Berrin Sönmez
Avını elinden kaçırmak istemeyen yırtıcı benzetmesi, şiddet anında saldırganın sergilediği şiddet ve mağdur kadın hakkındaki bakış açısını kavramamızı kolaylaştırabilir. Kendi mülkiyetindeki bir “şey” başkalarının eline geçecek, saldırgana göre. O “şey” üzerindeki hakimiyetini kaybedeceğini anladığı anda, artık kaybedecek başka bir şeyi kalmamış oluyor. Tam bu noktada eril şiddetin en tehlikeli haliyle yüz yüze, müdahale edenler.
Ülke ve dünya gündemini savaş ve çatışmalar şekillendirirken kadın hareketi, tüm bu sorunları yadsımadan kendi gündeminin peşinde. Kadın hareketinin değişimi, bugünü ve geleceği üzerine konuşuyoruz, iki gündür. OHAL şartlarından kaynaklanan hak ihlalleri, savaş karşıtlığı ve barış çağrılarının vatana ihanet sayılması gibi barış akademisyenleri davası, Bozcaada davası duruşmaları aklımızda, gönlümüzde, dilimizde. Ancak gündemimiz daha farklı. Sivil çalışmaların ajanlık, muhalefetin isyan, barış çağrısının ihanet sayıldığı şu günleri aşmanın yollarından biri olarak yeni toplumsallıklar ve yeni politikalar geliştirme ihtiyacına da cevap üretme potansiyeli vaat eden barış, dostlık, dayanışma günlerindeyiz. Hem Bozcaada davasının 31 Ocak’taki duruşmasında sivil toplum mensubu arkadaşlarımızın hem de barış akademisyenlerinin beraatı umuduna sarılmış haldeyiz.
Uçan Süpürge organizasyonuyla gerçekleşen Kapadokya buluşması, kadın örgütlerinin temel politika ve yaklaşımlarına yeni açılımlar ekleme şansı sunuyor. Bir yandan ikinci dalga feminizmin hafızası tazeleniyor bu toplantıda. Diğer yandan kadın hareketi ve kadın hakları savunusuyla sınırlı çalışmalara projektör tutuluyor. Feminizmin girdiği yeni evrede farklı politika üretmenin ve örgütlenme biçimleriyle ortaklaşma yöntemlerinin geliştirilmesini konuşuyoruz. Tabii ki her yönüyle her biçimiyle şiddeti de…
Eril şiddetin saldırganlık dozunun yükselmesi ve yaygınlaşmasının arka planına bakıyoruz haliyle, Şiddetin, giderek gerileyip alan kaybetmeye başlayan patriyarkanın bir çeşit savunma aracı olduğu yönündeki tespit ise en geniş kabul görenlerden. Politik eylem olarak “kadın kurtuluş hareketi”, yerel ve küresel politikaları şekillendirmeye başladıktan sonra eril zihniyet, kaybettiklerini geri kazanma arzusuyla özellikle şiddet boyutunda kendi varlığını korumaya çalışıyor bize göre. Şiddet yoluyla hem örgütlü hem de bireysel “kurtuluş” çabalarını bastırmaya yöneliyor.
Bu çerçevede şiddetle mücadele yöntemlerinin güçlendirilmesi ve acil müdahale teknikleri geliştirilmesi ihtiyacı da toplantı aralarının gündemini oluşturuveriyor. Özellikle Hindistan’da kadın örgütlerinin geliştirdiği bazı yöntemler çok cazip. Saldırı anında acil müdahale başlı başına uzmanlaşılması ve iyi tasarlanarak harekete geçilmesi gereken bir alan olarak çıkıyor karşımıza. Polisin gelmesini beklemenin imkansız olduğu hallerde veya kolluk gelinceye kadar geçecek sürede saldırganı engellemek imkanı olmasa bile duraksatabilmenin dahi hayat kurtarıcı olduğunu biliyoruz. Saldırganın dikkatini bir anlığına dağıtabilmenin dahi çok yönlü taktiklerle başarılabileceğinin farkındayız.
Avını elinden kaçırma korkusuyla dört yana saldıran yırtıcıların ruh halinde eril şiddet. Acil müdahalenin, bu ruh hali ve zihniyeti bilerek uygun biçimde tasarlanması da hayati öneme sahip.
Şiddet anında mağduru kurtarmak için harekete geçerken alınması gereken tedbirleri konuştuğumuz günün sonunda Yunus Emre İzol’un, şiddeti önlemeye çalışırken hayatını kaybettiğini öğrenmek çok acı. İki arkadaşının da yaralandığı vahim olayın benzerlerini defalarca gördük, Pek çok iyi insan, tanıdığı veya tanımadığı kadınları korumak isterken saldırganın hedefi haline geldi. Genç futbolcu Yunus Emre İzol’e rahmet ailesine, sevenlerine sabır diliyorum.
Benzer acıların tekrarlanmaması, iyi insanların zarar görmeden şiddeti önleyebilmesi için geliştirilen acil müdahale teknikleri, şiddetle mücadelenin önemli bir parçası. Bilinçli yapılan ilk yardım gibi düşünelim şiddete müdahaleyi de. Usulüne uygun ilk yardımın hayat kurtarması gibi, saldırı anında şiddet failini durdurup etkisiz kılarken saldırgana müdahale eden kişinin ilkin kendi güvenliğini önceleme gereği akıldan çıkmamalı. Şiddet mağdurunu kurtarmanın yolu, çevredeki insanların kendi hayatını korumasıyla başlamalı. Bunun için öncelikle eril şiddeti doğuran mülkiyet algısını ve hükmetme arzusunu tanımak gerek.
Avını elinden kaçırmak istemeyen yırtıcı benzetmesi, şiddet anında saldırganın sergilediği şiddet ve mağdur kadın hakkındaki bakış açısını kavramamızı kolaylaştırabilir. Kendi mülkiyetindeki bir “şey” başkalarının eline geçecek, saldırgana göre. O “şey” üzerindeki hakimiyetini kaybedeceğini anladığı anda artık kaybedecek başka bir şeyi kalmamış oluyor. Tam bu noktada eril şiddetin en tehlikeli haliyle yüz yüze müdahale edenler. Saldırı anında saldırganın, kadını tümüyle nesneleştirmiş olduğu bilinmeli. Malı saydığı, nesneleştirdiği kadına yardım çabalarını da doğrudan kendine ve mülküne saldırı olarak algıladığı unutulmamalı. İnsani duyarlılıktan eser kalmamış güdülerinin kontrolünde hareket eden primata dönüşüyor eril şiddet faili. Saldırgan güdüleri derhal iyi niyetli yardımsevere yöneliyor.
Eril şiddete duyarsızlık kadınları ve çocukları öldürürken yazık ki duyarlılık da, bilinçsiz müdahale olursa iyi insanların hayatına mal oluyor. Ürkütücü paradoks. Çalışmaya, konuşmaya, yazma devam ederek farkındalık geliştirmenin hayat kurtarıcı olacağı bir başka boyutu erkek şiddetinin
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025