Cemil ERTEM
Krizin ayyuka çıktığı 2008 yılının son günleri; TBMM’de 2009 yılının bütçe görüşmeleri başlamış, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan o bildik üslubuyla bakanlığının 2009 bütçe konuşmasını yapıyor. Maliye Bakanı, Türkiye’nin daha fazla yatırıma ama bunun için de daha fazla kaynağa ihtiyaç olduğunu anlatıyor. Sonra sözü yetersiz tasarrufa getiriyor.
Türkiye’de tasarrufların kayıt dışından başlayarak birçok nedenle sisteme girmediğini ve bunun da ciddi bir sorun olduğunu şu örnekle anlatıyor: “Şimdi biz 2003 yılından beri 24.5 milyar dolarlık altın ithal etmişiz, bunun 4.5 milyar doları aynı dönemde ihracat, peki 20 milyar dolarlık altın nerede Allah aşkına, nerede?”Unakıtan o zamanlar altının bu seviyeleri göreceğini öngördü mü bilemem ama bu sorusunun bugün çok daha anlamlı olduğunu söyleyebiliriz.
Türkiye’de ‘yastık altında altın’ efsanesi en çok konuşulan ama sanıyorum en doğru ekonomi efsanelerinden biridir. Geçen gün İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç, Türkiye’de 5 bin ton civarında yastık altında altın olduğunu söyledi. Ben bu tespitin abartılı olduğunu sanmıyorum. Türkiye’de altın konusunda sayılı uzmanlardan biri olan İstanbul Üniversitesi’nden Mehmet Hakan Sağlam, kendisinin
15 yıl önce yaptığı bir çalışmada 5 bin ton gibi bir büyüklüğe ulaştığını, bugün bu büyüklüğün 6 bin ton civarında olabileceğini söylüyor. Peki, bu meblağ daha çok hangi toplumsal kesimde ve bu kesim bu tasarrufu ne zaman ve nasıl değerlendirebilir? Bu soru ve cevabı emin olun yalnız ekonomi çerçevesinde değerlendirilemeyecek kadar önemli. Ben bu altın tasarrufunun, büyük ölçüde, Türkiye’de milli gelire tüketim yönüyle, yaklaşık yüzde yetmişe varan düzeyde katkı yapan ve yine tamamına yakını ev sahibi olan ‘yeni’ orta sınıfta olduğunu varsayıyorum. Bu varsayımın dayandığı tarihsel, sosyolojik ve iktisadi gerçekler, tabii ki bir köşe yazısının sınırlarını çok aşar ancak şunu söyleyebiliriz: Türkiye’de erken seksenlere değin mali piyasalar yok denecek kadar azdı; Türk parasını koruma yasası gereği dövize yatırım yasal değildi. Bankalar da bir iki devlet bankası dışında hem güvenilir değildi hem de yüzde yüzlerde seyreden enflasyon ve negatif faizler TL’sı tasarruf mevduatı mekanizmasını çalıştırmadı. Bu durumda, Türkiye’de yoksulluğu aşan bütün hane halklarının ilk işi altın almak ikinci işi de üzerine ev yapabileceği araziyi kapmak oldu. Böylece orta sınıf, iki temel alanda tasarruf yaptı; birincisi gayrimenkul aldı ikinci olarak da altın. Çeşitli kriz dönemlerinde yastık altındaki altınlar bozduruldu ama çok geçmeden yerine de kondu. Aynı zamanda bu altın tasarrufları, düğün, yeni ev açma, miras gibi yollarda nesilden nesile aktarıldı.
Altın yükselince ne oluyor?
Türkiye’nin IMF ile stand-by anlaşması yaptıktan sonra, devalüasyonların olduğu günü takip eden günde gazete manşetlerini hatırlarsınız; ‘Bir gecede yoksullaştık, ülkenin yarısı elden gitti!’ Şimdi altının onsu iki bin dolara dayanırken Türkiye zenginleşiyor mu? Bu soruya ne yazık ki hemen evet diyemiyoruz. Çünkü yaklaşık 300-350 milyar dolar civarındaki bu yastık altı serveti, şimdilik işe yaramayan psikolojik bir güvenceden öte değil.
Bir zamanlar IMF söylediği için devalüasyon yaptığımızda gerçekten fakirleşiyorduk çünkü TL’sının değerinin düşmesi bizim gelirimizin de reel olarak düşmesi anlamına geliyordu. Oysa yastık altındaki altının durduk yerde değerlenmesi, yalnız stok servetlerde geçici bir artışa yol açıyor. Çünkü altın yeniden maliyet fiyatına geri dönebilir. Burada gelire ve üretime dayalı zenginlik ile servete dayalı zenginlik arasındaki fark da ortaya çıkıyor. Evet, Türkiye’de orta sınıfın altın zengini olduğu doğru ama Unakıtan da haklı. Bu zenginliği üretime, reel yatırıma çeviremedikçe hep ‘nerede bu altınlar’ diye sorarız.
Ancak, yukarıda vurguladığımız gibi, kentlerde yerleşik orta sınıfın elinde bulunan bu servetin, Türkiye’nin geleceğini belirleyeceğini söyleyelim. Çünkü bu servet sonsuza kadar statik kalmayacak ve hem yatırım ortamının iyileşmesi ile hem de mali piyasaların daha da derinleşmesi ile açığa çıkacaktır. Altın fiyatlarının önümüzdeki günlerde-iniş çıkışlar olsa bile- yüksek kalacağını düşüyorum. Bakın Türkiye’deki orta sınıf, elindeki 6 bin tona yakın altını ne zaman ekonominin dönen çarklarının içine atmaya başlayacak işte o zaman kriz bitmeye ve Türkiye’den başlayarak yeni bir dünya kurulmaya başlamış olacak!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018