geçenler sahiden de kulağı küpeli, süpürge saçlı “zıppırlar”dı. Birkaç yıl içinde Almanya’nın en diri siyasal partisine dönüşeceklerini, onlarsız koalisyon hükümeti kurulamayacak kadar güçlü bir parlamento gücüne ulaşacaklarını söyleselerdi, güler geçerdim. Fena yanıldım.
Sonra Alman komünistlerini tanıdım.
Seçimlerde binde bile değil on binde bilmem kaç oy alabilen, çoğu yaşlı, inanmış ve inatçı kadın ve erkeklerdi. Sonraki yıllarda onlarla çok daha sık birlikte oldum, birlikte çalıştım. Oy yüzdeleri de, toplumdaki etkinlikleri de değişmiyordu.
Yıllar hızlı geçti. Önce Çernobil patladı. Devrim yapmış, devrimin 80. Yılını kutlayan ülkede çevrenin nasıl hunharca yok edildiğini, emperyalist-kapitalist blokla yarışın nasıl da “insansız bir kalkınma”ya indirgendiğini gördük.
Sonra duvar yıkıldı. Sosyalist sistem dağıldı, Sovyetler Birliği ve ardından öteki “sosyalist” ülkeler hızla kapitalizme döndüler.
Geri dönmez sandığım tarihin tekerleği bal gibi geri dönmüştü.
Marksizmi benimsemiş, yaşamının çok büyük bir dilimini Marksist olarak yaşamaya çabalamış, yeryüzünün dört bir köşesindeki binlerce kadın ve erkek külahlarını önlerine koydular ve o çok can acıtan, geçmişle değil bugünle, başkalarıyla değil kendileriyle hesaplaşmayı kaçınılmaz kılan zorlu bir süreç başladı. Berlin'de, Frankfurt’ta, Prag’da, Brüksel’de uykusuzluktan gözleri kızarmış kadın ve erkeklerin “Yanlış neredeydi” sorusuna bıkıp usanmadan cevap aradıklarına tanıklık ettim.
Sorunu hemen çözecek bir reçete yoktu. Mümkün de değildi. Zor aylar, yıllar geçti.
Önce Doğu ve Batı Almanya’nın komünistleri biraraya gelip “Yeni bir siyaset” üstünde uzun uzun tartıştıktan sonra bütün ezberlerini bir yana itme yürekliliğini gösterdiler ve PDS’i (Almanya’nın Demokratik Sosyalizm Partisi’ni) kurdular.
Çok kısa sürede bir çok kent ve kasabanın yerel yönetimlerinde iktidar ya da iktidar ortağı ve Federal parlamento’da caydırıcı, gerekirse kilitleyici bir siyasal güce dönüştüler.
Aynı dönemlerde sosyal demokratlarla (SPD) koalisyon ortaklığı yapan ve “iktidar bozulması”ndanzorunlu olarak etkilenen Yeşiller içinde kimi kesimler “Yeşiller çok sarardı” diye eleştiri ve itirazlarını dillendirmeye başladılar.
Keza küçük parti ya da hareketlerde yer alanlar ya da hiçbir partide ve harekette yer almayıp, sosyalist sistemin dağılmasından duyulan o derin umutsuzlukla tribünde oturanlar “Nereye kadar? Kapitalizmin ‘Kâbe’lerinden birindeyiz ve Alman gericiliği silah ve nükleer santral üretiminden asla vazgeçmiyor. Nereye kadar böyle sürecek” sorusuna yanıt arıyorlardı.
Sonunda aşırı sararan Yeşilleri terkedenler, küçük parti ve gruplarda ezberlerini önce sorgulamayı, sonra da bir yana itmeyi göze alanlar, tribünde oturmanın ahlâksızlık sınırında bir miskinlik olduğunu bilince çıkaran aydınlar yeni bir partide buluştular: Die Linke(=Sol Parti).
Bugün ciddi siyasal zorluklarla boğuşuyorlar ama yine de Federal Parlamentoda caydırıcı bir güç ve pek çok yerel yönetimde iktidar ya da iktidar ortağı durumundalar.
Ayırdedici özellikleri “Hem sol, hem yeşil” olma ve yeni bir siyaset arayışında ezberlerin rehavetini reddetmeleriden ibaret…
Sizlerle paylaşmak istediğim “Ol hikayet” de bundan ibaret
Gel de “Darısı başımıza” deme…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021