Berin UYAR
Evet, Aydın Abim bu akşam buz gibi sorgu odasında ya da hücrede üçüncü gecesini geçiriyor. Aklım onda ve onunla birlikte gözaltına alınan diğer gazetecilerde. Dün, Oya Hoca ile konuştum, sıcak tutacak giysiler ve ilaçlarını götüreceğim dedi. Akşam bir arkadaşım aradı, Ulüm Tiyatrosu’ndan, Atilla. O da konuşmuş. Götürülenleri teslim almış polis. İnşallah insaflı insanlardır da zamanında verirler.

Gece onunla uğraştım. Hani uyursunuz da hep uyanıkmış gibi hisle dolusunuzdur ya, öyle bir geceydi. Aydın Abimle ben karanlık bir yerde arkamızdaki kişilerden kaçıyoruz. Ağaçların arkasında saklanıyoruz. Benim elimde bir torba var. Sıcak, elimde tutamıyorum bir türlü. Bir yerlere saklamaya, gömmeye çalışıyorum. Ya ucu dışarda kalıyor ya da sakladığım yerden duman tütüyor. Alıp torbayı tekrar kaçıyorum. Torbada Ertan’ın sıcak külleri ve tam olarak kül haline gelmemiş kemikleri var.
Aklım Aydın Abimde dedim ya, bir taraftan da ortak anılarda dolaşıp duruyorum. Aslında anlatmak istediklerim ve anımsadıklarım’ ilk aklıma gelenlerse hep komik şeyler. Şimdi adamcağız orada baskı altındayken, benim bunları yazmam ne kadar uygun düşüyor bilmiyorum. Bana kızan da vardır mutlaka ama kızmayın. Ben Aydın Abimin politik ve aydın duruşunu sevdiğim kadar bu komik hikayeleri de seviyorum.
Aydın Abimi düşününce elbette önce aklıma Ertan’la birlikte geliyor. Çok iyi arkadaştılar. Senelerce birlikte çalıştılar, aynı evi, aynı mekanları, aynı uğraşları paylaştılar. Ben de onları tanıdıktan sonra katıldım bu kervana kısmen. Hayatımın en güzel, en eğlenceli ve üretken dönemiydi. Demiştim ya önceki yazımda, sendika ve bazı kurumlara broşürler, dergiler ve hatta tanıtımlar hazırlıyorduk. İşimiz bitmiyordu bir türlü. Aydın Abinin evine bir tezgah kurmuştuk. Elektrikli bir daktilo makinesi. O zaman için lüks bir araç. Derginin yazılarını diziyoruz orada. Aşağıda anlatmaya çalışacağım teknolojiyi, bilgisayar ve akıllı telefonla doğmuş gençler hiç anlamayacak ancak hayal güçleri kuvvetliyse gözlerinde canlandırabilecekler. Benim kuşağım ise leb demeden leblebiyi anlayacak ve o günleri anımsayacak tabii ki.
Dergi çıkarıyoruz ya, yazıları yazdıktan sonra baskıya da hazırlamamız lazım. Ofset baskı yapılıyor. Yani Tipo baskı sona ermiş gibi. Artık kimse dizgiyi kurşun hurufatla yapmıyor. Ofset yeni bir teknik. Film kullanılıyor ön hazırlıkta. Baskı ise ışığa ve kimyaya duyarlı ince kalıplarla.
Bizim de, yani Aydın Abi ve Ertan’ın da, bu teknik işleri yürüttükleri bir yerimiz var. Sen Ofset. Cağaloğlu’nda, kule gibi bir bina. Dik merdivelerden yukarı çıkıyorsun büroya giriyorsun. Masalar, daktilolar ve ışıklı montaj masaları. Alt katta bir ofset baskı makinesi. Yanlış anımsamıyorsam 70/100 baskı yapabiliyor. Makine, işsiz kalmış bir işçi olan Salim Usta’ya emanet. Bazı sabahlar geldiğimizde Salim Usta’yı baskı sırasında hatalı çıkan, odayı silme doldurmuş kağıt arasına gömülmüş uyurken buluyoruz, bazen de bulamayıp sesleniyoruz. Odanın bir köşesinden kağıtların arasından bileğine kadar boyaya batmış elini çıkarıyor.
Gelenimiz gidenimiz hiç bitmiyor. Orada o kadar çok insan tanıdım ki. Akşama kadar çalışıyor, sonra iş yetişmemişse Aydın Abi’nin Sainte Pulchérie Lisesi’nin karşısındaki evine gidiyor, çalışmaya devam ediyoruz. Giderken Karaköy’deki balıkçılardan balık ve salata malzemesi alıyoruz genellikle. Ya da Aydın Abim, annesi Adalet Hanım’dan öğrendiği meşhur Ödemiş Köftesini yapıyor. Nasıl yapıyordu bu köfteyi unuttum ama, önüne önlük bağladığını, mutfağı harabeye çevirdiğimizi ve sonunda o muhteşem köftenin yağına koca koca ekmek dilimlerini batırıp afiyetle yediğimizi hiç unutmuyorum. Tabii bu şahane köfte sadece ve sadece, Aydın Abinin kilo almasına neden olan beslenme biçimine kızan Oya Hoca’nın evde olmadığı zamanlarda yapılıyor.
Sonra herkes bir masaya oturup çalışmaya başlıyor. Aydın Abim ve Ertan takır takır yazıyorlar, İki parmakla on parmak hızında. Ben de elektrikli daktilo ile diziyorum. Dizmek ne demek? Yani yazıları daha önceden çizilmiş mizanpaja (sayfa düzeni) uygun ölçülerde mimarların kullandığı aydınger kağıt üzerine yazıyorum. (Bu teknikle film masrafından kurtuluyoruz) Yazıların koyu olması ve kağıdın film gibi kullanılabilmesi için, aydıngerin altına bir siyah kopya kağıdını, ilaçlı kısmı aydıngere çıkacak şekilde ters olarak koyuyorum. Böylece hem daktilonun şeridi hem de karbon kağıdının siyahı ile yazılar, ışığı geçirmeyecek bir koyuluğa ulaşıyor. Başlıkları da letraset ile diziyoruz. En çok kullanılan harfler bitince diğerlerini ameliyatla eksik harflere dönüştürüyoruz. İnce işçilik.
İşimiz son vapura kadar bitmişse ben kalkıp babaannemin Moda’daki evine gidiyorum. Çok gecikmişsek orada kalıyorum. Babaannem Aydın Abi ve Ertan’ı benim patronlarım olarak tanıyor. Anlayamadığı şey, bu kadar çok çalışıp ondan neden hala harçlık aldığım. Bilmiyor ki, “patronlarım” hafta başında bana verdikleri harçlığı hafta sonunda benden borç olarak geri alıyorlar. Hep borçlu yaşıyoruz ama düşüncelerimiz doğrultusunda bir işe yarıyoruz. Güzel bir duygu işe yaramak, yaradığını hissetmek ve bunun için fedakarlık yapmak. Bir amaç uğruna yaşamak.
“Bu patronlarını tanımak istiyorum” dedi babaannem bana bir gün. “Ne o öyle seni bu vakitlere kadar çalıştıryorlar”. Ertesi gün bu durumu anlattım bizimkilere. Aydın Abim, “Ne var kızım, gelir tanışırız” dedi. Bir kaç gün sonra geldiler de. Ellerinde kocaman bir demet çiçek. O yıllarda deri ceket modaydı. Babaannemi etkileyecekler ya, çekmişler deri ceketlerini üstlerine geldiler. Ertan’da kareli, Aydın Abimde beyaz gömlek. Uzun uzun oturdular. Babaannem yaptığı yufkalı pilavı badavaya yedirmedi onlara. Malum sorularıyla serseme çevirdi. Ne iş yaparsınız, nerede oturursunuz, ne yer ne içersiniz, hangi gazeteyi okursunuz, (Babaannem Cumhuriyet okurdu hergün), kaç işçiniz var, neden normal insanlar gibi sabah sekiz akşam altı mesaisi yapmıyorsunuz?... gibi sorularla bayılttı bizimkileri. Neyse tanışma faslı başarıyla bitti. Bunlar kalktılar, babaannemin elini öpüp gittiler. Babaannem pencereden sarkarak onları yolcu etti, uzun uzun baktı arkalarından ve sonra bana dönüp, “Berin, nereden buldun bu şoför kılıklı patronları? Ne dediklerini de anlamadım zaten, bıyıklarının altından konuşuyorlar, kulaklarım da duymuyor” demez mi. Babaannem onları sevmiş ama kılıklarını beğenmemişti. Öyle ya, patron dediğin kelli felli, takım elbiseli, kravatlı olurdu. Sonra benim onlarla ne kadar mutlu olduğumu görünce beni rahat bıraktı.
Şimdi bunları yazarken baktım, Almanya saatiyle dört. Türkiye’de altı. Aydın Abimi kaldırmışlardır çoktan. Acaba kahvaltı yapabiliyor mu? Dışardan yiyecek mi aldırıyor yoksa polis, karavana falan gibi birşey veriyor mu? İlaç altlığı olarak bir şeyler yiyebiliyor mu? Gece hava çok soğuktu, kaldığı yer ısıtılıyor mudur, üşümüş müdür ki? Aklımda bu sorularla uyumaya çalışacağım. Umudum bu beş günlük gözaltı süresinin sonunda serbest bırakılmasında. (Berin Uyar 3 Kasım 2016)
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.03.2022
6.09.2020
10.01.2017
4.01.2016
2.01.2016
18.09.2016
7.02.2016
14.02.2016
15.01.2016
25.12.2015