Berat ÖZİPEK
Ben Uludere konusunda Hükümeti eleştirirken haklı ve tutarlıyım. Ama Hasip Kaplan değil. Ben Uludere için feryat ediyorsam, orada öldürülenler Kürt olduğu için değil. Öldüren devlet güçleri olduğu için de değil. Öldürülenler masum insanlar oldukları için feryat ediyorum.
Ama acaba o ve partisi de bu temelde mi kınıyor Uludere’yi? Yoksa cinayetler konusunda seçici mi davranıyor?
“Uludere’nin sorumlusu başbakandır ve sorumlular tarihe katil geçecektir” diyor Kaplan. Eğer PKK yapmış olsaydı böyle diyecek miydi, yoksa sorulduğunda söylenenler kabilinden, sade suya tirit bir geçiştirme açıklamasıyla mı yetinecekti?
Hepimiz biliyoruz ki ikincisi olacaktı. Uludere’de açık bir özür, helalleşme ve sorumluların cezalandırılması gerçekleşene kadar sürecek benim mücadelem.
Ama herkesin bu kutsal savaşa aynı saygın gerekçelerle katılmadığını da bilerek.
***
Kürt Sorununda ilk günah Kemalist devletindi. İnkâr, asimilasyon, tedip, tenkil, tehcir ve katliamla sorunu o başlattı.
Bu yüzden de onlarca yıl boyunca on binlerce masum insanın canına mal olan isyan ve çatışmaların, yitip giden ve savrulan hayatların asıl sorumlusu odur. Kürt Sorununda ilk defa demokratikleşmenin ulaşılabilir bir hedefi ifade ettiği bugün ise çatışmaların, yitip giden ve savrulan hayatların asıl sorumlusu ise masayı deviren PKK’dır.
***
Uludere Katliamı hiç yaşanmayabilirdi. Bu insanlar ölmeyebilir, Kürtlerle Türkler arasına bir kez daha nifak girmeyebilirdi. Eğer PKK masayı devirip bu kanlı yolu yeniden açmamış olsaydı, biz bugün bunları konuşuyor olmayacaktık.
Bu fırsatı ona PKK verdi.
Kürt Sorununda ikinci günah PKK tarafından işlendi ve Uludere için elverişli zemin bizzat onun tarafından sağlandı. Dolayısıyla bugün yaşanan bütün ölümlerin asıl sorumlusu PKK’dır; tıpkı yakın geçmişe kadar devlet olduğu gibi.
Bugün, bu ülkede silahlı mücadeleyi meşru kılacak koşullar yok. Bugün silaha davranmak ve kan dökmek cinayettir; birini gasp veya hırsızlık için öldürmekle welat için veya PKK öyle istiyor diye öldürmek arasında fark yoktur. İkisi de cinayettir.
Bugün silaha devam etmek, can çekişmekte olan eski müesses nizamı ve Ergenekon devletini geri getirecek tek kapıdır ve PKK hiçbir ahlaki ve siyasi meşruluğu olmayan cinayetleriyle bu kapının kapanmasını önlemektedir.
Onun cinayetlerini meşru görmek, izah etmek veya mantığa büründürmeye çalışmak da suça manen ortak olmaktır ve bütün yetim çocukların vebali onların da boynunda olacaktır.
Ben dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir koşulda silahlı mücadele olmaz demiyorum. Olur. Yeri gelir “direnme hakkı” doğar. Ama bugün bu ortamda değil. Bağımsızlık bile değil, özerklik için bunca kan dökmeyi kimse açıklayamaz, kimse de bunun için olduğuna ikna edemez.
***
Ben “ezilenlerin milliyetçiliği”ni mazeret kabul etmem. Milliyetçilik milliyetçiliktir ve hepsi pistir.
Kürt Sorununda Kürtlerin haklarından yana taraf olmam, dört yaşındaki çocuğu yetim bırakan zulmü sineye çekmemi gerektirmiyor. Vahşet vahşettir ve bu devletin sicilinin bozuk olması PKK’nınkini görmemeyi gerektirmiyor.
BDP vesayet altında olduğu için mi PKK’nın cinayetlerini eleştirmiyor? Sanmıyorum, öyle olsaydı en azından Uludere için de söz söylemelerinin ahlaki meşruluğunu kendi elleriyle yok ettiklerini bildikleri için susarlardı.
Ama sorun onların da Türk ulusalcılarıyla aynı adalet terazisini kullanmaları; aynı kötülüğü farklı terazide tartmaları. Böyle bakınca, sivil siyasetçilerin kaçırılmasını “savaş süreçlerinde bu tür şeyler olabiliyor” şeklinde açıklıyor Pervin Buldan.
Nasıl bir zihniyettir bu böyle?
***
Bunu diyene sorarlar, siz Uludere’ye ne olduğu için karşı çıkıyorsunuz? Orada masum insanlar öldürüldüğü için mi, yoksa öldüren “karşı taraf” olduğu için mi?
Savaşta böyle şeyler de olur mu?
Herkes için genel bir kural olmasını isteyeceğimiz biçimde davranmamızı öğütler Kant; ister misiniz “savaşta bu tür şeyler olur” kalıbının genel bir kural olmasını?
BDP çözümün yolunu açmakta hayati bir rol oynayabilirdi.
Ama bunu yapmıyor ve sorunun bir parçası gibi davranıyor.
Görünen o ki işimiz zor ve sorunumuz sadece siyasi değil...
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
6.01.2026
5.12.2025
2.12.2025
1.08.2025
28.07.2025
13.07.2025
28.06.2025
21.05.2025
20.02.2025