Ayhan ONGUN
Dünyada özgürlük mücadelesi veren liderler içerisinde en çok sevilen, en çok imrenilen bir kaç kişiden biridir Fidel Castro.
ABD nin burnunun dibinde, emperyalizme karşı savaşan, ambargolara, suikastlara, baskılara rağmen yarım asır Küba’yı yöneten Fidel, o dönemin koşullarında esmeye başlayan sosyalizm rüzgarını Güney Amerika’dan başlayarak tüm dünyaya yaymayı başarmış önemli bir lider, bir ikon haline gelmiştir.
Öncelikle Fidel ve yakın arkadaşı Ernesto Che Guavera’nın dünya sosyalist sistemine katkılarını, onların ateşlediği özgürlük meşalesi sayesinde dünyanın birçok ülkesinde bağımsızlık mücadelelerinin başladığını teslim edelim.
Bu yanıyla Fidel’in Küba devriminin lideri olarak verdiği mücadeleye, ABD emperyalizmine kafa tutan inançlı ve kararlı tutumuna, kendisinden önce benzer bir kurtuluş mücadelesini başarmış Atatürk’e duyduğu hayranlığa, hayran olmamak ne mümkün.
Ancak sonuçta Fidel de bir insandı ve onunda duyguları, yaşam tarzı, politik duruşu, vicdanı vardı. Fidel de hata yapabilirdi, o da yanlış kararlar alabilirdi?
Şimdi bu yazıyı okuyan solcu, devrimci, sosyalist bir dolu insan anında tepki koyacaklardır, eminim
Çünkü, inandığımız kişilerin yaptıkları her şey sorgusuz doğrudur.
Yaşamı boyunca hayal ettiği ideal yaşam biçimini üstelik de ABD nin hemen yanı başında gerçekleştirmiş bir lider nasıl eleştirilebilir?
Benimkisi eleştiri değil.
Dönemi, koşulları ve bugünü kıyaslayarak sorgulamak, ders çıkarmaya çalışmak.
Fidel’in uğruna yaşamını ortaya koyduğu sistemin geldiği noktaya baktığımızda, hiç de iç açıcı değil. Gerçi bu durumla ilgili Fidel’i sorumlu tutmak doğru değil elbet.
Ama şu soruları da sorabiliriz sanırım.
Her ne kadar, öldürülmesinin ardından Bolivya dağlarında kemiklerini bulup, Küba da Che’ ye bir anıt mezar yaptırmış olsa ve aksini iddia etse de Ernesto’yla küs oldukları ve fikir ayrılıkları olduğu doğru muydu?
Fidel’in devrimci mücadeleye başladığı sıralarda bir özgürlük savaşçısı olduğu, komünizmi benimsemediği ancak onlarla birlikte, mücadele içerisinde sosyalizme yöneldiği söylenir.
Kaldı ki, ABD emperyalizmine karşı sosyalist sistemin öncüsü Sovyetler Birliğinin desteğini alan birinin sosyalizme uzak kalabilme şansı da pek yoktu.
Ancak Fidel, sosyalist sistemin çöküşünden sonra da kapitalist sisteme karşı mücadelesini sürdürmüş 2008 yılında sağlık nedenlerinden, iktidarı kardeşine devredene kadar da bu böyle devam etmiştir.
İlginç olan, Fidel’in henüz komünizmi benimsemediği dönemde marksizmi savunan kardeşi Raul, kapitalizme direnme konusunda Fidel gibi kararlı olamamıştır.
Bu kadar uzun süre bir ülkeyi tek başına yöneten bir kişinin, devrimci bir ruha sahip de olsa, kimi zaman güç zehirlenmesine uğraması da pek yadırganacak bir durum değil.
Burada asıl sorulması gereken soru, niye bu kadar uzun zaman iktidarı bırakmayı düşünmemiş olması ya da niye kardeşine bırakmasıdır!
Öyle olunca doğal olarak bazı çevrelerin Fidel için de” diktatör” yakıştırması yapmasının önüne geçemezsiniz.
Öte yandan bir insanın ülkesinin bağımsızlığı için özgürlük mücadelesi yürütmesi için illa da komünist olması gerekmez.
Tıpkı, her zaman örnek aldığını söylediği Mustafa Kemal Atatürk gibi.
Ve hatta Nutuk dan çıkardığı dersler bir yana, bizim yapamadığımız toprak reformunu ilk hedeflerinden biri olarak aldığı, köy enstitüleri benzeri bir eğitim sistemini benimseyip demokratik devrimin halkalarını tamamladığı gerçeğini kabul etmemiz gerekir.
O yüzdendir ki; bugün Küba’da okuma-yazma oranı yüzde yüze ulaşmıştır.
O yüzdendir ki; Küba’ da evsiz, işsiz kimse yoktur.
Açlıktan ölen yoktur.
Dünyada çocuk ölümlerinin en az olduğu ülke Küba’ dır.
Ve tüm bu başarının ardında Fidel Castro vardır.
Uzun devlet başkanlığı döneminde kimi yanlış uygulamaları olması Fidel’in devrimciliğine halel getirmez.
Küba’da Atatürk’ün büstü vardır, Fidel’in yoktur. Olmamasını o istemiştir.
Atatürk başta olmak üzere, bağımsızlık mücadelesi vermiş dünyadaki tüm liderleri saygıyla analım, gerçek değerlerini görelim, fikirlerini paylaşalım ama ne olur onları putlaştırmayalım. Aslında bunu yapmak, onlara yapılacak en büyük kötülüktür
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020